Başından bilinse olur muydu adı yanılgının yanılgı
Kısa vadelerle soluyorum, koşuyorum yada koşturuluyorum
Özengilerimde ağırlık yapan çamurlu ayaklar oysa
Nedense bu ivedilik
Ve nereye yetişmek içinse bu çarklar
Korselerini takıp kalın gövdelerine
Olmadıkları birine benziyorlar aynalarda.
Peşinen bilinse olur muydu adı yanılgının yanılgı
Emeklerken ellerim kesildi yerden
Altımdan çekildi halı
Sizin sakin başlarınızsa yek pare saatlere ayarlı
Ayaklarınız sustalı, zamanı bıçaklamış
Hayat ölmüş ama bakın siz dışarıdasınız.
Cesaret [...]
Blog
Yanılgı - Ezgi Gürçay
Yaşam Kırpıntıları - Ezgi Gürçay
”Bak Koray, böyle kafana her estiğinde ara verirsek, bir sonuca ulaşamayacağız. Daha sabırlı…”
Koray, Türkan’ın kalemliğindeki makası almış, çıkardığı hışırtılara aldırmaksızın cam sehpanın üzerinde bulunan derginin sayfalarını tırtıklamaktaydı. İki haftadır randevularını eken kendisi değilmiş gibi büründüğü fütursuz halini parazitleyen derginin çıkardığı o rahatsızlık verici sesti. Sabır topcukları yuvarlayan bir akrobat gibiydi. Allahım sabır ver lerin ardı [...]
Bayağılaşma - Ezgi Gürçay
Bayağılaşma
Sen, tutam tutam bu
Yüzüklerimin taşı düşüyor
Damdan bahçeye kaskatı bir karga düşüyor
Tüm köpekler kurtuluyor iplerinden
Yere en son kırık dökük bir heykel düşüyor.
Siyah beyaz gölgeler yayılıyor eve
Köşegenler yalayıp geçiyor gövdeleri
Bir pergel ayağı gibi örümcek lambalar, daireler çiziyor
Bütün konuşmalarımız kurtuluyor teferruatlardan
Dik merdivenlere suskun insanlar düşüyor.
Köpük tebaasından yatırımlarımız
Sapmış arzularımıza kızgın damlalar düşüyor
Yanık tenimizden geriye donmuş parafin düşüyor
Tek solukta [...]
Yaşam Kırpıntıları - Ezgi Gürçay
“Masada bordo renkli bir leke var…sil sil çıkmadı…zamk gibi yapışmış mübarek. Eskisi gibi mukavemetli imal etmiyorlar bu zıkkımları.” Fatma hanım bir mübarek lekeye, bir de deterjanın köpürmüş zıkkım haline bakıyordu. Zeliha hanımın lekeye aldırış etmediğini fark edince sustu.
“Hülya hanım dedikleri şu saçları bukleli kadın var ya…Sacide ile Tuğba yellozlarına kulak kabarttım bugün onun hakkında konuşurlarken. [...]
Birinci Cümle - Ezgi Gürçay
“Defterimizi bitirdim sevgilim.”
Yatak odamın kapısında tülden geceliğiyle bittiğinde ona ‘burda ne arıyorsun’’ diyebilmek için gözlerimden, yanaklarıma kadar her türlü kasa ve kemiğe komut verdim. Nafile. Ağzını açmaya davranan bir kekeme gibi beceriksizce sesler çıkarabildim ancak. Üst dudağımla dişlerim arasındaki yer tahıl tozu topaklarıyla kabarmıştı sanki. Dudağım sıkı sıkıya kapatılmış pembe bir panjur gibi titredi. Titrer [...]
Yer - Ezgi Gürçay
Gergef dokumuş hayallerim geceye örümcek ağından
Her oyuncusunun bu coğrafyanın, tiksindiği bir şey var
Bir solucan ruhunda cımbızla varlığını yoklama arzuları
Ve birbirine tükürükler savurdukları genişten ağızları var.
Yer çatlıyor, dilim eriyik tadıyor
Başka memleketlere saldığı gurbetçisi var bu coğrafyanın
Ya sürekli profilden resmini çektiren, ya yüreklisi
Diğer profiliyse benim gurbetçi şairin, burunlarımız kemerli.
Kuru, soğuk üzümler gibi olmalı gecenin tadı
Akrep sokumuyla yalpalayan [...]
Anlamazdın - Ezgi Gürçay
“Biz”lerin ağzına kilit vurulu
“Ben”ler narsist.
İşte bu sebepten anlamazsın
Bir başka yerde doğmak isteyişimin nedenini.
Tibet’te doğar, her daim pirinç yer
Taşta çamaşır döverdim.
Yapardım ama sen anlamazsın.
Sonra her ne konuşuyorsan onu öğrenirdim
Nereye götürmen gerekiyorsa gelirdim
Lekad’a yemin olsun.
Casablanca’da doğar ve sen yüzümü istediğin gibi bulurdun
Bir yerlerde görürdün de fark etmezdin
Benim aşık olmam uzun sürmezdi
Sen belli, istemezdin, bir çok sebebin olurdu.
Ama [...]
Beyaza Geri - Ezgi Gürçay
Keskin beyaz akıyor boyanın şavkı yüzüme. Ne yeknesak, ne de pis, katı bir gerçeklik sunumunda kireç beyazı. Birkaç saniye sürüyor nerede olduğumu bilmek. Gözlerim yine evime çevrikti. Sabah olmadan yola çıkmanın karabasansal sonuçları beyazın ardında kaldı yeniden.
Altı hımbıl geçişli gün halının altına süpürdü kalan izleri. Bugün Cuma. İş sonrası erkek arkadaşıma gideceğim. 22.00 gibi. Daha [...]
Şehri İkiye - Ezgi Gürçay
Sen vesikalık resmimi gazetelere vermişsin
Solmuş değildir henüz teslim edebilirsin
Bir an durmadı ki göğsünün üst cepkeninde
Bırak kalsın sarı soluk sayfalar içersinde,
kayıp aranıyor köşesinde…
Gök mü uçsuz bucaksızdır, deniz mi ufukta uzayan.
Yağmur serpiştiriyor, bir baskın ucundayım, İstanbul yüzüme tükürüyor
Bütün söylenmemiş sırları tekrar geriye damıtarak
Kollarım kasılıyor, ayaklarım çekiliyor mu desem
Çınar ağaçlarında boy boy adamlar asılıyor
Üçüncü sayfada dram diye [...]
Tuhaf Gazel - Ezgi Gürçay
Tuhaf Gazel
Ayaklarının altına mahkum
Hergün canımdan hikayeler.
Ellerim yüzüm, yüzüm ellerim
Söndür şu ateşi de, dökülsün pervanelerim.
Şu içimde bağıran avaza dek bağırsın
Bu heyuladan çeksin beni kurtarsın.
Bak bu kelimene gamları boğabilirim
Bedava sevmeye, es’ara dalabilirim.
Bu eşkiya hayatından yoksul başım vurulsun
Aç bi aç akbabalara etten sofra kurulsun.
Sabah akşam akan gürültücü maniler dursun
Söyle dünya artık, alçaklığı durulsun.
Basit keşmekeşler, yorgun atlar eşekler
Birbirine [...]