sayı 6

Yolculuk

1 Şub 2008 | yazar: Nazan Bilen

Ne yolculuk esnasında, ne de vardığı yerlerde gözüne uyku girmezdi. Kâbusa dönüşen ilk geceleri bir uyku hapıyla başından savmaya çalışırdı. Bu sefer aniden yola çıkmaya karar verince uyku hapını bir arkadaşından almıştı. Hap ovaldi ve uçuk eflatun rengindeydi. Tam ortasında kolayca ikiye bölünebilsin diye derin bir çizik vardı. Annesinden aldıklarına hiç benzemiyordu.
Tren neredeyse bütün şehirlerde
[devamını oku...]



Azo’nun sınır macerası

1 Şub 2008 | yazar: İsmail Polat

Azo Almanya’ya kaçak gelme işlemlerini tamamlamıştı. O akşam çocuklarıyla son görüşmesi olacaktı. Mutfağa  girip ocağa bir çay koydu. Çayın pişmesini beklerken evin içinde sıkıntısından bir iki tur attı.
Hanımı, ”Bizden ayrılacağın için çok heyecanlısın canım Azo. Sen öyle heyecanlı olursan,ben  kadın başıma ne yapacağım bu çoluk çocukla? Onları nasıl okutacağım? Okullardaki kötü gelişmelerden, sağ, sol örgütlerden
[devamını oku...]



Birinci Cümle

1 Şub 2008 | yazar: Ezgi Gürçay

“Defterimizi bitirdim sevgilim.”
Yatak odamın kapısında tülden geceliğiyle bittiğinde ona ‘burda ne arıyorsun’’ diyebilmek için gözlerimden, yanaklarıma kadar her türlü kasa ve kemiğe komut verdim. Nafile. Ağzını açmaya davranan bir kekeme gibi beceriksizce sesler çıkarabildim ancak. Üst dudağımla dişlerim arasındaki yer tahıl tozu topaklarıyla kabarmıştı sanki. Dudağım sıkı sıkıya kapatılmış pembe bir panjur gibi titredi. Titrer
[devamını oku...]



Mezarlıktaki Buluşma

1 Şub 2008 | yazar: Mesut Balık

Pek çok insan gibi ben de mecbur olmadıkça buralara uğramam aslında. Fakat Latife’min son zamanlarında artmış olan rahatsızlığından dolayı gelmem kaçınılmaz olmuştu. Hayatın değişik kesimlerinde bulunmuş olan buradakiler hayattayken birbirlerine bu kadar yakın olacaklarını belki de akıllarından bile geçirmemişlerdi. Hepsi de sonlarına dair ipuçlarıyla birlikte yüzlerini aynı yöne çevirmişler, güneşin ve de yağmurun bir zamanki
[devamını oku...]



Korumalı: Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Kurultayı düzenlendi.

1 Şub 2008 | yazar: haberler

Burada alıntı yok çünkü bu yazı korumalı.



Paul ZAZADZE’nin Yarattığı Dev Marka:ZAZA

1 Şub 2008 | yazar: Nejat Yentürk

Belli bir yaşın üzerindeki hemen her erkek Zaza’yı, Cumhuriyet tarihimizin dev yerli markalarından biri olarak hatırlıyor. Tıraş bıçağı, ustura ve diğer berber levazımatından, tıraş sabunu ve tıraş kremi gibi ıtriyata, gaz ocağından bıçakçılık malzemesine dek çok çeşitli ürünleri ile belleklerde yer edinen Zaza, kolay elde edilemeyecek bir marka bilinirliğini uzun yıllar elinde tutmayı başarmıştır. Zaza
[devamını oku...]



Arada Kalmış

1 Şub 2008 | yazar: Cansu Aksu (Janus)

Bir inanç sekmesi olmalıydı
Sizi bu kaosun içinde tutan
Arada kalmış can çekişen bedenleriniz vardı
Ağlamaktan ağrımış kalpleriniz
Olamaz dediniz bu şaka olmalı
Yüreğinizin çırpınışları nafileydi
Anlatmak mı sizi dinlemezler
Düşünmek mi
[devamını oku...]



Entellektüellerin James Bond’u – Len Deighton

1 Şub 2008 | yazar: Sadık Yemni

Len Deighton 1929 yılında Londra’da doğdu. Babası şoför, annesi de bir otelde ahçıydı. Bir süre demiryollarında katiplik yaptıktan sonra askerliğini hava kuvvetlerinde fotoğrafçı olarak katıldığı özel bir araştırma birliğinde bitirdi. Terhis olduktan sonra ilk olarak St Martin’s Sanat Okuluna, ardından burslu okuduğu Royal College of Art’a gitti. Arada garson olarak çalışırken ahçılığa merak saldı.  New
[devamını oku...]



Bölünmüş İmgeler Otobanı

1 Şub 2008 | yazar: Fatih Öz

David Lynch filmlerini Sigmund Freud’tu, Odipal’di, kişilik bölünmesi idi demeden açıklayan hiçbir yazı okumadım, böyle birilerini tanımadım. Bu durumun kötü bir şey teşkil ettiğini veya doğru olmadığını söylemiyorum ama bu düsturla geçen gece tekrar Lost Highway’i “Sadece senaryoda devamlılık yok, hepsi bu, yoksa gayet de çözebilirim.” diyip izledim. Fakat zihnimde o kadar “şık” görüntüler kalmış
[devamını oku...]



Yaşam

1 Şub 2008 | yazar: Cansu Aksu (Janus)

Soğuk yüzüne çarptı, rüzgarlı.Gökyüzü parlaktı.İyi hissetti ama çok geç.Düşünmekten kaçmak mı onu kovalamak mı seçim yapmalıydı. “Phoenix” i aldı eline, ama bu acı verirdi düpedüz. Bıraktı. Ellerine baktı. Benim bu ellerim benim bu ellerim ne olacak? dedi kendine. Eline aldığı törpüde hayatın anlamın aradı.Kadındı.Kadın olmalıydı. Soyut düşünmek saçmaydı, başlangıcı bulmak çözümsüz. Ellerini törpülemeye başladı.Bu güzel
[devamını oku...]



Ay Işığında Aşk Sağımı

1 Şub 2008 | yazar: Bilal Tırnakçı

Aşkı sağıyordu şair
ay ışığında
Kelimeler sandık sandık
Gizem küfte saklanıyordu
Yağmur ıslatıyordu gökleri
O ıslanmadan eriyordu,
Zırhını çıkarmıştı gece
Hem neylerdi aşka zırh
Kelimeleri mayaladı bir bir
Noktaladı cümleyi bir mıh…
Ayrılıktan ve acıdan
[devamını oku...]



Sonradan

1 Şub 2008 | yazar: Namık Atalay

sen yanımda uyurken bile
özlüyordum seni
gece yanımdan geçse
karanlık ve soğuk
araba sarsılsa
en ufak tümsekte
ve kaydırsan başını
omuzumdan göğsüme
çok uzaklardan yanıma
gelmiş gibi olurdun
sen yanımda uyurken bile
özlüyordum seni
hiç bitmeyecekmiş gibi
[devamını oku...]



Adları Eskisinden Daha İnce

1 Şub 2008 | yazar: Ali Şerik

Çocuklar karışmış sürekli kırmızı kalemle karalanan sicilime
hatıramdaki sokak en az iki adım küçülmüş
iki adım büyümüş sevgim bu dokunaklı şafak vaktine
beni döven çaylaklar ağırbaşlı birer ustabaşı
yolun
[devamını oku...]



Amalia, Haydi Kız

1 Şub 2008 | yazar: İbrahim Eroğlu

Amalia[i], Haydi Kız
 
a)
İçimizde ‘sekerken vurulan bir ceylan’ inliyor
Haydi kız, merhem olup sürül yaramıza
Sürül de, aşkın karargâhından hükmedelim
Ufkunu turuncuya boyayan şu üvey yurdumuza
 
b)
 
İçimizde başını doğrultacağı güneşini
[devamını oku...]



Novalis

1 Şub 2008 | yazar: Gülay Kaya

“İnsanın kaderi ruhunda saklıdır.”
Herodotus
 
Berbat bir havaydı. Gökteki bulutların paslı yoğunluğu boğucuydu. Her an öğürmeye hazır, marazi bir sarılık her yere hakimdi. Öğleye yakın çiselemeye başlayan yağmur korkunç bir hal almış neyse ki, sağanak kısa aralıklarla geçiştirmişti. Gene de hepten kesildiği söylenemezdi. Çünkü bulutların bir teki bile yerinden oynamamıştı. İnsanda güzel duygular uyandırmayan hava ıslak kurum
[devamını oku...]



Yolculuk

1 Şub 2008 | yazar: Fatih Öz

Dünya’yı terk edeli ben deyim 5 , siz deyin 7 gün oldu ama öldüğünü 2. dakikada fark etmek yalnızca filmlere özgü bir şeymiş. 3 hafta kadar “Yok canım , olur mu hiç , felç falandır.” diye düşündüm. Neyse sonra elime Cumartesi akşamı için bir parti bileti geldi : Hem de cehennemin dibine!
“Listede adım var? ;
[devamını oku...]



Pazar Günü Asla

1 Şub 2008 | yazar: Atilla İpek

Emine çalıştığı bakımevinin ölümcül hastalar bölümüne yeni girmişti ki, yatalak hastaların ayaklanıp ona doğru yürüdüğünü gördü.
En önde de ayağının üç parmağı kangrenden kesilmiş olan bayan Berg kızgın aksak adımlarla ona doğru yaklaşıyordu. Elinde bir kova dolusu kapkara olmuş su taşımaktaydı.
‘Şimdi seni çamura bulayayım da gör gününü!’
O arada çalar radyo kendiliğinden açıldı, ardından üç bip sesi
[devamını oku...]



The Shock Doctrine

1 Şub 2008 | yazar: Kitap Biti

Felaket kapitalizminin gelişi

Naomi Klein
De shockdoctrine
uitgever: De Geus
prijs: € 22,50
672 pagina’s
isbn: 978 90 445 0918 2
İngilizce’den M. Stoltenkamp tarafından tercüme edilmiştir.

Felaket kapitalizmi nedir?
Yazarın tanımı şöyle: Felaketlerden planlı bir şekilde yararlanarak bunlarla kombine edilmiş ekonomik fırsatların kullanımına felaket kapitalizmi diyor.
Sosyalist sistemin çökmesinden sonra neo-liberalizmin argümanı, serbest pazar ekonomisinin ancak özgür ortamlarda kurulup,
[devamını oku...]



Akbabanın Bugünleri

1 Şub 2008 | yazar: Sadık Yemni

Higgins: Bu basitçe ekonomik bir durum. Bugün petrol tamam. On, on beş yıl sonra yiyecek, Plutonyum. Belki daha önce bile. Sen halkın ne yapacağını düşünüyorsun?
Joe: Onlara sordun mu?
Higgins: Şimdi değil. Sırası geldiğinde. Kaynaklar tükendiğinde. Sor bakalım motorları durduğu zaman. Açlığın ne olduğunu bilmeyenler aç kaldığında sor. Bir şeyi bilmen lazım. Bize onlara sormamızı istemeyecekler. Bize
[devamını oku...]



Yer

1 Şub 2008 | yazar: Ezgi Gürçay

Gergef dokumuş hayallerim geceye örümcek ağından
Her oyuncusunun bu coğrafyanın, tiksindiği bir şey var
Bir solucan ruhunda cımbızla varlığını yoklama arzuları
Ve birbirine tükürükler savurdukları genişten ağızları var.
Yer
[devamını oku...]