Öykü

Nefes almayı unutmuşum…

1 Mar 2010 | yazar: Beynur Yılmaz
Nefes almayı unutmuşum…

Seni değil nefes almayı unutmuşum… Sonbahar yıldızları gökyüzünü aydınlatıyor. Odam karanlık, yalnızlığın misafir. Perdeler rüzgara teslim pencerem yarı açık. Her şey sustu, gece bile ve boğuk sesimle sana sesleniyorum. Duymuyor musun? Şimdi sen uzağımsın, uzağımdasın. Sen şimdi bir tuzaksın. İçimde durmaksızın kanayan yaramsın. Sen şimdi her şeyden uzaksın… 
Seni ilk gördüğüm an geliyor aklıma. Tanrım!
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Amsterdam’ın Delisi

1 Mar 2010 | yazar: Can Çelebi
Amsterdam’ın Delisi

Ara sıra, daha çokta parasız kalınca ona gidiyor; anadan – üryan soyunup bir sandalyenin üzerine miskin miskin tünüyordum. Saatlerce eklem yerlerimin uyuşmasını sağladıktan sonra sıra ısınma hareketlerine geliyor, tüm hareketleri–uzmanlık alanım olurlar- eksiksiz, büyük bir ustalık ve doyulmaz bir zevkle, olimpiyatlara tek erkekler katagorisinde hem de favori olarak katılmış bir buz danscısı kıvraklığında icra edip
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Gala -2

1 Mar 2010 | yazar: Osman Özbaş

=2= Film dünyası ciddiye alınması gereken bir sektördür. Her şey en ince ayrıntısına dek hesap edilmelidir. Bu filmin setinde de aynı coşku ve aynı ciddiyet hakim: senaryonun seyirciyle buluşacağı malzemeler hareket ve görüntü filmin derinliğinde canlanacak, Hidayet ‘in karakteri sanatsal bir anlatımla bütünleşecek… Program ‘İşte Hayatınız!’ gibi kısa tanıtıcı filmlerle başlayacak, çocukluğundan bugüne yaşamından kesitlerle
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Eski Istanbul Müzesi

1 Mar 2010 | yazar: Sadık Yemni

Bir masalı bilimsel postule kuyusuna attım. Sonra kuyuyu ters yüz edip rokete yükseltgedim ve yüzümü göğe çevirdim. En parlak yıldızlardan biri göz kırpttı. Bir kurt deliğinden geçip yanına vardım. Neden kâinattaki bunca uzak bir yer bu kadar tanıdık geliyor? Bigbangdaşlık soluyorum adeta. Diğer Kıyı Öykünmeleri – Yazi Meyyın “Bir şey mi oldu?” Siyah saçlı genç
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


KOMPO-SİZ-YON

1 Mar 2010 | yazar: Hasan Türksel

GİRİŞ Olan bitenlerden beni sorumlu tutanların sayısı hiç de az değildi hani. Tamam kabul ediyorum, arkadaşımı etkilemiş olabilirim ama o da kazık kadar adamdı yani. Boyuna, cüssesine bakacak olursanız mangalda kül bırakmayan bir kabadayıdan farkı yoktu. Genç yaşta kocaman bir adam gibiydi. Gerçi o dönemler geçeli bayağı oldu. Babalarımızın 68’li fotoğraflarında kaldı bıyıklı, sakallı kocaman
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


ZORYAK

1 Mar 2010 | yazar: Sadık Yemni

Şişşşttt şişşşttt geliyor! Mesut Sarıdal sol elinin işaret parmağıyla yanağındaki kesiğe dokundu. Yüzeysel bir sıyrıktı. Kanama hemen durmuştu. Parmağına bulaşan kırmızı leke tünel çağrışımı için görsel bir bilet gibiydi. Zihnindeki grafitili tünel kayıtlarında bir dirilme oldu. Kısa yol kuruldu ve kendini orada buldu. “Geldin mi?” Gri kot pantolon ve siyah tişört giymiş on beş yaşında
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Yarım…

1 Kas 2009 | yazar: Melike Şenyüksel

1 Bulanık rüzgârlar düşleyen bir çocuktu; gözlerindeki. Yorgundu. Yorgun ve cevapsız, gecede. Yanıtsızlıklarına iki daha eklemişti az önce. Hiç azalma dan, sistematik bir hızla artıyor ve genişliyor oluşları nedeniyle, belki de çok kısa bir süre zarfında, şimdiye kadar pek prim vermediği öz kıyım teorilerine yeşil ışık yakar hale gelebileceğini düşündü. Delireceğini bir de. Yeni bir
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Kordonboyu

1 Kas 2009 | yazar: Hasan Türksel

Seans kapanmış, günlük değerlendirmeler sona ermişti. Yarın için oluşabilecek işlem hacmi ve buna bağlı yapılması gereken satış ve alım rakamlarına ilişkin ön raporu hazırlayıp, bağlı bulunduğu departman şefine gönderdi. İşe başlayalı henüz 15 günlük bir süre geçmesine rağmen uzun süredir burada calışıyormuş gibi hissetmeye başlamıştı. İyi bir analist olmak için elinden geldiğinin fazlasını yapması gerekiyordu.
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Birazdan Yağmur Yağacak

1 Kas 2009 | yazar: Beynur Yılmaz

Siyah bir motosiklet ve siyah bir gece… Eylül yıldızlarının aydınlattığı yolun sonundayım. Motosikletimden indim. Terasta sarışın bekleyişi vardı. Yanko yine ızgarasının başında şarabını yudumluyordu. Beni gördüğünde ayağa kalktı ve “ kapı açık, hemen gel etler soğumasın” deyip gülümsedi. Gülümseyerek girdim eve. Merdivenlerden tırmanarak terasa çıktım. Koca yaz bitmişti çoktan ve konuşulacak o kadar çok şey
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Kâbus Silici- 1

1 Kas 2009 | yazar: Ezgi Gürçay

Merve pabucu yarım, çık sokağa oynayalım 2008 yılında kullanıma giren dreamrecorder aparatı sayesinde rüyalar kaydedilmeye başlandı. Depresyonlu hastalarda ve sara gibi nörolojik rahatsızlıklarda manyetik uyarım tedavisine de eş zamanlı geçilmişti. Daha sonra Japon patentli Dreamtwin makinelerini rüyaları bölüşmek için kullandı. Bu sayede psikologlar hastalarını rahatsız eden kâbusları bizzat deneyimlemek şansına erişmişlerdi. Gece rüyalarına musallat olan
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Kedili Ev

1 Kas 2009 | yazar: Fatih Danacı

İşlek bir caddenin kenarında ayakta kalmayı başarabilmiş bir ev vardı. Yıllar yılı pek çok yangın, deprem ve felaket görmesine rağmen çökmemiş, yok olmamıştı. Ahşap görünümü eskise de temelleri zamana inat yıkılmamıştı. Parmaklıklarla çevrili bahçesinin içinde üç katlı ev varlığını koruyabilmişti. Evin ne zaman yapıldığı bilinmiyordu. Ya da kimin tarafından inşa edildiğine dair kayıtlar bulunmuyordu. Çevrede
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Öteyer Fotoğrafçısı

1 Kas 2009 | yazar: Sadık Yemni
Öteyer Fotoğrafçısı

Öte Yer Fotoğraf Arşivi 1902 ile 2010 arasındaki zaman dilimine ait fotoğraflar. Tanesi sadece 10 TL. Bu dünyadan göçmüş sevdiklerinizin, çocukluğunuzun artık mevcut olmayan mekânları ve geçmişte merak ettiğiniz daha nice kimselerin fotoğrafları için bize başvurun. Milyarlarca fotoğraflık arşivimizden çok memnun kalacaksınız.  Parmağım kapıya dokunduğunda her an dağılıp gidiverecek ortam beklentim sönüverdi. Kapı yüzeyindeki
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Gala

1 Kas 2009 | yazar: Osman Özbaş

Her Yaşamın Bir Bedeli Vardır Mutlu Yıllar Hidayet GİRİŞ ‘’GALA filmi görsel-İşitsel keyif açısından tatmin edici bir film. Soundtracklar, dijital efektler çok etkili ve aksiyon sahneleri bir teknoloji harikası. Kahramanımız trajik varlığını post modern tarz ekleyerek kendi içindeki çelişkisini seyirciye ortak ediyor. Kostüm ve saç kesimleri dönem tasvirini vermekte dikkat çekici. Şehir peyzajı daha ilk
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Versiyon

1 Kas 2009 | yazar: Handan Kalsın

Olaylara katılmadan izleyebildiğim kabızvari anlardan biri. Hukuk okuyan kız kardeşim ilk çaylaklık günlerini yaşıyor olmalı. Evinde kaldığı sözde ev arkadaşı olgun avukat kadın, çamurlu elleriyle kardeşimin yeni defterlerine acemice baskılar yaparak kahkahalar atıyor. O kendisine güveni tam kız kardeşim gitmiş yerine sünepe bir kız gelmiş adeta. Olanları zoraki yarım bir gülümsemeyle izliyor. Oysa kız kardeşim
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Kaçak

2 Eyl 2009 | yazar: Murat Şahin

“İn arabadan” Samet bakış yönü hiç değişmeyen komutanının emrine uydu. Arabanın kapsını kapatacaktı ki doğruca önüne bakmaya devam eden yüzbaşı belinden 1940 yapımı Alman pistolünü çıkartarak kendisine doğru uzattı. “Hedefi bul. İki atış hakkın var” Onbaşı silahı alırken en azından infaz edilmek için gelmediğine kanaat getirmişti. Titreyen elleriyle tuttuğu silah neredeyse düşecekti. Etrafına bakındı. Rüyadaymış
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Zor Kopya

2 Eyl 2009 | yazar: Sadık Yemni

“Bir adı yok.” Dedi Can ve gülümsedi. “Olsa bize hissettirirdi.” Mutfak masasının üzerinde duran iki pipoya bakarak içimi çektim. Can Dökmeci liseden beri arkadaşımdı. Tek dostumdu. Son yıllarda işi icabı sık sık yurtdışına gittiği için az görüşür olmuştuk. Yarım saat önce ziyaretime gelmiş ve hayatımı sonsuza dek değiştirmişti. Anlattığı şey deli saçmasından da öteydi, ama
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Kızıl Saçlı Kadın

2 Eyl 2009 | yazar: Kazım Cumert

Nermin………’nin anısına Yıldızlı bir sonbahar akşamı. Twente’de bir köy ve o köyün kıyıcığındaki ormanda geçmişi yadederek yürüyen üç kişi: İki Hasan ve ben. Konuşmadan, ormanın sessizliğinin sesini duymaya çalışarak yürüyoruz. Suskunluğumuzu karanlıklarla paylaşırken, yalnızlığımızı bize göz kırpan yıldızlar aydınlatıyor. İçimiz duru ve aydınlık, tıpkı yıldız kaynayan gökyüzü gibi. Aylardan kasım, memleketlerden Hollanda ve onlarla inatlaşan
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Rehber

2 Eyl 2009 | yazar: Alper Bilgili

“Tek rehber bilimdir!” Aydınlanmanın doğurduğu bu fikir, Engin’in dudaklarından ağır ağır döküldü. Defalarca kez… Sonra bir kez, bir kez daha. Belki bu gece yüz olmuştu. Neredeyse ağzından çıkanların anlamlarını düşünmemeye başlamıştı ki birden dışarıda çöpleri toplayan kamyonun gürültüsü ile kendine geldi. “Ne derin bir cümle!” diye fısıldadı. “Aydınlanma başlayalı 200 yıldan fazla oldu ve bu
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Hayal Gücü

2 Eyl 2009 | yazar: Abdullah Konuksever

-Serpil, hadi çıkalım artık. -Tamam babacığım, geliyorum. -Necati… Serpil’in eline bırakma. -Aslı, yine başlama! -Ne yapayım, elimde değil. Dün yine haberlerde gördüm, küçük bir çocuk kaçırmışlar. -Aslı, lüzumsuz programlara baka baka psikolojini bozdun! Dünyada iyi şeyler de oluyor! – Sen inanmazsan inanma, geçen altın gününde anlattılar. Hayriye hanımın eltisinin komşunun yeğeni günlerdir kayıpmış… Zavallıyı hangi
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


İlk Buluşma

2 Eyl 2009 | yazar: Hasan Türksel

- Alo? – Merhaba Mr. Özgür, resepsiyondan ariyorum, şu an lobide sizi bekleyen bir misafiriniz var efendim. Kendisi sizinle görüşmek istediğini haber vermemizi istedi. – Benimle görüşmek isteyen biri mi? Ama şu an saat kaç? Ayrıca kimin görüşmek istediğini öğrenebilir miyim? – Saat 05.30 efendim, görüşmek isteyen kişi önemli olduğunu söyleyince sizi uyandırmak zorunda kaldık,
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Olasılıkların Ruhu

2 Eyl 2009 | yazar: Fatih Danacı

Öyle bir köprü düşünün ki günde 250 bin araç üstünden geçsin, yüzlerce kez tramvay, rayları üzerinde ilerlesin; 1 ton balık betonuna değsin; 1 milyon insan yürüsün, 2 milyon ayak bassın; 1 milyar 600 bin kere adım atılsın. Bu Eski Galata Köprüsünün özetidir. 1845 yılında yapılmış kemerlerinin bir günlük hikâyesidir. Hareket eden, durmak bilmeyen hayatının anlatımıdır.
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Kadersiz

2 Eyl 2009 | yazar: Nazan Bilen

“Ben kaderimi backup yaptırmak ya da yeni, kısa metrajlı bir kader çizgisi yükletmek istiyorum, ama cüzdanım tamtakır.” dedi Cem. “İşgüzar memur robotlardan biri farkına varıp, hayatımı anında delete eder diye korkuyorum.” “İş oraya varmadan bir çözüm bulalım sana, ama mangır olmadan zor bu işler biliyorsun.” dedi hologram Zürafa. Eski hologramlarından biriyle cevap vermişti telefona. Kızıla
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Birinci Reklameş Cinayeti

15 Haz 2009 | yazar: Sadık Yemni

“Şimdi aklıma geldi birden. Bu öğle üzeri Altusa marka kazakları gördüm. Nişantaşı’nda. Fiyatı yüzde yirmi beş indirmişler. Az kalsın alacaktım, ama önce sorayım dedim. Sarı istiyordun değil mi?” Ahmet Ertuna’nın soğan doğrayan hareketli eli durakladı ve dönüp Nermin’e baktı. Kadın içeri yeni girmişti. Çok yürümüştü yine besbelli. Çünkü ayakkabılarını çıkarınca terlik giymemişti. Birazdan ayaklarını soğuk
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Maç Papazı

15 Haz 2009 | yazar: Atilla İpek

1 Mayıs 07 Hanımı arayıp hafta sonu için hayalini kurduğumuz mangal planlarını başka bir hafta sonuna ertelememiz gerektiğini söyleyince çok kızdı. -Hani başka bir plan yapmayacaktın? Senin gibi müezzine inananın vay haline! -Durum bildiğin gibi değil Kevser, kasabanın kiliselerine hafta sonu bir dostluk maçı yapalım diye teklif etmiştik. Nasıl olsa kabul etmezler diyorduk, malum dört
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Kâbus Silici

15 Haz 2009 | yazar: Ezgi Gürçay

Basri Daima Bulur 2008 yılında kullanıma giren dreamrecorder aparatı sayesinde rüyalar kaydedilmeye başlandı. Depresyonlu hastalarda ve sara gibi nörolojik rahatsızlıklarda manyetik uyarım tedavisine de eş zamanlı geçilmişti. Daha sonra Japon patentli Dreamtwin makinelerini rüyaları bölüşmek için kullandı. Bu sayede psikologlar hastalarını rahatsız eden kâbusları bizzat deneyimlemek şansına erişmişlerdi. Gece rüyalarına musallat olan kâbusları defetmek için
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Çikolata Böceği

15 Haz 2009 | yazar: Handan Kalsın

Çikolata ve böcek kelimeleri yan yana gelince iğrenç duruyor farkındayım fakat bunu anlatmak zorundayım. Şehrin gürültüsünden uzak; kasaba ve köy arasında sıkışmış, taşra için güzel sayılabilecek bir apartman dairesindeyim. Hava ölesiye sıcak; üst katlarda yaşamanın verdiği avantajla, camlar bir magandanın kıllı böğrü misali sonuna kadar açık. Az önce içeri el kadar dört beş araba girdi;
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Hatır Hutur Hatıra

15 Haz 2009 | yazar: Nazan Bilen

Burnuyla gömleği aynı renkteydi nerdeyse, patlıcan morundan birazcık daha koyu. Bira göbeği görmeyeli dümdüz olmuş. Ayağında her zamanki gibi yepyeni siyah bağcıklı ayakkabılar. Yine dudağıma değecek yakınlıkta öptü buruşuk elleri arasına aldığı yanaklarımdan. Ben her zaman oturduğum kahverengi divana yerleştim. İnce turuncu yastıklardan birini aldım sırtımın arkasına. Eteğim kısa olduğundan bacaklarımı iyice yapıştırdım birbirlerine. O
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Çizilmedik karizma

15 Haz 2009 | yazar: Abdullah Konuksever

Çetin, köşedeki kahvehaneye girdi. Garson Mehmet: -Kaptan, bu gün erkencisin? Vay, hem çok şıksın, yoksa lüks vasıta mı kullanacaksın? Çetin kimseyle muhatap olmak istemiyordu. -Muavin, bana büyük bardakta demlisinden bir çay ver! Kahvehane boştu ama yine de kimsenin oturmak istemediği karanlık köşedeki masaya oturdu. Mehmet çayı verip: -Kaptan, karanlık köşeye oturduğuna göre yine bir sıkıntın
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


İzmir-Amsterdam

15 Haz 2009 | yazar: Hasan Türksel

Yağmur damlacıkları cama vurarak hızla aşağıya doğru kayıyordu.Başını cama yasladı,büyük beyaz bulut kümelerinin arasında ilerlerken gülümsedi.Şu an bulunduğu yeri tanımlayabileceği bir kelime aradı ama bulamadı.Her şey her yer beyazdı.Üniversite yıllarında İzmir-Manisa arasında her gün yaptığı otobüs seyahatlerinde seyrettiği gökyüzüne çıkmıştı.Hatta son zamanlarda yoğun olarak gökyüzünden aşağıya bakar duruma gelmişti.Seyir halindeyken  farklı ülkelerin,değişik coğrafyaların çizgisel görünümlerini
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Uyan Artık

15 Haz 2009 | yazar: Erol Çelik

Bilinci yavaşça yerine geliyordu, bunu kulağına gelen bebek ağlamasının içine doğurduğu huzurdan dolayı anladı. Bebek, çaresiz ama o kadar tatlı ağlıyordu ki, bir an önce uyanıp, onu bağrına basmak istedi. Kalbini saran bu sızı belli ki, ilk anaç duygusuydu. Gözleri hafifçe aralanmaya başladığında, ilk önce duvardaki sıvaların yer yer dökük olduğunu görmeye başladı. Hiçbir anlam
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark