Muhasebeci, tekniker, öğretmen, bilişimci, siyasetçi, kokartlı hakem, sendikacı, gazeteci, fotoğrafçı, kameraman, köşe yazarı, şair ve yazar: Mustafa Toga

01 Mar 2010

Atilla İpek

Onu tanıyanlar bilirler; Hollanda’da Türklerin gerçekleştirdiği hangi etkinliğe gitseniz onunla karşılaşırsınız. İster siyasi bir toplantı olsun, ister kültürel, ister konser, ister başka bir toplumsal etkinlik, Mustafa Toga oradadır. Fotoğraflar çeker, kişilerle sohbet eder, bilgiler toplar. Herkesi tanıyor sanırsınız. O Hollanda’nın hızlı gazeteci ağabeyidir. Ama hep seyreden, yada nakleden tarafında durmaz olayların. Aynı zamanda kendide katılır olayların, etkinliklerin içine. Üretir, düşünür, destek olur, önayak olur, yoldaş olur. Kim midir Mustafa Toga? Sohbetimize geçmeden önce kısa bir özgeçmişiyle başlayalım:

Mustafa Toga 1 Ekim 1958 yılında; Adana’nın (Osmaniye) Kadirli ilçesi, Aşağıçiyanlı köyünde doğmuş, 1968 yılında Faydalı Köyü Ílkokulunu, 1971 yılında Kadirli Orta Okulunu ve 1974 yılında Ceyhan Endüstri Meslek Lisesini bitirmiş. Ankara Gazi Üniversitesi, Teknik Eğitim Fakültesine (ön lisans) 2 yıl devam eden Toga 1976 yılında okuldan ayrılır ve Yüksek eğitimine; Çukurova Üniversitesi, Ceyhan Meslek Yüksek Okulunda devam eder ve Muhasebecilik bölümünden 1978 yılında mezun olur.
Okuldan sonra Adana Sümerbank Pamuklu Sanayii Müessesinde (1975-1979) 5 yıl Teknik Nezaretçi olarak çalışan Mustafa Toga; 1981 yılında askerlik hizmetini;  Yedek Subay olarak Kırkağaç / MANİSA da 4 aylık kısa devre olarak yapar.
14 Aralık 1979 tarihinde Hollanda’ya gelen edebiyatçımız, yüksek eğitimine Hollanda’da devam eder ve Hogeschool Rotterdam – Eğitim Bilimleri Fakültesinden 1991 yılında mezun olur. Bitirme tezi (Scriptie) : Aşık Tarzı Şiir Geleneği ve Batı Avrupa’daki Saz Şairleridir.
Yüksek Pedagojik Eğitimine (Hogere Pedagogisch Onderwijs -Thomas More) 1 yıl devam eder, (Applicatiecursus) Anadili ve Kültürü Eğitimi Öğretmenliği diplomasını alır.

1991’den bu güne Rotterdam’da  Türkçe Öğretmeni olarak görev yapmakta olan Toga 1988 yılında Hollanda Futbol Federasyonu Futbol Hakemliği kursunu bitirir ve 1988-1996 yılları arasında yine Hollanda Futbol Federasyonunda (KNVB) kokartlı hakem olarak görev yapar.

1986 yılında Hollanda’da Demokratlar 66 ( D66 ) Siyasi Partisine üye olur. Parti içerisinde Rotterdam bölgesi eğitim ve azınlıklar komisyonu üyesi olarak görev yapar. Ayrıca 1990 / 1994 / 1998 yerel seçimlerinde, Rotterdam Anakent Belediye Meclis Üyeliğine D66 listesinden aday gösterilir ve 1998-2002 dönemi için Rotterdam Delfshaven İlçe belediyesine D66 partisinden meclis üyeliğine seçilir. Daha sonra kişisel sebeplerden dolayı ayrılacaktır.

1990 yılında Stg.TRT -Educatieve Omroep ( Türk Radio Televizyon Eğitim Derneği ) kurucu üyesi olur ve başkan yardımcılığına seçilir ve 1998 yılına kadar bu görevi sürdürür. 1992 yılında Hollanda Öğretmenler Sendikasına  ( Nederlandse Onderwijsbond ) üye olur.  2002 yılında VETRA  Hollanda Küçük Esnaflar Sendikasına( Belangenvereniging voor Ambulante Handel ) üye olur. 2004-2007 yılları arasında (Bestuurlid ) Sendikanın Yönetim Kurulu Üyeliğine seçilir.

2007 yılında Time Media Group’un gazetecilik seminerini bitirip sertifikasını alan Toga 2007 yılında edebiyatçılar derneğine üye olur. 1989 yılından 1997 yılına kadar Marmara Dergisinde yayın kurulu üyeliği ve köşe yazarlığı yapar. 2002 – 2006 arası İntertürk haber portalında köşe yazarlığı yapan Mustafa Toga halen; Platform Dergisi ve Kadın Dergisi muhabiri,Bizim Ece Edebiyat, Kültür ve Sanat Dergisi Yurtdışı temsilciliği yapmakta ve Lirik türde şiirler, ‘çilekeş insanlarımızı konu alan’ öyküler yazmaktadır.Eserleri çeşitli gazete, dergiler tarafından şiir ve öyküleri yayınlanmıştır.

ESERLERİ :

GAZLI BEZ ( öykü kitabı )
Ocak 2006,1. baskı,13,5×19,5  97 sayfa,Türkçe, K.Kapak ISBN 90-810500-1-X

EKMEK KIRINTISI ( şiir kitabı )

Gündüz Kitabevi Yayınları

Agustos 2006,  1.baskı,  13,5 x 19,5   128 sayfa,  Türkçe,  K.Kapak   ISBN 975-9176-53-X

BUGÜN SEVGİNİN GÜNÜ ( şiir kitabı )

Gündüz Kitabevi Yayınları

Kasım 2009,  1.baskı,  13,5 x 19,5   126 sayfa,  Türkçe,  K.Kapak   ISBN 978-605-5770-

Not:Gündüz Kitabevi Yayınları (T.C. Kültür Bakanlığından ISBN numarası bekleniyor, basımda)

ÖLÜM TEĞET GEÇTİ (Şiirler-Röportajlar )
Ocak 2010,1. baskı,13,5×19,5  98 sayfa,Türkçe, K.Kapak ISBN 90-810500-1-X

Mustafa Bey, şöyle bir özgeçmişinize bakınca şu meslekleri görüyoruz:
Muhasebeci, tekniker,  öğretmen, bilişimci, siyasetçi, kokartlı hakem, sendikacı, gazeteci, fotoğrafçı, kameraman, köşe yazarı, şair ve yazar. Yani hem sosyal hem fen bilimlerinde aktif olmuş birisiniz.

Bilmediğimiz başka ne uğraşılar var mı?

Resim yapmayı sayabiliriz. Karakalem çalışmaların yanısıra yağlı boya tablolarım da var. Şu an aktif misiniz derseniz zamanla yarıştığım için şimdilik dondurdum. Emekli olduğumda belki bir sahil kasabasına yerleşir doğa ile iç içe yaşarım, bu arada fırça ve tuvalime tekrar kavuşurum. Böyle anlatınca sakın yazı yazmayı bırakacağımı düşünmeyin ha…! Bildiğiniz gibi Hollanda’da öğretmenlik ve basının yanısıra ticaretle de uğraşıyorum. Hollanda denince akla lậle, yeldeğirmeni ve siyah beyaz benekli hostain inekleri gelir deği mi? Bende bu yoldan çıkarak kayınımla birlikte İzmir yakınlarında küçük bir süt sığırı çiftliği kurdum. Sanatla çiftliğin ne alakası var derseniz  çiftliğin çevre duvarlarını 2 metre boyunda 3 metre eninde yağlı boya inek, buzağı, deve gibi resimler yaparak süsledim.


Bir meslek, bir de hobi seçin desek?


Eskiden hep orman mühendisi olmak isterdim (öyle bir meslek var mı yok mu onuda bilmiyorum ya…) Sarp kayalar, yeşil doğa, çam ağaçlarının gükyüzüne doğru yükselen görüntüsü, igneli yaprakları, toprağın kokusu hep ilgimi çekmiştir. Hobi deyince keşke ekonomik imkanlar müsait olsada bir yelkenliyle dünyayı dolaşabilsem.


Hakemlik nereden çıktı? nasıl oldu?

80 li yıllarda Hollanda’daki imkanlar bu güne göre çok fazlaydı. Baktım birinci kuşak insanlarımızın dolduramadığı faliyetlerden biride futbol hakemliğiydi. Bende herkesle birlikte amatör olarak futbol oynuyor, maçlara gidiyor, tuttuğum takım mağlup olduğu zamanda günah keçisi olarak hakemi suçluyordum. Bir gün arkadaşlarla maçtan sonra Spijkenisse’de ki Hollanda Türk Spor Kulüpleri Federasyonuna gitmiştik. Orada KNVB ile ortak hakemlik kursu düzenleneceğini öğrendim. Ben de diğer yedi kursiyer ile birlikte katıldım ve altı ay sonra diplomamı aldım. Ondan sonra Hollanda Futbol Federasyonu’nu Rijnmond bölgesinde  kokartlı hakem olarak 8 yıl görev yaptım. Hakemlerin tarafsız olduğunuda bu şekilde öğrenmiş oldum.

Bir gazeteci hem de yazar olarak Hollanda’daki Türk toplumunun güncesini çok yakından takip ediyorsunuz. Son yıllarda Hollanda toplumunda yabancılara karşı bazen keskin ve aşırı çıkışlar oluyor. Bu Türk toplumuna nasıl yansıyor? Türk toplumunda da bir içe dönme, kutuplaşma var mı? Yoksa güzel şeyler de oluyor mu?
Türklerin Hollanda politikasında çok aktif, hem de her yelpazesinde. Hatta Hristiyan partilerden tutunda Türkiye’yi dışlayan aşırı sağ partilere kadar Türkler siyasette çok aktif. Bu Türkiye’den getirdiğimiz bir özellik mi acaba?

Hollanda’da Pim Fortuin önderliğinde başlayan popülist akım hâlâ devam ediyor diyebilirim. Bu furyadan da başta Türkler (müslümanlar) olmak üzere yabancı kökenliler etkileniyor. Birde son yıllarda global ekonomik kriz diğer Avrupa Birliği ülkeleri gibi Hollanda’yı da vurdu. Tüm çabalara ragmen kriz bugüne kadar tam olarak atlatılamadı. Bankalar battı, özellikle küçük esnaf olmak üzere inşaat sektörünü derinden etkiledi ve toplu çıkışlara sebep oldu. Bu durum aşırı sağcı partilerin ekmeğine yağ sürdü. Diğer partilerde oy kaybetme korkusuyla yabancılar üzerinde politika yapmaya başladılar. Hollanda demokratik bir ülke bunun uzun süre devam edeceğini sanmıyorum.

Biz Türkler siyaseti seviyoruz. Hollanda’da ikamet eden Türk kökenli vatandaşlar Avrupa’nın diğer ülkelerindekilere göre siyasette daha fazla aktifler diyebilirim. Bu bana göre büyük bir başarı ve iyi yönde gidiş, çünkü kendileri hakkında karar alacak mekanizmelerde söz hakkına sahipler. Bugüne kadar yönetiliyorlardı bu gün ise yönetime ortaklar. Artık yabancı kökenlilerden Belediye Başkanları, Daimi Encümen Üyeleri, Meclis Üyeleri, Milletvekilleri hatta Bakan Yardımcıları çıkıyor. “Bir çiçekle bahar olmaz” demişler. Madem demokrasi var o zaman herkes kendi görüşüne uygun parti seçmede özgür. Benim ekleyeceğim tek şey üye oldukları siyasi partilerde kafa sallayan, parmak kaldıranlardan değil, konuşan, fikir üreten, yönetim kadrosunda söz sahibi olanlardan olup, siyaset yapmalarıdır.


Siz de eski bir siyasetçisiniz. Yakında yerel seçimler var, tahmininiz nedir? (Bu soruyu yönelttiğimizde 3 mart 2010 seçimleri gerçekleşmemişti)

Yerel seçimler olduğu için genel değil bölgesel olarak düşünmek lazım. Kamuoyu araştırmalarına göre bu seçimlerde aşırı sağcı partilerin oylarını büyük oranda artıracağı sosyal demokratların ise oy kaybına ugrayacağı tahmin ediliyor. Hollanda’da ki yabancı kökenliler ve düşük gelirlilerin sosyal hakları konusunda büyük çıkış yapan D66 partisi ise bu seçimlerin en kazançlı partisi olarak görülüyor. Dediğim gibi küçük yerleşim alanlarında CDA sandalye sayısını korur, yabancılarında oturduğu büyük şehirlerde ise PvdA oy kaybetmesine rağmen denge sağlar diyorum.
Yazı ne zaman başladı?

On üç yaşımda şiir yazmaya başladım tabii onlara şiir denirse. Lise yıllarında bu çalışmalarımı daha da geliştirdim. Birde yöresel olarak sanatçıları örnek alıyor insan. Şiirde Adana’lı Ahmet Selçuk İlkan, düz yazıda ise Yaşar Kemal. Bunların kitaplarını okuyordum bol bol bu da bana ilham veriyordu. Küçük yaşlardan bugüne yazmış olduğum şiirlerimi “Dağarcığım” ismini verdiğim bir defterde toplamıştım. Daha sonra bunları kitap haline getirdim.


Öykü de var, şiir de. Hangisi daha yoğunlukta? Çalışmalarınızı biraz açar mısınız?


Öykü yazmaya Hollanda’da başladım. Öğretmen okulunu bitirip göreve başlayınca velilerin anlattığı hayat hikayelerini dinliyordum. Bu dini ayrı dili ayrı gurbet ellerde yaşadıkları olaylar benim ilgimi çekiyordu. Bunlar kağıt üzerine dökülmeli gelecek kuşaklara aktarılmalı dedim. Yazarkende anlayış seviyesi en düşük kişinin dahi anlayabileceği kadar açık ve anlaşılır şekilde yazmaya çalıştım. Seçtiğim öykülerden herkes bir ders çıkarsın istedim. Herkese okutabilmek için duru ve herkesin anlayabileceği bir dille darb-ı meseller, atasözleri ve dramatize ederek, imgelere önem vererek yazdım.

Evet, şiire gelince. Türk müzik dünyasında ilk melodi şiir akımının başlaması şiirde akıcılığı getirdi. Şiir klipleri çekildi, CD ler hazırlandı. Böylece yepyeni bir akım başladı. Yazılı basının yanı sıra görsel basın şiirin daha çok sevilmesini sağladı. Bu da diğer genç şairler gibi beni de kamçıladı. Daha çok şiir yazmaya başladım.


Yeni çıkan kitabınızdan bahsedelim, nasıl bir kitap? neler var? kimler var? kaç zamanlık bir emek? Bu süreçten biraz bahseder misiniz ?


Bizim Ece Edebiyat, Kültür ve Sanat Dergisi Yayınları arsından çıkan “Ölüm Teğet Geçti” kitabımda nostaljik şiirlerin yanı sıra değişik mesleklerle yaptığım röportajlar yer almakta. Şiirlerimin iskeletini; insan sevgisi, zayıfın, güçsüzün yanında olma, doğa ve vatan sevgisi oluşturuyor. Röportajlarımda ise topluma mesaj ağır basıyor. 45 yıl önce anne babaları işçi olarak gelmiş olan ve bugün ise başarıyı yakalamış onların çocuklarının çalışmalarına yer verdim. Kanada’da ikamet eden Sufi Müziğinin duayeni Mercan Dede, Almanya’dan Türk Halk Müziği Sanatçısı Güler Duman, Hollanda Çevre ve Doğa Ödülünü kazanan Sevim Zor, Rotterdam Belediye Başkan Yardımcısı ve Daimi Encümen Üyesi Hamit Karakuş, Hollanda Türk İslam  Kültür Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Arif Yakışır, Ressam, Heykeltraş ve Cam objesi Sanatçısı Saniye Bıldırcın, Müzisyen Semih Arıkan, İl Meclis Üyesi Zeki Baran ve Uluslararası sertfikalı kaynakçı İsmet Deringöl ile yaptığım röportajları bir solukta okuyacağınızı umut ediyorum. Bu kitap dört yıllık bir emeğin ürünü. Umarım kitap okurların beğenisini kazanır.


Her meslek ve ilgi alanından şahıslarla röportajınız var, ayrıca  konukların bir kısmı Hollanda toplumundan şahıslar, bir kısmı da Türkiye’den gelenler. Röportajlar sırasında bir farklılık oluyor mu? Sizin yaklaşımınız veya konuklarınızın tepkileri, ektileşimlerde farklılıklar oluyor mu?


Konuklarımdan olumsuz tepkiler aldım diyemem. Sadece randevu yapmak bir araya gelmek uzun zaman alıyor. Nede olsa hepsi Türk insanı Hollandalılar gibi saniye saniye randevularına sadık değiller. Bu arada kısa bir anımı anlatayım. Meslekten Hollandalı bir arkadaşımla bir görüşmeye gidiyoruz. Randevu yerine 10 dakika önce varmışız arkadaşım arabadan inmedi “Neden?” dedim. “Saatine baksana daha 10 dakika var” dedi. Bizde ise 10 dakika önceyi bırak yarım saat geç kalmalar bile normal sayılıyor. Diğer bir konu ise Türkiye’den gelenlerle yapılan röportajlarda, yazı taslak halindeyken görmek istiyorlar. O zamanda güvensizlik gibi bir ortam oluşuyor. Halbuki biz tarafsız ve objektif olarak gözlemliyoruz. Onlar ne anlatıyorsa yalın ve duru olarak onları yazıyoruz.


Kitabı Hollanda’daki (ve Türkiye’deki) okurlarınız nasıl edinebilirler?

Türkiye’de Bizim Ece Edebiyat, Kültür ve Sanat Dergisi’nden, Hollanda’da ise :mustafa_toga@hotmail.com’a müracaat ederek temin edebilirler.

Yeni çalışmalar, bekleyen projeler var mı?

Öyküler ve röportajlardan oluşan yeni bir kitap üzerinde çalışmalarım devam ediyor. Öykülerimin ana temasını gurbetteki ikinci kuşak insanlarımızın yanısıra Türkiye’ye kesin dönüş yapmış olanlar oluşturuyor. Röportajlarda ise yurtdışında başarıyı yakalamış genç nesilin çalışmaların yer verdim.

Merakla bekliyoruz, söyleşi için teşekkür ederiz.


Dergiler, Hollandanın Türk Yazarları, sayı_17 | Yorumlar | Geri izleme Sayfanın en üst kısmına git

6 yorum yapılmış, “Muhasebeci, tekniker, öğretmen, bilişimci, siyasetçi, kokartlı hakem, sendikacı, gazeteci, fotoğrafçı, kameraman, köşe yazarı, şair ve yazar: Mustafa Toga”

  1. 01

    Mustafa Bey,

    Yeni kitabınızı merakla bekliyoruz.
    Birde benim gibi Hollandaya yeni gelenlerin sınav zorunluluğu olduğu için üstümüzde baskı hissediyoruz lisanı öğrenmemiz daha zor oluyor. Bu konuyuda ele alırsanız sevinirm.

    Saygılarla,

    Yalçın Gökçe

    Yalçın Gökçe, 01 Mar 2010 20:47 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  2. 02

    Sevgili Toga,

    Hem kafa’mi dinlemek ve hem’de “bos zamanimi degerlendirmek” istedigim’de mutlaka “Oda Sanat” ‘in kapisina dikilirim.Ve usulca kapiyi tik’larim.Ve sessizce iceri girerek,tanidik-tanimadik yazar dost’larin konugu olurum.Bugun’de, sirf seninle yapilan roportaji merak ettigim icin, ‘ Sanat’in Oda’sini ‘tik’ladim..Maksadim bu kez seni ‘kagit uzerinde’ dinlemekti..Zira, seninle sohbetlerimiz,genelde ‘mono kultur’ havasinda gectiginden; “Toga,kagida icini nasil dokuyor,neler anlatiyor”;onu ogreneyim dedim..Iyi de etmisim..Roportaji yapanin’da, yaptiranin’da,soranin’da soyleyenin de agzina saglik.Basta’da dedigim gibi ben,” Oda”lari dolasarak, zamanimi degerlendiriyorum,sen ise kalem’inle dolasarak, zamani’ini degerlendiriyorsun. Bu yolda. yolun acik,zihnin berrak,kalemin kivrak olsun. Roportaji’ina baslamadan once, “Yagli Kuyruk” baslikli oyku’nu bir kez daha okuma firsatim oldu.Hani sevilen bir kitabi bitirdikten sonra,soranlara,” bir solukta okudum,cok surukleyiciydi”derler’ya,bende once “Yagli Kuyruk” oykusunu daha sonra roportaji bir solukta okuduyup bitirdim.
    Daha nice yeni eserler diyorum ve sevgilerimi gonderiyorum.

    Ali OKSAK

    Ali OKSAK, 02 Mar 2010 00:42 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  3. 03

    Dayıcım bu siteye ilk defa girdim ve senin nasıl örnek alınacak bir kişiliğe sahip oldugunu öğrendim. Gerçi bunları bilmesemde kişiliğinden yana hiç bir zaman şüphemiz olmammıştı. Ama ne yazikki seni örnek alabilmemiz için biraz geç kalmış sayılıyoruz . Bir yandan da düşünüyorum yaş olarakta senin etkinliklere girdiğin yılları göz önüne alırsak( hakem, sendikacı, siyasetçi, gazeteci, fotografcı, kamereman vs )pek de geç kalmamış sayılırız . Hollanda da sevilen bir insan olmak aslında çok kolay olsa gerekmi yada sen güler yüzünle çalışkanlığınla mı kazandın bu başarıyı. Son kitabına nasıl ulaşabiliriz kitap okumayı bende severim ama nasıl ulaşabilecez.
    BAŞARILARIN NIN SONSUZ OLAMSI DİLEĞİYLE

    Mehmet SARIHAN, 05 Mar 2010 15:06 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  4. 04

    Son kitabinizi okudum, cok guzel . Basarilar dilerim.

    ali andal, 13 Nis 2010 20:55 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  5. 05

    Sevgili Toga,

    Hem kafa’mi dinlemek ve hem’de “bos zamanimi degerlendirmek” istedigim’de mutlaka “Oda Sanat” ‘in kapisina dikilirim.Ve usulca kapiyi tik’larim.Ve sessizce iceri girerek,tanidik-tanimadik yazar dost’larin konugu olurum.Bugun’de, sirf seninle yapilan roportaji merak ettigim icin, ‘ Sanat’in Oda’sini ‘tik’ladim..Maksadim bu kez seni ‘kagit uzerinde’ dinlemekti..Zira, seninle sohbetlerimiz,genelde ‘mono kultur’ havasinda gectiginden; “Toga,kagida icini nasil dokuyor,neler anlatiyor”;onu ogreneyim dedim..Iyi de etmisim..Roportaji yapanin’da, yaptiranin’da,soranin’da soyleyenin de agzina saglik.Basta’da dedigim gibi ben,” Oda”lari dolasarak, zamanimi degerlendiriyorum,sen ise kalem’inle dolasarak, zamani’ini degerlendiriyorsun. Bu yolda. yolun acik,zihnin berrak,kalemin kivrak olsun. Roportaji’ina baslamadan once, “Yagli Kuyruk” baslikli oyku’nu bir kez daha okuma firsatim oldu.Hani sevilen bir kitabi bitirdikten sonra,soranlara,” bir solukta okudum,cok surukleyiciydi”derler’ya,bende once “Yagli Kuyruk” oykusunu daha sonra roportaji bir solukta okuduyup bitirdim.
    Daha nice yeni eserler diyorum ve sevgilerimi gonderiyorum.

    Ali OKSAK

    Bruce, 21 May 2010 06:03 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  6. 06

    mustafa toga anadolunun bagrından kopmus ve hayat yolunıda hollandaya uzanan seryuvenin devamında hayatı içine sindirmis saglam bir gönul dostudur o bir gazeteci o bir şair o bir kameraman sosyal yönü oldukça sağlam bir dosttur iyiki varsın saygılarımla.

    Ertan İzmirlioğlu, 08 Ağu 2010 19:56 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git

Yorum yapın

  •  
  •  
  •  

Yeni yorumlardan RSS ile haberdar olmak isteyenler için yorum beslemesi.

Edebiyat ve Fikir Yongalama