Öykü

Allah’a Kafa Tutmak

1 Nis 2009 | yazar: Handan Kalsın

  Fantastik bir dünyada değiliz. Hayatın sıradan seyri esnasında gerçekleşen paranormal olaylar yok değil. Birkaç sene önce mucizeleri zihnimde sorgularken başıma gelen olaylar zincirini solumanızı istiyorum.   Göz açıp kapayıncaya kadar gerçekleşme deyimini bilirsiniz. Bunun eskiden beri gizemli olaylar için kullanıldığını birçoğumuz duymuşuzdur. Güzel bir yaz günü ve Beşiktaş her zamanki gibi kalabalık. Sahil yolu
[devamını oku...]

Share


Tepe Dünyaya Taklak

1 Nis 2009 | yazar: Sadık Yemni
Tepe Dünyaya Taklak

Mert Kesir onu ilk kez bir mağaza vitrininin yansısında gördü ve hayatı tepetaklak oldu. Camekâna konmuş en yeni cep telefonlarına bakıyordu. Kaldırım kalabalıktı. Gelip geçenler nedeniyle cama iyice yaklaşmıştı. Bu nedenle görmesi biraz gecikmişti. Aklı ve hevesinin bütçesi için çok tuzlu olan telefonlardan yansıdaki şeye dönmesi saniyeler aldı. Sağ eli yıldırım hızıyla kısa saçlarını yaladı
[devamını oku...]

Share


İstem

1 Nis 2009 | yazar: Alper Bilgili
İstem

İç Ege’de ova üzerine kurulmuş kasabalardan birisini getirin aklınıza. Hatta Menderes’e komşu olsun. Yazı yaz gibi, kışı kış gibi… Bu kasabada bir kahvehanenin önündeyim. Dışarı atılmış sandalyelerden birine kurulmuşum. Sandalyenin sırt kısmını oluşturan tahtalar bile huzurumu kaçırmaya yetmiyor. Burası Ege. Burada zaman yavaş akıyor. İnsanlar tasasız. Öğleden sonra… İtfaiye toz kalkmasın diye sokakları suluyor. Serinlik
[devamını oku...]

Share


Buklesinde Reyhan Kokusu

1 Nis 2009 | yazar: Şeyda Koç

Kapıyı çaldı adam ve kadın açmaya gitti… – Nerde kaldın? – Üst kattaydım, çamaşır falan – Yok ya? bu saatte çamaşır mı kalır… ? – Yine çarşı Pazar gezdin değil mi? Kadın yorulmuştu bu sorulardan. Senelerdir giydiği bir çift ayakkabısına takıldı gözleri… Ayakkabılıkta öylece duruyordu, bu yarı sarhoş eve gelen adama ne diyebilirdi ki! On
[devamını oku...]

Share


Aynadan Yansıyan

1 Nis 2009 | yazar: Osman Özbaş

Polis arkadaşına, telsiz anonsu yaptınız mı? diye sordu. Sonra ona döndü; ‘’Bak delikanlı, herşeyi anlatmazsan içerde çürür gidersin.’’ Memur sıkıntıyla konuşuyordu. Devam etti: ‘’Sen buradan çıkmak istemiyor musun? Hayır mı?.. Bak buraya neden geldiğini, binayı neden kazımaya çalıştığını söylemiyorsun, varsayalım ki amacını unuttun, olur ya, ama kimliğin yok, tanıdık bildik kişilerin adını adresini ver oradan
[devamını oku...]

Share


Safdil

1 Nis 2009 | yazar: Osman Özbaş

Cevapların yanıltıcı olmasından kuşkulanıyorum hep; bir bilmece oyununda gibiyim. Bazen kendimi kıskanıyorum; bazen kararsızlığımı yenmek ve başımı çevirip gitmek istiyorum. Adımı andığım an çıplak bir kol uzanıyor omzuma, yalınayak biri, ‘’Haydi şerefimize içelim,’’ diye bağırıyor, bembeyaz küpler cirit atıyor çevremde, insan kendi kendisiyle nasıl çarpışır? ‘’Niyetini kimseye belli etmiyordun, değil mi… ‘’Kenara çekil; dans edemiyorum.
[devamını oku...]

Share


Rüya İçinde Hikaye

1 Nis 2009 | yazar: Erol Kasırga

Hemen soğuk ve karanlık pencereye koştum; Gökyüzündeki bulutlar aşağıya inmiş gibi, koyu bir sisin içindeki kaldırımda, polis müdürünün giderek uzaklaşan ayak sesini dinledim sessizce. Bu hayatın içinde tek başıma yapayalnız kaldığımı, hayatın anlamsızlığını, suskunluğumu, çaresizliğimi, bütün ruhumu sonuna kadar kaplayan suçluluk duygusunu, korkaklığımı, nerede hata yaptığımı düşündüm ve düşündükçe neyi düşünmem gerektiğini düşündüm ama bir
[devamını oku...]

Share


Takkeli Azrail

1 Şub 2009 | yazar: Atilla İpek

Kemal yattığı yerden etrafına bakındı. Son birkaç saat içinde olanları pek hatırlamıyordu. Kalp krizi geçirdiğini, eski hemşire olan karısının durumu erken farketmesi sayesinde hastaneye vaktinde yetiştirildiğini öğrenmişti. Etrafta bir koşuşturma vardı. Ama o sadece tekrar atmaya başlamış kalbini dinliyordu. Ağrıyla atan kalbi dışında hiçbirşeyi duymuyordu. Kurtulduğuna mı sevineceğini, az daha ölüyor olduğuna mı yanacağını bilmiyordu.
[devamını oku...]

Share


Aynaların İsyanı

1 Şub 2009 | yazar: Ezgi Gürçay

   Telgrafçı Fehmi Bey sokağı belleğimde son kalan fotoğrafına bire bir uymaya devam etmekteydi. Yoksulluk ışıyan gri beton yapılar ve umarsız bakışlı insanlar. Evlere HAL aynalarının montajı sırasında sık sık yolum düşmüştü bu taraflara.     32 numaralı binanın önünde iki lacivert üniformalı nöbetçi dikilmekteydi. On yaşındaki paslı kütleyi park ederken içlerinden uzun boylu olanı
[devamını oku...]

Share


Sağlıklı Yaşam Koşusu

1 Şub 2009 | yazar: Hürrem Efe

On sekiz yıl önce altmışl yedi kilo olarak geldiğim Hollanda’da yüz iki kiloya çıkmıştım. Eve aldığım üç tartı aracı da, ağırlığıma dayanamayarak bozulduğu için, son günlerde kaç kilo geldiğimi bilemiyordum. Oysa işsiz kalmadan önce seksen beş kiloydum. Hiç değilse bu kiloya düşebilmek için, zayıflamanın yollarını arıyordum. Böylesine çıkmazda olduğum günlerde, Türkiye’nin Sesi Radyosu’nda sağlıklı yaşam
[devamını oku...]

Share


Yıldönümü

3 Ara 2008 | yazar: Alper Bilgili

Toplarla yaptığı numara geçen haftaki kadar ilgi çekmiyor. Bunu kabullenip yeni bir şeyler bulsa iyi eder. Bisiklet olmaz. Daha iki tekerlekli bisikletin üzerinde duramazken tek tekerlekli bisiklete binmeyi nasıl becerecek… Hem bu şehirde bisikletle şov yapan bir hokkabaza kim ilgi gösterir? Herkes biraz cambaz burada. Çaresiz labutla yaptığı gösteriye dönecek. Biliyor ki az sonra etrafında
[devamını oku...]

Share


Martı

3 Ara 2008 | yazar: Nazım Fırat

Sabahın ilk ışıklarında oltasına takılan şaşkın birkaç kaya balığı ve suda beklettiği bayat ekmek parçaları… Tuncer, birazdan kapısını çalacak en yakın arkadaşı ve en özel misafiri için yiyecek bir şeyler hazırlama telaşına düşmüştü. Yeterince balık yoktu, ama ekmek kurtarabilirdi öğünü. Özel misafirinin balığı çok sevdiğini biliyordu. Hatta balık, arkadaşı için vazgeçilmezler arasındaydı. Suda bekletilmiş bayat
[devamını oku...]

Share


Keman Konçertosu *

3 Ara 2008 | yazar: Özkan Binol

“Yusuf Atılgan’a” Cuma Öğle Ağustos sıcağıydı. Caddede in cin top atıyor, asfalt yoldan kalkan sıcak durmadan yüzümü yalıyordu. Kaldırıma düşen gölgeleri takip ede ede bir an önce istasyona ulaşmaya çalışıyordum. Her şey bıraktığım gibiydi. Sanki, akrep ve yelkovanın yolculuğunun daha başlamadan bitmişti. Ansızın duyduğum tren düdüğünün sesiyle düşüncelerimden bir anda uzaklaştım. Başımı kaldırdım ve eskimişliğin
[devamını oku...]

Share


Kokovskinin İzdivacı

3 Ara 2008 | yazar: Cengiz Darıdere

Çok sevdiğim biricik arkadaşım Öküz Mehmet sevincinden havalara uçuyordu. Koskoca Amsterdam’da evlenecek bir manita bulmuştu kendine nihayet. Gerçi kız Hollandalıydı ve özellikle Protestan hıristiyandı, ama olsun, bu kadarcık kusur kadı kızında da olurdu. Zaten kendisi de bazen Müslüman, duruma göre ateistti, ara sıra tavlamak istediği karıların inançlarına göre itikat vaziyetlerini anında değiştirmeyi bilecek kadar da
[devamını oku...]

Share


Sokaklar Benim Yeniden

3 Ara 2008 | yazar: Sadık Yemni

İnsanlar çevrimiçi ve çevrimdışı olarak iki gruba ayrılırlar. Çevrimdışı olmak, devrimdışı olmak, yani devredışı kalmaktır. Coølover Metin Ergin buzdolabından şeftali suyu şişesini alırken kabın yüzeyine dokunan parmakları dakikalardır beyninde sarkaçlanan sorunun cevabını fısıldayıverdi.  Elektrik kesintisi en az üç saattir sürüyor olmaktaydı.  Kap ılınmıştı. Şişeyi mutfak masasının üzerindeki notun üstüne bıraktı. Annesi öğlen yemeği için etli
[devamını oku...]

Share


Satılık Anılar

3 Ara 2008 | yazar: Yavuz Nufel

Her yıl Hollanda’da 30 Nisan Koninginnedag’da (Kraliyet Günü), hemen hemen her sokak satıcılarla dolar taşar… Çocuklar, kullanılmış oyuncaklarını; büyükler de -işe yarayan ama kullanılmayan- evde yer işgal eden hemen hemen her şeylerini satarlar!.. Çatal-kaşık, iğne-iplik, elektrikli-elektronik cihazlar, ev aletleri, bahçe malzemeleri, masa-sandalye, dolap ve kullanılmış sutyen-külot da dahil olmak üzere, aklınıza gelebilecek ne varsa bulmanız
[devamını oku...]

Share


Az pişmiş Gerçeklik ve Çorba Ruhu

2 Eki 2008 | yazar: Nazan Bilen

Bulunduğum yer tam bir berbatistan. Omuzlarımda görünmeyen, tekinsiz bir şeylerin yoğun basıncı etrafı izliyorum. Çok kalabalık, ortalık insan kaynamakta. Çevresi irili ufaklı toprak öbekleriyle dolu büyük bir çukurun içindeyiz. Kenarlara yığılmış toprak tekrar çukura dolmasın diye tahtalarla, kazıklarla desteklenmiş. İnsanlar artık yaşamıyormuş gibi kül rengine dönüşmüşler, ama seslerini duyabiliyorum. Gri, fısıltılı bir hortlak kitlesi. Daha
[devamını oku...]

Share


YALNIZ AĞACIN DANSI

2 Eki 2008 | yazar: Mesut Balık

“Biliyor musun Sakız Hanım, kendimi ne zamandır böyle mutlu hissetmemiştim”. Oturduğu yerden, kendisini rahatça görebileceği yükseklikte asılı duran, duvardaki aynaya yaklaştı yavaşça. Aylardır süren uzun ve derin bir uykudan uyanmıştı sanki. Yaşlı gözleriyle, yüzündeki cizgilerde dolaştı bir süre. Geçen seneden bu zamana kadar, cansız beyaz saçları iyice azalmış, her geçen gün yüzüne yeni ve derin
[devamını oku...]

Share


Wilma’nın Sandığı

2 Eki 2008 | yazar: Murat Tuncel

Kapalı perdeye doğru yürürken içindeki sıkıntıyı hâlâ atamamıştı. Pencerenin yanına gelince birden bire durdu. Perdeyi araladı. Dışarı baktı. Bir süre boş bakışlarla sokağın karşı tarafındaki evlerin çatıları arkasına saklanmaya çalışan güneşin koyu kırmızı ışıklarının göğün mavisine karışarak morarmasını seyretti. Ümitsizce: -Görünürde hiç kimse yok, dedi. Bir eliyle tuttuğu yer yer solmuş kahverengi kadife perdeyi bırakınca
[devamını oku...]

Share


Filmvari Hayatlar

2 Eki 2008 | yazar: Sadık Yemni

Kapının zili tek bir kez çaldığında divanda oturur durumda uyuyakalmış olan genç kadının omuzları kıpırdadı. İstemem, şimdi olmaz der gibiydi sanki. Sol eli yumruk şeklinde sıkılıydı. Gözleri panikle açıldığında bir şey yapabilmesi için çok geçti. Filmin sonu içeri girmişti. Bulunduğu yer bu yaşamda canlı olarak içinde yer kapladığı son mekân olacaktı. “Aslı Otlubayır hanım çekim
[devamını oku...]

Share


Öylesine bir mektup

1 Ağu 2008 | yazar: Cansu Aksu (Janus)

Öylesine bir mektup Uzun süre oluyordu  geçmiş gölgesini üzerinden çekeli . Hoş,  görmesi hiçbir şeyi değiştirmeyecekti. Kalp ritimleri hariç? Bundan da emin olmak mümkün değildi. Yaşama hissi yoğunluğunu ölçen sadece sezgilerimizdi. Öyle olması gerektiğinden değil. Sadece öyle! Tanıdığım birisi; Ben seni anladığımı sandığım sana anlatıyordum beni. Şimdi bu çığlığın ortasındaki hüznüm beni yakınında bir yerlere
[devamını oku...]

Share


K2RİK ve GECE

1 Ağu 2008 | yazar: Sadık Yemni

E.G.Y’e “Bir adın var mı senin?” Durakladım. MSN listemde olmayan birinin iznim olmadan mahremime girmesi alışık olmadığım bir durumdu. Emrimde ülkenin en iyi hackerlarını çalıştırmaktaydım ve bilgisayarım özel koruma altındaydı. Öfkeli, şaşkın, ama meraklıydım. Yetkin ateş duvarımı aşabilen biriyle yıllardır karşılaşmamıştım. Merakım öfkemi yendi ve ‘K2RİK’ yazdım. “Kumpası keşfettin. Başın dertte.” dedi hoparlörlerimden yükselen sesi.
[devamını oku...]

Share


Delil Avcısı

1 Ağu 2008 | yazar: Gülay Kaya

Delil Avcısı Prof.Dr.Sevil Atasoy’a… Giderek puslu soğuk bir kasım sabahı tan ağartısının ısladığı dallar, şöminenin kara sunağında öfkeli kediler gibi tıslıyorlardı. Yalımların kuyrukları henüz tavana erişemiyorsa da, işli demirden paslı parmaklıkların hapsettiği çift kanatlı iki uzun pencereyi kısmen buğulamıştı. Kenar cepheler cevizden gömme kütüphaneydi. Cilası solmuş tozlu raflarda parlak şömizli ansiklopediler, çoğu kalın akademik kitaplar
[devamını oku...]

Share


Varoluşun en ince yeri

1 Ağu 2008 | yazar: Nazan Bilen

Varoluşun en ince yeri “Dur hemen bıçağa sarılma, inceldiğimiz nokta burası değil,” derdi belki Mahmut arkası dönük olmasaydı. Musluktan akan tazyikli su sesi, ağzına sakız ettiği o küfürler olmasa birşeyler sezinleyebilirdi belki. Oysa şimdi sadece bir ölü, ruhunu ayaküstü teslim etmiş bir cesetti. Basitinden bir hokkabaz gösterisinde olduğu gibi bir abra kadabra sonrası bitivermişti her
[devamını oku...]

Share


Rüya Simulasyonları

1 Ağu 2008 | yazar: İsmail Yiğit

— Bu gece hangi rüyayı görmek istersin tatlım? Baban dün senin için indirmiş internetten, Alice Harikalar Diyarında. IDDB ’de 9.1 almış senin yaş grubundaki gençlerden. Eminim çok beğeneceksin sen de. — Kendim rüya görsem olmaz mı anne? Sanki hiç uyumamış gibi hissediyorum rüya simülatörüne bağlı olduğumda. — Psiko-sağlık sonuçların normal sınırlar içinde İmge, beyninin ürettiği
[devamını oku...]

Share


İsabella

1 Haz 2008 | yazar: Osman Özbaş

İsabella Burası randevu evi gibi kullanılan, ayaküstü sevişmeler için düzenlenmiş ucuz bir pansiyon odası. Pek kullanışlı olduğu söylenemez; taban karolarının bir kısmı kırık, bazıları yerinden oynuyor, yağlı tabaklar orta yerlere bırakılmış. Rahatsız etmeyin sinyalini veren ‘meşgul’ ışığı kaç kere kendisi için yandı anımsamıyor İsabella. Duvarda bir-iki çıplak kadın posteri asılmış. Etajerin üstünde son ödeme tarihi
[devamını oku...]

Share


Korku Kovanı

1 Haz 2008 | yazar: Gülay Kaya

Dolunayın mat aydınlığı amansız ve mutlak karanlığa yaslanan sis bloklarını garip bir biçimde mistik ve ölümcül kılıyordu;  sanki oradaki lanetin yüreğine yuvalanmış, zehirli ağlarıyla pusuda çatal dilli ifritlerle iblis pigmelermiş gibi. Şeytan bilir ya! Belki de öyleydi. Tabii zihnin bu varsanıyı resmetmek için hangarından bulup çıkardığı imgelerin dehşet vericiliği, tüyler ürpertici sislerin içinde beliren o
[devamını oku...]

Share


Suya yazdım adını

1 Haz 2008 | yazar: Can Çelebi

Eğer insan, uyuyup uyanıp aynı düş’ü görüyorsa, her seferinde kaldığı yerden tüm ayrıntılarıyla aynı düş’ü görüyorsa, bir süre sonra yitiriyor gerçekliğe ınancını.   Yine bir düş gördüm:   Okuldan çıkmışım, evimizin olduğu sokaktayım.  Elimde kitaplarım, üzerimde okul üniforması yerine, annemin bayram için diktiği pembe mavi çiçeklerle süslü elbisem var.  Adını “bahar” koyduğum bu elbisemi çok
[devamını oku...]

Share


Ruh Vestiyeri

1 Haz 2008 | yazar: Sadık Yemni

Canımı yavaşça ılık suya salıyorum. Baygınlık ölüm taklidi yaparcasına geliyor ve gidiyor. Ruhumu vestiyerden almaya yakınım. Vestiyercinin çürük benzi öfkeli. Ölüm korkusundan sıtkımı sıyırabileceğimi öngöremediği için gazabı suretini burmuş. İnsan kalıbından iyice taşmış durumda. Sıfatların tanımlamakta yaya kalacağı görünümü kapalı göz kapaklarımın ardından nüfuz ediyor beynime. Hışırtı tıslatan dili anlamadığım kelimeler sarfetmeye devam ediyor. Üzerime
[devamını oku...]

Share


Onsekizine Ekmek Banarken

1 Haz 2008 | yazar: OsmanDuman

Babasını küçük yaşta kaybeden Yavuz daha çocukken tanışmış yoksullukla. Hafıza teyzeyse genç yaşta alışmış fitreye zekâta. Bu yardımlarla Yavuz’u büyüttüğünü söyler annem. Ne zaman Yavuz’dan açılsa konu ‘babasından kalan şu ev de olmasa’ diye tamamlar sözlerini. Annem o kadar çok tekrar etmiş olacak ki ‘hep bir evim olsun, sonra çocuğum olsun’ diye söylenirim sağda solda.
[devamını oku...]

Share