sayı 3

Sayı 3

2 Ağu 2007 | yazar: Editör

Merhaba,
Yine yoğun ve hummalı bir çalışma sonucunda hazırladığımız dergimizi üçüncü kez beğenilerinize sunuyoruz.
Dergimize, artık gelenek haline geldiği üzere altı adet öyküyle başlıyoruz. Sırasıyla Ayça van Ingen’dan Köpek, Janus’tan Mavinin Öyküsü, Benden Uzaktaki Mezar, Bu ayki Hollandalı yazarlar yazı dizisinin konuğu İsmail Polat’dan Haberler ve Fareler, Gülay Kaya’dan Karanlıkta Bir Soluk ve Nazan Bilen’den Ursula ve
[devamını oku...]



Avrupa’da Türkçe konuşanlar ve yazanlar Amsterdam’da buluştu

1 Ağu 2007 | yazar: haberler

UETD, Türkevi ve TİKA tarafından düzenlenen “6. Avrupa Türkçe Süreli Yayınlar Sempozyumu”nda “50. kuruluş yıldönümünde AB, Türkler ve siyasi katılım” konusu ele alındı ve Türkler’in tüm Avrupa’da siyasete aktif katılımın önemi vurgulandı.
AMSTERDAM,- Avrupalı Türk Demokratlar Birliği  Hollanda (UETD) ve Türkevi Hollanda tarafından düzenlenen, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) tarafından da desteklenen  “6. Avrupa
[devamını oku...]



Hollanda’da 2007 Yazının Filmleri:

1 Ağu 2007 | yazar: haberler

Molière
Moliere 1644’te 22 yaşındadır. Bejart ailesiyle bir yıl önce açtığı ‘Illustre Théâtre’sı iflas etmiştir. Alacaklıları peşini bırakmazlar ve hapise düşer, serbest kalır sonra yine hapse girer. Daha sonra hapisten çıktığında birden ortadan kaybolur. İşte film bu dönemde neler olduğuna, Molière’in başına neler geldiği sorusuna ışık tutmaya çalışıyor.
Evan Almighty
2003’te 485 milyon dolar hasılat getiren filmin ikinci
[devamını oku...]



Korkulobin

1 Ağu 2007 | yazar: Sadık Yemni

Korktum, kanım dondu, dehşete kapıldım, bende hoşafın yağı kesildi, dizlerimin bağı çözüldü, tüylerim diken diken oldu, ödüm patladı, kalbim duracak sandım, içim buz gibi oldu, katıldım kaldım valla, kesseler kan akmazdı deriz çeşitli nedenlerle. Kanımızdaki hemoglobinin yapısındaki demir oksijeni bağlayarak hücrelere taşır. Demirin yerine korkuyu ikame edelim bir an. Korkulobin beyin hücrelerimize buz gibi ve
[devamını oku...]



Barış Elbet Mümkün

1 Ağu 2007 | yazar: Ali Şerik

Barış elbet mümkün canım kardeşim
yeryüzünde güvercin kalmasa bile
civanperçemi yeşermezse de tahrip ettiğimiz bahçede
kamaşmasa da gözümde sevdiğinin albeni
barış elbet mümkün canım dostum
Barış elbet mümkün canım ağabeyim
mezarlığa
[devamını oku...]



Ağlama

1 Ağu 2007 | yazar: Yavuz Nufel

delibozuk şairin
delibozuk öyküsü
fazla gelir bu şehre
heybesi boş
elinde Musa asası
ayaklarında demir çarık
umut toplamaya gidiyor
dönene dek sabret
ağlarsan felaket
ağlama
İstanbul’u sel alır
haksızlık olmaz mı
Çarşamba’ya
hep iyi ki sevmişim, dedi
keşke sevmez
[devamını oku...]



Ötebilir miyim?

1 Ağu 2007 | yazar: Handan Kalsın

Ötebilir miyim?
Müsaadeniz varsa öpebilir miyim?
Suskunluğun son demlerinde
Boğazıma kadar sevda içindeyim
Tımarhanelerin odaları neden dolu
Az buçuk çakozladım diyebilirim
Ne mahallenin açları umrumda
Ne de takımın maçları
Mehtaplı gecelerin en hasında
Ben,
[devamını oku...]



Birinci kuşağın sözcüsü (ve yazıcısı):İsmail Polat

1 Ağu 2007 | yazar: Atilla İpek
Birinci kuşağın sözcüsü (ve yazıcısı):İsmail Polat

Hollanda’ya kırk yıl önce bir kuşak geldi ve de göçüyor bile. Gurbet, ‘eski gurbet, yeni vatan’ olurken; ‘eski vatan, yeni gurbet’ halini alır olmuş, bu kuşağı terketmiş kendi yoluna devam ediyordu da bu kuşak bunun pek farkına varamadı. Onlar hakkında çok şey yazıldı çizildi ama bu yazılanların hepsi birbirinin kopyası olmaktan öteye gidemedi. Bize belli
[devamını oku...]



Ursula ile Metin

1 Ağu 2007 | yazar: Nazan Bilen

Korkuyordum. Yıllardır yaşadığım bu mekânda ürkek bir at gibi dolaşmak zorunda kalmak evle aramı iyice açmıştı. Bazan köşe bucak temizliği yaparak, uzama yakışan müzikleri sunarak, pencereleri sonuna kadar açıp oksijeni basarak ilişkimizi düzeltmeye çalışıyordum, ama dışardaki aydınlığa rağmen içerisi gerçekçi olmayan bir loşluğa büründüğünde, yemek masasının etrafını çevreleyen kırmızı boş sandalyeler hafif titreşimler gösterdiğinde, yatak
[devamını oku...]



Karanlıkta Bir Soluk

1 Ağu 2007 | yazar: Gülay Kaya

Pause düğmesine basılmış gibiydim.
Bir nanosaniyede onlarca sayfalık metinleri hatmeden yaratıklar, salt eğlence olsun diye kozmik hız sınırını tutmuşlar, tek dokunuşla zamanın katıksız sularını akış düzlemine sa-bitlemişlerdi sanki. İçinde bulunduğum durumun açıklaması buysa üst cümledeki yaratıkların espri anlayışları tuhaf olsa gerekti. Bir gün toprağa karışacağını düşündüğüm vücudum mole-küllere ayrılıp nanolaşmış, Kubrick filmlerinden birinin içine ansızın çekilivermişti
[devamını oku...]



Haberler ve Fareler

1 Ağu 2007 | yazar: İsmail Polat

Mustafa ile kardeşi Hüseyin bir fabrikada çalışıyorlardı. Dün Rotterdam’da yerlilerin yabancıların kalmış oldukları pansiyon ve evlere baskın düzenlediklerini duymuşlardı. Bu baskın esnasında içerde bulunan insanları dövmüşler ve tüm eşyaları dışarı atmışlardı. Hollanda hükümeti olayı kınayarak suçluların yakalanıp yasalar önünde yargılanacağının açıkla-masını yapmıştı. Bu saldırıları haklı çıkartacak bir neden mevcut değildi. Bir bahane bulmuşlardı. O da
[devamını oku...]



Uzaktaki Mezar

1 Ağu 2007 | yazar: Atilla İpek

Mezarlığa yaklaşmış olmamıza rağmen artık eskisi gibi bir ürperti gelmedi üzerime. Oysa yıllarca mezarlıklar ve cenaze merasimleri beni ürkütmüştü.
Ağabeyimin ben altı yaşındayken beklenmedik ölümü; ondan da önce küçük halamın, ondan kısa bir süre sonra da yengemin ölümleriyle tanışmam çok erken yaşta olmuştu. Belki de ondandı ölümlere karşı çocukça korku. Beni galiba hepsinden çok etkileyen Sıtkı
[devamını oku...]



Mavi’nin Öyküsü

1 Ağu 2007 | yazar: Cansu Aksu (Janus)

İstemek dedim bilirsin onlarca ağırlı kabullenip mutsuzluğuma içerken sormamaktır zamanın sana ne ifade ettiğini. Sonsuzluk içimizdeki o liyakatli son kadar yaşar dedin. Zamanı kabul ettin mavi. Adımı pembe koysan da benim kırmızı laflar ettiğimi bilirdin.
“Zaman o ki aynı düşleri görüyor herkes içip duruyor ve biz  öylece dururuz eldeki hayallerimizi de saklayarak. Onları genişletemeyen spock sendromlu
[devamını oku...]



Köpek

1 Ağu 2007 | yazar: Ayça van Ingen

İğrenç yarı kesik kuyruğunu sağa sola durmaksızın sallarken gördüm onu. Sokağın başında ne tarafa gideceğini bilmeden tasmasını çekiştiriyor, zavallı yaşlı sahibini şaşkına çeviriyordu. Şişedibi gözlüklerinin penceresinden dünyaya bakan aciz ihtiyar kadın köpeğe ‘otur’ emri verdi, fakat köpek tınmadı bile. Arka arkaya gittikçe yükselen bir ses tonuyla gelen ‘otur’lara rağmen hayvanın oturmaya niyeti yoktu. En sonunda
[devamını oku...]