Merhaba,
Oda Edebiyat ve Fikir Yongalama Dergisi kapağından anlaşılacağı gibi öykü, şiir, deneme, fikir yonga yazısı ve sanat yazılarının sergilendiği bir sanal odacık.
Dergimizin başlıca amaçlarından birinin yetenekli genç kalemlere Türkçe akislenen âlemde seslerini duyurtabilmek olduğunu belirtmiştik. Sanal odamız prensip olarak Türkçe yazan herkese açıktır. Dost, tanıdık ya da tanımadık kimse bizden özel davet beklemesin. Odamızın kapısı [...]
sayı 2
Sunuş - Editör
Karanlık Oda - Pınar Gediközer
Facebook’a ekle
Türkevi & UETD Duyurusu: - Haberler
VI. Avrupa Türkçe Süreli Yayınlar Sempozyumu
9 Haziran 2007 – Amsterdam - HOLLANDA
50. Kuruluş Yıldönümünde
“Avrupa Birliği, Türkler ve Siyasi Katılım”
Türkevi Dergisi girişimi, TİKA ve UETD’nin destekleriyle Doğu ve Batı Avrupa’da yayınlanmakta olan Türkçe süreli yayınların temsilcileri ve Türk kökenli siyasetçilerin katılacağı 6. AVRUPA TÜRKÇE SÜRELİ YAYINLAR SEMPOZYUMU 9 Haziran 2007 tarihinde Hollanda’da yapılacaktır.
6. Sempozyumda 50. Kuruluş [...]
Kendini aklamak yolunda zoraki bir dedektif Metin Çakır… - Tilki Leman
Yazar dostum Sadık Yemni benden her sayı için bir polisiye roman eleştirisi rica ettiğinde bunu nasıl yapacağım üzerinde bayağı düşündüm, çünkü iyi bir polisiye okuru olmak ile onları eleştirmek farklı şeylerdi. Düşünürken, aklıma polisiye romanlarına, bütünsel bir edebiyat eleştirisi getirmek yerine kahramanlarının üzerinden yaklaşmanın bana daha uygun olacağı fikri geldi. Bu fikirden yola çıkarak da [...]
David’in siyah balonu peşimde - Nazan Bilen
Bulantı değil bu, bunaltı. Bun ağacının altı, beni ermek istediğim yerden alıkoymaya çalışan mor elleri akşamın. Arkalarının boş olduğu ve dünyanın orada bittiği hissini veren moda merkezi binaları. David Lynch fimlerinin günü delip hayatıma yansımaları. Tanımlanamayan bazı duygular kendilerini sembollerle çağrıştırıyorlar. Alabildiğine gerçek üstü olmaları yüzünden hayatımın anlamının son noktasını da alıp götürüyorlar.
Dört yıldır dışarı [...]
Kahverengi Hap - Sadık Yemni
Hapı yutma diye argo bir deyim vardır. Olumsuz anlamda kullanılır. İnsan hastalanınca iyileşmek için hapı yutmaz mı? O halde hapı yuttuk denince neden bir şeylerin ters gittiğini düşünürüz? Bizi hap yutacak hale getirecek bir rahatsızlıktır sözü edilen mecaz olarak. Ya da yıllar öncesinden ünlü Matrix filmindeki kırmızı ve mavi haplara bilinci örtülü bir göndermedir. Olur [...]
Osmalı Devleti’nde İlk Yerli Itriyat Fabrikasının Kurucusu:AHMET FARUKİ - Nejat Yentürk
Ahmet Faruki Müessesesinin Doğduğu Ortam
19. yüzyıl, sanayi devriminin biçimlendirdiği yeni toplumsal düzende insanların gündelik hayatlarına ve bedenlerine daha önce görülmediği oranda ilgi göstermesine tanıklık etmişti. Bu ilgi toplumsal hayata kadının gün geçtikçe artan oranda katılmasının yanı sıra, sağlık alanında yaşanan önemli buluşlardan da etkilenmekte idi. Artık geri dönülmez bir biçimde temizlenmenin ve kişisel hijyene dikkat [...]
Tuhaf Gazel - Ezgi Gürçay
Tuhaf Gazel
Ayaklarının altına mahkum
Hergün canımdan hikayeler.
Ellerim yüzüm, yüzüm ellerim
Söndür şu ateşi de, dökülsün pervanelerim.
Şu içimde bağıran avaza dek bağırsın
Bu heyuladan çeksin beni kurtarsın.
Bak bu kelimene gamları boğabilirim
Bedava sevmeye, es’ara dalabilirim.
Bu eşkiya hayatından yoksul başım vurulsun
Aç bi aç akbabalara etten sofra kurulsun.
Sabah akşam akan gürültücü maniler dursun
Söyle dünya artık, alçaklığı durulsun.
Basit keşmekeşler, yorgun atlar eşekler
Birbirine [...]
Sövgüye Hazır Değil Akşam - Ali Şerik
Sövgüye Hazır Değil Akşam
Kuru ağaca sığınmış kuş sesini topluyorum parmak uçlarımla
antenlerini bırakıp giden özleme sarıyorum türü tükenen böceği
ağaçlarda serüvenlerini anlatabilseydi, ağlar mıydı sabahlar tarihe dokunarak
cesaretimdeki akasya çiçeğini koparmadan anlatılmıyor nedense acım
Kabuğu soyulmuş, yapraklı budak çoktan unutulmuş, katmerleşir gök gürleyişi
bakamam yüzünü yıkayan başıboşluğa, dilsizliğin kovuğunda [...]
Bulut - Atilla İpek
Bulut
Tel örgünün dibindeyim.
Yıldızlar yok bu gece.
Uzaktan kasabanın ışıkları,
Ve sessizliğin içinde,
Köpek havlamaları.
En sevdiğim
Aşk şarkılarına başladı
Yağmur.
Üstümdeki tenteye çarpıyor
Hüzünlü yaşlarını.
‘Merhaba’ diyor,
Lambanın altında yatan köpeğe,
O da gülümsüyor.
‘Oradan geliyorum’ diyor bana,
‘Bu şarkıları ondan öğrendim,
Onun gözyaşlarını getirdim sana,
Merak etme çabuk dön ona’
Derken ay giriyor araya,
‘Yeter’ diyor yağmura
‘Daha çok yer var,
gitmeli’.
Son damlayı dokunduruyor dudaklarıma,
Ve gözyaşlarımı katıyor bulutlarına.
Sevgili bulut!
Selam söyle ona.
[...]
İkibin’i (neredeyse) on geçtikten sonra bir Hürrem Efe portresi - Atilla İpek
İkibin’i (neredeyse) on geçtikten sonra bir Hürrem Efe portresi
“Bugünün insanları beyinlerinin %10’unu kullandığı varsayılıyor. Bir derece artabilmesi için bin yılın geçmesi gerekiyormuış. Ben buna her kitap bir yıl öne götürür düşüncesi ile katılıyorum. Bir kişi bin kitap okursa bin yıl beklemeden beyin gücü bir derede artar diyorum.”
Hollandadaki ilk aylarımdı. Yeni gelmiştim. ‘Gurbetçiler’ hakkında sahip olguğum [...]
Deneme - Gülay Kaya
Deneme
Gidersin…
Herhangi bir noktadan kaçıp kurtulmak, herhangi bir noktaya varmak, çoğun gidişi kamçılayan bir neden, hazırlayıcı süreç ya da gidilen yerde bir bekleyen olmasa da salt gitmek için gidersin.
Kendini bulmanın tek yolu üzerine giydirilen, giydirilmek istenilen gömleklere boş verip, yalnız-lığın sunağında bir kez daha ruhunu, ruhunla birlikte geçmişini kurban etmek ve gitmektir.
İsminden, [...]
MANOLYA - Cansu Aksu (Janus)
MANOLYA
Bana ben seni seçtim demesinden önce başlamıştı her şey. Nasıl olur da ikimiz bir olup bulutları aşabilmiştik. Seçmek tonlarca ağırlık sırtlanmak değil midir? Seçmek insanın elini silindirin altına koyması değil midir? Ama aşmıştık işte bir kere. Bizi buna rağmen hafifleştiren şeyi bir unutsam? Unutmak ince bir buzun üzerinde fil gezdirmek aysız gecelerde.
Manolya’nın [...]
Pembe Lanet - Nazan Bilen
Pembe Lanet
Kapıyı yeni tanıştığı anahtarla kolayca açtı. Burnuna gelen ilk koku küf ve eskimişlik kokusuydu. Duvarlar modası çoktan geçmiş bej zemin üzerine çiçek desenli kağıtla kaplıydı. Küçük, loş koridorun sonundaki tuvalet ve banyo kahverengi, turuncu karışımı mat fayanslarla bezenmişti.
İki yıl önce de yine internette ucuz bir ilan görmüş ve birkaç haftalığına [...]
Kerim Dede - Ayça van Ingen
Kerim Dede
Yıldız hanım yatak odasının tavanına bakarak yatağında uzanırken kaderin kendisine oynadığı oyunlardan başka bir şeyi düşünemiyordu. Bir kadın daha ne kadar talihsiz olabilirdi ki? Hoş bir kadındı, hatta bir zamanlar çok güzel sayılırdı. Gençlik hayallerini düşünerek alaylıca gülümsedi, bu derin yüz çizgilerini daha da belirginleştirdi.
‘Ne kadar da hazırlıksızmışım hayata…’ diyordu bir [...]
Yolculuk (2) - İsmail Yiğit
Yolculuk (2)
— 1 Yıl 2 Ay 12 Gün Sonra –
[ “…Biz iki çılgın sevgiliyiz…” ]
Gözlerin karşımda şimdi. Sıcağın az ötemde. Sen de böyle düşünüyorsun şu an, biliyorum. ‘Gözleri karşımda, sıcağı az ötemde’ diyorsun içinden. Konuşmasan da dediğini biliyorum, sen de biliyorsun dediğimi, konuşmasam da. Sessizce, hiçbir şey dillendirmeden sadece gönül gücümüzle sohbet [...]
Birinci Kuşağın Böreği - Hürrem Efe
Birinci Kuşağın Böreği
Sizin hiç alışageldiğiniz bir yiyeceğe, içeceğe uzun süre özlem duyduğunuz oldu mu? İkinci kuşak bilmez. Belki inanmayanlar olacaktır ama, biz zeytine, bildiğimiz şu kara zeytine bile haster kaldık. Salt zeytin değildi hasterlik duyudğumuz. Sucuk, pastırma, leblebi, hatta kabak çekirdeği, çoluk çocuk özlemi kadar olmasa bile midemizin özlermleri arasındaydı.
60’lı yıllarda [...]