Başından bilinse olur muydu adı yanılgının yanılgı
Kısa vadelerle soluyorum, koşuyorum yada koşturuluyorum
Özengilerimde ağırlık yapan çamurlu ayaklar oysa
Nedense bu ivedilik
Ve nereye yetişmek içinse bu çarklar
Korselerini takıp kalın gövdelerine
Olmadıkları birine benziyorlar aynalarda.
Peşinen bilinse olur muydu adı yanılgının yanılgı
Emeklerken ellerim kesildi yerden
Altımdan çekildi halı
Sizin sakin başlarınızsa yek pare saatlere ayarlı
Ayaklarınız sustalı, zamanı bıçaklamış
Hayat ölmüş ama bakın siz dışarıdasınız.
Cesaret [...]
Şiir
Yanılgı - Ezgi Gürçay
-yolculuk gece(si)nin yansıması- - Can Sever
gülüşüne takıldı hevesin ipliği…
başkasına güldükçe sen
çözülüyor ilmik ilmik
ve
mahrem yerleri görünüyor ruhun
utandım
içim kapanıyor
saklambacında…
dişlerine sarıldı hayaletin bedeni…
başkasına konuştukça sen
yaşam terk ediyor hücre hücre
ve
kanayan yaraları görünüyor kalbin
ağladım
başım dönüyor
tobacında…
Facebook’a ekle
ritüel - Can Sever
hoşuma gidiyordu gülüşün
ve hoşum, gülüşünden başka kimsenin uğramadığı bir yerdi
her güldüğünde
rakım: soğuk
nüfus sıkkın yazan tabelanın yanından geçip
il sınırını çoktan aşıyordu otuz iki dişin
ve bu sınır ihlali
yaşam destek ünitesi bir ritüeldi benim için..
Facebook’a ekle
DUYGUNUN YEŞİLLİĞİ - Ali Şerik
DUYGUNUN YEŞİLLİĞİ
Kuşların ve çiçeklerin adlarını unutur kiremitler
kesik bacağı taşıyan bir vücut gibi büyüyor kent
hasta kalbim, dolaşmak istiyor eylülün ortasında
bozkırda savrulan kuru bir kenger
Betona, kirece, asfalta hapis edilir duygunun yeşilliği
kurtulmak sanki mümkün değil bu gelişen cilt yarasından
Emekleyen dünyaya, düşüp kalkan sevgiye
kına yakar kalorifer peteği, sakızını yapıştırır sandalyenin altına
Zehirler her akşam vakti göze damlayan zamanaşımını çanaklar
Kapının zili [...]
UFKUNDA CEYLANLARI KOVALANMIŞ KIRLARIN TEDİRGİNLİĞİ(*) - İbrahim Eroğlu
a)
Hırçın sularıma eşlik eden martılar da gidince,
‘Yağmalanan bir limana demirledim’ yüreğimi.
Sığınacağım bir esmerliğim bile yok artık;
Yeni sözcükler aramalıyım iletsin diye yeminimi.
b)
Çocuk bahçeleri de terk edince düşlerimi;
Çok özledim, gündüzleri güneşi betimleyin.
Ozanların tabutlarına serdim ateşlerden derlediğim gülleri.
Bari bu görüntüleri [...]
Esrik Ben - Cansu Aksu (Janus)
yükümlülüğü sınırsız ;
göz göze olduğu iyi bir sahneden
fırlamış zamanın da bir eksikliği var ;
bir bakışlık uçurumu alevlendiren:
sen .
be- n- dendeki sen .
oysaki seninle sınırlı olmak var.
bu benimkisi boşa zaman eklemek.
dudaklarında esrimek ,
düş kırıklığında arınmak kendimden:
sende bulunmak.
dedim ya
esrik
salt eksiklik esriklik.
özü
bu
dem.
Facebook’a ekle
Zamanım Ağlayacaktı - Ali Şerik
Kibirlice omzuma dokundu sonat
gözümü yumdum, odanın içi ağlayacaktı saadettin ılıcasında
pencereden günbatımının soluk aldığını duydum
kedersiz biri gibi rahat ve huzurluydu
sonra yıldızı kıskandıran dolunay göründü
eteğini yukarı kaldırmıştı göle girerken, dantelli şallından kutup ışığı
ateşböceği ve evler hafiften gerildi, gece vaktinin yorgunluğuna doğru
serin rüzgârın karışık işi yoktu, elinde tırtıl kozası
peri kızların sesini toplar intihar eden uğurböcekleri
tellerin mızrabında gölayağına inen [...]
Televizyon - Fehmi Özgök
Sen konuşma
Ben senin yerine konuşuyorum
Sen otur dinle.
Sen düşünüp de kafanı yorma
Ben senin yerine düşünüyorum
Sen otur ızle
Sen üretme;
Ben senin yerine üretiyorum
Sen otur keyfine bak sana ne
Sen yeme içme;
Ben senin yerine yiyor içiyorum
Sen otur bak öylece.
Sen yaşamaya özenme
Ben senin yerine yaşıyorum
Sen ölsen de.
Facebook’a ekle
Şehr-i Ala - Şeyda Koç
Tutuşturulmuş bir alevdin sen
Gözlerimde söndüremediğim
Yeşilliğin iç yakan irem kapısıydı
Tepelerinden sızan hayali şelalelerinle
Boğazın sularına dans ettirirdin
Seyrine ram olmuş şairlerin kadar
Yorgun düşen emekçi insanlarınla
Balıkçılarını selamlayan deniz kızı kulenden
Nağmelerin geliyordu kulağıma
Ah… o eski İstanbul demeyeceğim sana
Biçare türküler söylemekte yakışmaz
Derdinle yoğrulmuş, aşkınla kavrulmuş
Selamlar getir bana
Semalarından bıraktığın yağmurunla
Yaşım çok genç değil henüz otuz
Bir bayana yakışırmı ömrün ortasında olmak
Ama tarihin davetkar, [...]
Durunca - Şeyda Koç
Durunca
Durunca dünya durdu,
susunca sustu ellerin
Ellerin kına yangınında su
Ellerin kehribar sarısı
Ellerin semaya kalktığında
Sonsuzluğa açılan tor
Ellerin bana yöneldiğinde
Tabiatım canlanır
Olur yer gök nur !
Facebook’a ekle
Televizyon - Fehmi Özgök
Sen konuşma
Ben senin yerine konuşuyorum
Sen otur dinle.
Sen düşünüp de kafanı yorma
Ben senin yerine düşünüyorum
Sen otur izle
Sen üretme;
Ben senin yerine üretiyorum
Sen otur keyfine bak sana ne
Sen yeme içme;
Ben senin yerine yiyor içiyorum
Sen otur bak öylece.
Sen yaşamaya özenme
Ben senin yerine yaşıyorum
Sen ölsen de.
Facebook’a ekle
Ortalık gene adam - Handan Kalsın
Titrek ışıklı fahişeler sokağındaBütün böcekler kir pas içinde
Kapının demiri Madam Doriet’in elinde
Gelen her müşteri için avanta beklemekte
Maşadan yeni çıkmış buklelerin kokusu
Ve ilk iş gününde çaylak kızın korkusu
Parfüm kokusu kaplı tenlerde
İnadına şehvet kokusu
İşler durgun lakin paskalya yortusu
Fakat üzülmeyiniz Madam
Ortalık gene adam gene adam…
Facebook’a ekle
Uykuyla Öpüşme - Handan Kalsın
Uykuyla öpüşmeden çok önceSonsuz serin su içinde
Var olma savaşında insan
Yaşam boğum boğum
Kati bir sondur doğum
Bazen son başlangıçtır
Ve gece dudaklarımdan öpen kırlangıçtır
Facebook’a ekle
Varsa bir fincan ilham perisi - Handan Kalsın
Varsa bir fincan ilham perisi
İyi günler
”O” yolladı beni
Varsa bir fincan ilham perisi
Fazla değil
Sadece bir fincan
Önemli değil gerisi
Alır almaz iade edecek yarın
İsterseniz paketle verin
Her yer kapalı malum
Aa! O bizim sehpa değil mi maun?
Toz alırken dışarı koymuştuk
Biz de kapıcının günahını aldık
Neyse canım sağlık olsun
Aldık biz yenisini sağolun
O tv kaç ekran sahi
Terlikle de girdim ama
Zaten altı pek kirli [...]
TOHUM - Ali Şerik
TOHUM
Bakarken vatanın unutulan sokaklarına
bir kahve fincanı içinde, sığındım eski bir dosta
Yüzündeki yara izi, kesik yeşil elma parçası
gömmüş çekirdeğini sevdiğinin yüreğine
sevdiği üstelik uzakta
Onu düşündükçe çocukluğu geçer gözlerimin önünden
Tahta bir atta binmiş el sallıyor annesine
geceleri yetim bırakılmış yedi sekiz yaşları
İlk yıllarında üzüntüleri şeker sanıp yerdi
sitemleri suyu tükenmeyen değirmen
Büyümesini öğrendi meze masasında ağlayan bıyıkların gözyaşında
Büyük insanların dünyalarına girmekten [...]
LAHEY Şiirleri - Haydar Eroğlu
“İş yok” diye yazılmış camına Türkçe
kapısından döndügüm bir çiçek bahçesinin
umut denizindeki son gemisi de batmış
kendini kurtaran kaptan olarak
evine dönerken ben
“yabancı” nedir bilmiyor olmalı
bana el sallayan Hollandalı çocuk
önü çiçekli bir pencereden
Facebook’a ekle
Bayağılaşma - Ezgi Gürçay
Bayağılaşma
Sen, tutam tutam bu
Yüzüklerimin taşı düşüyor
Damdan bahçeye kaskatı bir karga düşüyor
Tüm köpekler kurtuluyor iplerinden
Yere en son kırık dökük bir heykel düşüyor.
Siyah beyaz gölgeler yayılıyor eve
Köşegenler yalayıp geçiyor gövdeleri
Bir pergel ayağı gibi örümcek lambalar, daireler çiziyor
Bütün konuşmalarımız kurtuluyor teferruatlardan
Dik merdivenlere suskun insanlar düşüyor.
Köpük tebaasından yatırımlarımız
Sapmış arzularımıza kızgın damlalar düşüyor
Yanık tenimizden geriye donmuş parafin düşüyor
Tek solukta [...]
BU EVDE - Haydar Eroğlu
Almanya’da evlerin
Yakıldığı günlerde
Böyle yazdı bir çocuk
Lahey’de
Kapısına evlerinin
Büyük harflerle:
‘TÜRK OTURMUYOR
BU EVDE!’
Facebook’a ekle
Arada Kalmış - Cansu Aksu (Janus)
Bir inanç sekmesi olmalıydı
Sizi bu kaosun içinde tutan
Arada kalmış can çekişen bedenleriniz vardı
Ağlamaktan ağrımış kalpleriniz
Olamaz dediniz bu şaka olmalı
Yüreğinizin çırpınışları nafileydi
Anlatmak mı sizi dinlemezler
Düşünmek mi başka bedenleri boşuna
Ümit ettiniz mutlu olmayı
Alın teri ve neşe ile
Onlar o kumarbazlar
Bolluk peşindeydiler
Şükretmediler ki akıtsınlar zehirlerini
Toprağı biçmediler ki anlasınlar değerlerini
Siz kendiniz büyüttünüz çiçeklerinizi
Kendiniz paylaştınız dertlerinizi
Bir soluktu uzaklarda sevgi
Hep çabaladınız sevmeye
Neferiniz [...]
Ay Işığında Aşk Sağımı - Bilal Tırnakçı
Aşkı sağıyordu şair
ay ışığında
Kelimeler sandık sandık
Gizem küfte saklanıyordu
Yağmur ıslatıyordu gökleri
O ıslanmadan eriyordu,
Zırhını çıkarmıştı gece
Hem neylerdi aşka zırh
Kelimeleri mayaladı bir bir
Noktaladı cümleyi bir mıh…
Ayrılıktan ve acıdan örülü gece
Sağdıkça bereketleniyordu
Sol göğsünde titrek bir sancı
Düşündükçe şiddetleniyordu…
Aşkı sağdı ay ışığı
Nasırlı bir el gibi dokundu geceye
Hasreti içti şair yudum yudum
Sığmadı yürek demirden heceye…
Facebook’a ekle