Yazarın tüm eserleri

Kadersiz

2 Eyl 2009 | yazar: Nazan Bilen

“Ben kaderimi backup yaptırmak ya da yeni, kısa metrajlı bir kader çizgisi yükletmek istiyorum, ama cüzdanım tamtakır.” dedi Cem. “İşgüzar memur robotlardan biri farkına varıp, hayatımı anında delete eder diye korkuyorum.” “İş oraya varmadan bir çözüm bulalım sana, ama mangır olmadan zor bu işler biliyorsun.” dedi hologram Zürafa. Eski hologramlarından biriyle cevap vermişti telefona. Kızıla
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Hatır Hutur Hatıra

15 Haz 2009 | yazar: Nazan Bilen

Burnuyla gömleği aynı renkteydi nerdeyse, patlıcan morundan birazcık daha koyu. Bira göbeği görmeyeli dümdüz olmuş. Ayağında her zamanki gibi yepyeni siyah bağcıklı ayakkabılar. Yine dudağıma değecek yakınlıkta öptü buruşuk elleri arasına aldığı yanaklarımdan. Ben her zaman oturduğum kahverengi divana yerleştim. İnce turuncu yastıklardan birini aldım sırtımın arkasına. Eteğim kısa olduğundan bacaklarımı iyice yapıştırdım birbirlerine. O
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Az pişmiş Gerçeklik ve Çorba Ruhu

2 Eki 2008 | yazar: Nazan Bilen

Bulunduğum yer tam bir berbatistan. Omuzlarımda görünmeyen, tekinsiz bir şeylerin yoğun basıncı etrafı izliyorum. Çok kalabalık, ortalık insan kaynamakta. Çevresi irili ufaklı toprak öbekleriyle dolu büyük bir çukurun içindeyiz. Kenarlara yığılmış toprak tekrar çukura dolmasın diye tahtalarla, kazıklarla desteklenmiş. İnsanlar artık yaşamıyormuş gibi kül rengine dönüşmüşler, ama seslerini duyabiliyorum. Gri, fısıltılı bir hortlak kitlesi. Daha
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Varoluşun en ince yeri

1 Ağu 2008 | yazar: Nazan Bilen

Varoluşun en ince yeri “Dur hemen bıçağa sarılma, inceldiğimiz nokta burası değil,” derdi belki Mahmut arkası dönük olmasaydı. Musluktan akan tazyikli su sesi, ağzına sakız ettiği o küfürler olmasa birşeyler sezinleyebilirdi belki. Oysa şimdi sadece bir ölü, ruhunu ayaküstü teslim etmiş bir cesetti. Basitinden bir hokkabaz gösterisinde olduğu gibi bir abra kadabra sonrası bitivermişti her
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Fondaki kadınlar serisi:Ben Emine

1 Haz 2008 | yazar: Nazan Bilen

Ben geldiğimde herkes gitmiş olur. Nadiren birileri mesaiye kalır. Kalan her seferinde bir erkektir. Onu rahatsız etmemek için ilk önce boş odaları temizlerim. Beni görürse ne düşüneceğini bilirim çünkü. Tepeden tırnağa siyahlar içinde, başımda siyah başörtüsü, elimde de şeker pembesi bir deterjan şişesi, hatırı sayılır cüssemle karşısına çıkarsam korkabilir. Aslında daha renkli kıyafetler giyebilmek isterdim,
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Benim annem başka bir gezegende

1 Nis 2008 | yazar: Nazan Bilen

“Hayır efendim, Anunakilere bir köle de ben doğuramam!” diye bağırdı Meral mutfaktan. Elindeki fincanı kahve makinasına yerleştirip, yanıp sönmekte olan kırmızı düğmeye bastı. Bir elinde üzerinde dumanı tütmekte olan kahve fincanı, diğer eliyle hafifçe karnını sıvazlayarak oturma odasına geçti. Kocası sessizce masadaki erimiş mum kırıntılarıyla oynamaktaydı. “Seni anlıyorum, ama gezegenin yarısı zaten onların kölesi. Hem
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Yolculuk

1 Şub 2008 | yazar: Nazan Bilen

Ne yolculuk esnasında, ne de vardığı yerlerde gözüne uyku girmezdi. Kâbusa dönüşen ilk geceleri bir uyku hapıyla başından savmaya çalışırdı. Bu sefer aniden yola çıkmaya karar verince uyku hapını bir arkadaşından almıştı. Hap ovaldi ve uçuk eflatun rengindeydi. Tam ortasında kolayca ikiye bölünebilsin diye derin bir çizik vardı. Annesinden aldıklarına hiç benzemiyordu. Tren neredeyse bütün
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Aynacı

1 Ara 2007 | yazar: Nazan Bilen

“Ayna tamircisiyim,” Esin bordo sabahlığının kuşağını biraz daha sıkılaştırıp, “Ne sizi ne de bir başkasını aradığımı hatırlamıyorum,” dedi. “Bunun ne önemi var ki, artık aynalarınızın suretinizi göstermediğini ikimiz de biliyoruz. Bırakın da bir göz atayım ne olur, belki ben kendimi görürüm.” dedi adam kendisine hâlâ gereksizliğini belli eden gözlerle bakan kadına. Tamirci yanında duran saç
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Düş Gezintileri

1 Eki 2007 | yazar: Nazan Bilen

Bazı günler bazı şeyleri yapmak için daha uygundur. Tıpkı bugün olduğu gibi. Cumartesileri şehir kenarlarından içe doğru kıvrılır önce, buralardaki eğlence düşkünleri minik kurbağa yavruları gibi merkeze doğru akarlar. Onları gidecekleri yere postaladıktan sonra kenarlar tekrar düzleşir, bu defa da dışa doğru eğrilirler. Benim gibiler bu kıvrımlardan dışa kayar. Sayımız az olduğundan sakin sokaklar, ağaçlı
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Görünmez Bombalar

1 Eki 2007 | yazar: Nazan Bilen

Okumadığım her geçen gün biraz daha ağırlaştığını hissettiğim incecik bir kitabı elime alıp birkaç saatte bitirdim. Hikayenin kahramanının yanında kendisini sürekli ezik hissettiği iri yarı, gösterişli, karizmatik babası ölmüştü. O babası ölünce yazmaya karar vermiş. Yaşayan bir babanın eline utangaçlıkla tutuşturulmuş, okumayacağını bildiği, okusa da hiçbir yorumda bulunmayacağı bir mektup olmaktan kurtarmış cümlelerini. Artık yazarı
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Ursula ile Metin

1 Ağu 2007 | yazar: Nazan Bilen

Korkuyordum. Yıllardır yaşadığım bu mekânda ürkek bir at gibi dolaşmak zorunda kalmak evle aramı iyice açmıştı. Bazan köşe bucak temizliği yaparak, uzama yakışan müzikleri sunarak, pencereleri sonuna kadar açıp oksijeni basarak ilişkimizi düzeltmeye çalışıyordum, ama dışardaki aydınlığa rağmen içerisi gerçekçi olmayan bir loşluğa büründüğünde, yemek masasının etrafını çevreleyen kırmızı boş sandalyeler hafif titreşimler gösterdiğinde, yatak
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


David’in siyah balonu peşimde

1 Haz 2007 | yazar: Nazan Bilen

Bulantı değil bu, bunaltı. Bun ağacının altı, beni ermek istediğim yerden alıkoymaya çalışan mor elleri akşamın. Arkalarının boş olduğu ve dünyanın orada bittiği hissini veren moda merkezi binaları. David Lynch fimlerinin günü delip hayatıma yansımaları. Tanımlanamayan bazı duygular kendilerini sembollerle çağrıştırıyorlar. Alabildiğine gerçek üstü olmaları yüzünden hayatımın anlamının son noktasını da alıp götürüyorlar. Dört yıldır
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


Pembe Lanet

1 Haz 2007 | yazar: Nazan Bilen

Pembe Lanet Kapıyı yeni tanıştığı anahtarla kolayca açtı. Burnuna gelen ilk koku küf ve eskimişlik kokusuydu. Duvarlar modası çoktan geçmiş bej zemin üzerine çiçek desenli kağıtla kaplıydı. Küçük, loş koridorun sonundaki tuvalet ve banyo kahverengi, turuncu karışımı mat fayanslarla bezenmişti. İki yıl önce de yine internette ucuz bir ilan görmüş ve birkaç haftalığına bir dağ
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark


KRİNGLOOP: devir, dönme, dönüş

1 Nis 2007 | yazar: Nazan Bilen

Aslında özel birşey aramıyordum. Bir eşya almak istediğimde genellikle hislerime kulak veririm. Zaten çoğu zaman ben eşyaları değil de, onlar beni seçerler. Bazan bir lamba, eski bir bisküvit kutusu ya da artık kabukları soyulmuş incilerden oluşan bir kolye onu almam gerektiğini fısıldar kulağıma. Bir gün vazgeçilmiş bir evlilik albümü bile “Ne olur beni kurtar buradan.”
[devamını oku...]

  • Share/Bookmark