Küllük deşen tavukları kovalayan hovarda bir horoz, hoyratça çöküyordu tuttuğunun üzerine. Gıdaklamalar ve canhıraş ötüşlerin karıştığı yükselen tozlar bunalttı içini. Sokağın tenhalığını kurtaramayan bu şamatada daha da yalnızlaştı.
Yere dokunmayan ayaklarından adımlar bırakarak yürüdü. Kavak yaprakları arasından bir yel hışırdadı kulaklarına. O sessizlikte canhıraş çığlıklar oldu fısıltılar. Teninde dalgalanan bir ürpertiyle titredi soğuk soğuk. Yirmi birinci [...]