İKİ FİLM BİRDEN:AVATAR ve 7 Kocalı Hürmüz

01 Mar 2010

Can Çelebi

Oda sanatın bu sayısı için bir Film eleştiri – yazısı kaleme alma fikri beni düşünceden düşünceye sürükledi,çünkü ortada o kadar çok vizyona yeni giren film vardı ki, hangisini seyredip üzerine yazayım diye diye hastalar öldüm. Öncelikle bir Türk filmi izlemek ve bunu sizlerle paylaşmak ilk isteğimdi. Bu yüzden Pathe Arena ya uc kez gitmek ve vizyonda olan uc Türk filmini izlemek şart oldu. Hangileri mi?

Yahsi Bati (!), Neşeli Günler ve 7 Kocalı Hürmüz.

Sonunda 7 kocalı hürmüz gözüme daha hoş ve daha orijinal geldi.

İki gün geçmedi tutamadım kendimi. Pek iddeali olduğunu düşünmeme rağmen, hani şu Hollywood Filmleri ne gıcık kapanlara yem olma pahasına da olsa merakımı engelleyemeyip Avatar, 2012 (!) , Sherlock Holmes ve Komt Een Vrouw Bij De Dökter filmlerini de arka arkaya izlemekten alamadım kendimi. Bu karda kısta yollara düşmek ya da zaman ayırmak gibi detaylar bir yana maddi olarak o sinema senin bu sinema benim geze geze sıfırı tükettim. Abartayım mı biraz – iflas ettim. Ama değdi doğrusu, bu sayı için sizlere hala vizyonda olan iki yapımı Avatar ve önün 330 da bir bütçesiyle çekilmiş 7 Kocalı Hürmüz filmlerini anlatma fırsatı buluyorum.

Simdiden Sürçi lisan edersem af ola.

AVATAR

Pandoranın kutusunda Düşgücü var:

Filmin kunyesi:

Vizyon Tarihi : 18 Aralık 2009
Süresi : 166 dak.
Yönetmen : James Cameron
Tür :3 Boyutlu, Aksiyon, Bilim Kurgu, Fantastik, Gizem, Macera
Senaryo :James Cameron
Görüntü Yönetmeni : Mauro Fiore
Müzik : James Horner
Yapım : 2009 – ABD
Oyuncular : Michelle Rodriguez, Giovanni Ribisi Sam Worthington, Zoe Saldana, Sigourney Weaver, Peter Mensah, Wes Studi, CCH Pounder, Kevin Dorman, Laz Alonso, Jacob Tomuri, Joel David Moore, Matt Gerald, Peter Dillon, Stephen Lang

Filmin konusu:

Yarı felçli bir savaş gazisi olan Jake Sully, kendilerine özgü dilleri ve kültürü olan, barış ve doğa ile örtülü bir çevrede yaşayan Na’vi halkının arasına gönderilir. Askeri bir şirket, uzaktaki bu gezegeni ve barındırdığı kaynakları incelemek üzere Avatar adlı bir program oluşturmuştur. Bu program ile insanlar, genetik mühendisliğinin de marifetleriyle yarı insan yarı Na’vi haline getirilir ve misyoner olarak Pandora’ya gönderilir. Botanist Dr. Grace Augustine ile programa gönüllü olarak katılmış Jake’in bedenlerinin Avatar’ı yaratılacak ve böylece Jake’e de felç olmuş bedenini, başka bir formda kullanma şansı verilmiş olacaktır.

Fragman:

Alem buysa Kral Cameron:

Ünlü Canadalı yönetmen, James Cameron’un hem senaryosunu yazıp, hem de yönetmenliğını yaptığı, 300 milyon dolarlık dev bütçesi ile dudak ucuklatan 3 boyutlu, animasyon, aksiyon – bilimkurgu türünde bir film Avatar.
Yine Cameron imzalı 1997 yapımı, sinema tarihinin en çok gişe yapan filmi, dünya tarihinin en büyük deniz kazasını konu alan Kate Winslet ile Leonardo Di Caprio’lu Titanık filminin rekorunu 11 yıl sonra egale eden Avatar vizyona girdiği18 Aralık’tan bu güne kadar ki 6 hafta içinde tam 1 milyar 843 milyon dolarlık haşılat yapmış. Cameron kendisiyle yarışırken,filmin yapımcılığını üstlenen 20th Century Fox şirketi kelimenin tam anlamıyla bir koyup beş almış. 1954 doğumlu James Cameron Terminatör – Terminatör 2 ve Titanık gibi kult ve yüksek gişe rakamlarına ulaşmış filmleriyle sinema sektöründe büyük başarılara imza atmış bir yönetmen.
Şenarist olarak başladığı sinema kariyerine az ama öz filmlerle devam etmiş olan Cameron Avatar ile çıtayı en yukarılara taşıyor.

Titanikle 70. academy ödüllerinin 11 ini evinin baş köşesine dizmişti, bakalım bu ay dağıtılacak bu prestijli ödüllerin kaçını Avatar la kaldıracak.
Avatar, 3D’nın tüm olanaklarından sonuna kadar yararlanılarak yapılmış; İMAX 3-D izlenebilecek şekilde PACE Fusion 3-D kamera kullanılarak çekilmiş bir sinema harikası olarak karşımızda duruyor.Filmin çekilebilmesi için bu kameralar özel olarak yapılmış.
Bir kez daha yinelersek film orta ölçekli bir ülkenin gayri safi milli hasılasına yakın bir bütçeyle çekilmiş.Camerom fikir olarak 12 yıl önce ortaya attığı filmi teknik olanaklar henüz olgunlaşmadığı gerekçesiyle çekememis. Tamam şimdi sırası geldi dediğinde ise film için tam 4 yıl uğraşmak zorunda kalmış. Filmin düş – gerçekliğinin sağlanması bir yana film için varolmayan yeni bir dil oluşturulmuş. Her karesi ince ince hesaplanmış. Animasyon ve gerçek öylesine iç içe geçirilip seyirciye sunulmuş ki, zaman zaman hangisi gerçek hangisi animasyon ayırt etmek gerçekten zorlaşıyor. Film büyük ölçüde bilgisayarda yaratılmış, motion capture tekniğiyle anime edilen fotorealistik karakterlerden oluşturulmuş.Yani filmde ki gerçek oyuncuların yüz ve vücut hareketleri bilgisayar yardımıyla yüzde seksen oranında animasyon karakterlere aktarılmis. Sadece bu özelliğiyle bile sinema için bir devrim niteliği taşıyan Avatar in olabildiğince yalın ve etkileyici bir anlatımı var. Cameron filminde 3D yapıyorum diye karton gözlüklerin ardındaki seyircinin üzerine canavarlar, garip yaratıklar saldırtmak gibi ucuz – abartılardan olabildiğince uzak duruyor. Bunun yerine sinema salonunu dolduranları;bambaşka bir gezegende, zaman zaman son surrat, bazen de usul usul ayaklarınız yerden kesilerek, ama bol bol uçuruyor.
Yepyeni ve taş gibi gerçekliğiyle tüm izleyenleri bu bambaşka gezegenin içine çekip üç saat boyunca orada misafir eden film teknik özellikleri bakımından kaçırılmaması gereken, dünya sinema tarihine çağ atlatan bir başyapıt.
Size filmi mutlaka sinemada ve 3-D olarak izlemenizi tavsiye ederim. Ben bu yolla filmin gerçekliğine paralellik kurulduğuna bizzat şahit oldum. Filmde Bilgisayar yardımıyla Avatarlarına bağlanan karakterlerle, 3-D gözlüğü yoluyla filmin gerçeğine dahil olan ben arasında bir özdeşleşme söz konuşuydu doğrusu. Filmi yapanlar mutlaka bunu hesaba katmışlardır ancak izleyen açısından ilginç bir deneyim olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Gelelim filmin içeriğine:
İçeriğe dair söylenecek ilk şey; filmin insanlığı diğer gezegenlerde işgalci olarak gösteren en iyi /ve belki de ilk film olması. Yani bu güne kadar E.T.(1982) den “Independence Day (1996)”kadar say say bitmeyecek bilim kurgu yapımlarda dünyamız hep Uzaylıların tehdidi altında ya da işgali altındaydı.Sanırım Cameronun kafasına dank eden bir şey oldu ve bizden iyi işgalci mı olur önermesini bir Atlantik ötesi vatandaşı olarak keşfetti (nihayet).
Filmi ilginç kılan yönetmenin bunu yaparken özellikle Amerikan emperyalizmine, Vietnam – Irak ve belki Afganistan üçgeninde öz- eleştirisel bir bakış açısı ile yaklamış olması.Fakat Avatar da atlanan en önemli unsur filmin bu cesaretli eleştiriye bir alternatif getiremeyişi – getirmiyor oluşu. Sermaye sıkıntısı çeken kapitalist system, teknik olarak güçlü ordular kurarak, masum insanları-canlıları ve eko-çevreyi yok eder,filmin tek derdi ve basite indirgendiği düşüce bu. Eğer hammadde eksikliği problem olmaktan çıkarsa herşey güllük gülüstanlık olur, sömürü son bulur gibi bir sonuca varmanız işten bile değil.

Yani filmin bize sunduğu sağlam bir alternatifi yok. Ama kisa tarihimizde – kapitalizmin vahşi yüzünü sergilemesi açısından inandırıcı bir örnek olduğunu söyleyebiliriz. Pandora gezegenine inen askeri uçaktaki paralı- askerlerin Bağdat ‘a inen uçaktaki Johnnylerden inanın hiçbir farkı yok.
Size uygarlığı! getireceğiz vaadiyle Pandora gezegeninin yeraltı zenginliklerine göz diken kapitalist-emperyalist yöneticilerin; size demokrasi! getireceğiz diye Irak petrollerini hortumlayanlardan, bölgeyi silah pazarı haline getirip bu yolla zengin olanlardan hiçbir farkı olmadığı gibi.
Pandora gezegeninde yaşayan Na’vi ırkı gezegenleri ve birbirleriyle fiziksel ve ruhsal bir bağlantı içinde olan son derece barışçıl bir ırktir. Kendilerine zarar verilmediği sürece hiçbir canlıya zarar vermeyen bu ırk, Iraklı Arapları bilemem ama, Amerikan yerlileriyle kesinkes paralellikler taşıyor. Herşeyden önce Yaşamı evrenin merkezine koyan, doğa eksenli, Şamanistik bir felsefeye ve inanca bağlı oldukları gözleniyor. Bu bağlamda Avatar Amerikanın keşfi – Beyaz adam – Amerikan yerlileri, Altın yüzünden yurtlarından kovulan kızılderililer ilişkisini kanava olarak benimsemiş bir Uzay Western Filmi. Filmi izleyen pek çok sinemasever filmin az önce sözünü ettiğim kanavasını “Kurtlarla Dans” Filmine benzetmiş olsa da, Avatar o kadar şiirsel bir anlatıma sahip değil.
Film de Pandoranın mavi tenli uzun kulaklı, camgözlü afeti, hırçın ve çok bilmiş prenses Neytiri ile çakma Na’vi Jake arasındaki öğretmen ile öğrenci nin aşka varan ilişkileri, konum, çevre ve filmin teknik manipülasyonuna yenik düşüp Kurlarla Dans da olduğu gibi doğal, lirik ve pastoral bir duygulanıma yol açmıyor.Benim şahsi fikrim bu.
Film konu ve içerik olarak vasat diye özetlenebilir. Yani Bir “orta dünya” gerçeği üzerinde dimdik duran Yüzüklerin Efendisini aratıyor olsa da en az onun kadar büyük bir görsellige sahip
.
Bir devam filmine Hayır!
Bir de şunu söylemeden geçemeyeceğim. Avatar bu haliyle- günahıyla sevabıyla, kelimenin tam anlamıyla izlenmeye değer, ilginç ve güzel bir film. Onu geçecek bir başka film çekilene kadar da öyle kalacağı görüşündeyim. Filmi meydana getiren yeni ve eşsiz teknik kullanılarak, içeriği çok daha sağlam başka yeni filmler çekilecektir. Beni korkutan şey, filmin her gün tıkır tıkır artan cirosuyla iştahları! kabaran yapımcıların yemeyip icmeyip bir devam filmine girişmeleri olacaktir. Böyle birşeyin bu güzelim filme zarar vereceği kanısındayım.

Bıraksınlar da Avatar ‘in tadı damaklarimizda kalsın.

EZOP tan kadinlara Özel bir masal
“7 Kocalı Hürmüz”

Filmin Künyesi:
– Yapım: 5. Boyut Stüdyoları
– Yönetmen: Ezel Akay (EZOP)
– Yapımcı: Sami Dündar
– Müzikler: Ender Akay, Sunay Özgür
– Senaryo: Gürsel Korat Sağlamöz
– Görüntü Yönetmeni: Haik Kirakosyan
– Kurgu Yönetmeni: Mustafa Preşeva
– Gösterim Tarihi: 20 Kasım 2009
– oyuncular: Nurgul Yesilcay,Gulse Birsel, Haluk Bilginer, Erkan Can, Mehmet Ali Alabora, Sarp Apak, Cengiz Kucukayvaz, Oner Erkan,Cem Kara Kaya, Ezel Akay, Mujdat Gezen, Erol Gunaydin, Zihni Goktay, Halit Akcatepe, Betul Arim, Pinar Caglar……….
Jenerik:
Ortalığın Buram buram gişe ateşiyle yandığı,Yahşi Batılılardan geçilmediği bir dönemde oldukça orientalist ve nihayet seyredilmeye değecek, nitelikli bir film sinema salonlarındaki yerini aldı.
16 Kasım 2009 tarihinde Bursa İpek Yolu Film Festivalinde – tam da yerinde yani- ilk gösterimini yapan 7 kocalı Hürmüz, sonderece eğlenceli bir müzikal komedi denemesi.

Fragman:

Filmin Konusu:

1800’lü yılların sonlarında İstanbul Taşkasap’ta yaşayan Hürmüz, değişik mesleklerden altı kişiyle hiçbir yasal yanı olmadan evlenmiştir. Her kocasını haftanın bir günü ağırlamakta, gönüllerini hoş etmekte, onlardan hediyeler almakta ve ekonomik sorunlarını çözmektedir.

Ancak, onun gönlü berber eşinin dükkânında gördüğü doktordadır. Bir hastalık uyduran Hürmüz doktoru da evine getirtir. Doktor da ona âşık olur… Bu andan sonra doktor ve Hürmüz, kendilerini karmaşık olduğu kadar, gülünç gelişmeler karşısında bulurlar.

7 Kocalı Hürmüz, Ezel Akay – namı diğer EZOP un 3. filmi. İlk filmi Neredesin Firuze ile Türkiyedeki POP ve Müzik kültürüne ve ikinci olağan üstü çalışması Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü ile de siyaset yaşamı üzerine ince ve derin bir eleştiri yapan Ezop, 7 Kocalı Hürmüz’le bizleri şaşırtıp neredeyse sadece eğlendirmeyi amaçlıyor.
Buna karşın 1971 tarihinde Atıf Yılmaz tarafından ilk defa sinemaya uyarlandığında, Türkan Şorayın Hürmüz tiplemesiyle büyük bir başarı yakalamış, modernleşme/bireyselleşme yolundaki kentli Türk kadınının, macho/ feodal anadolu erkeği önünde elini güçlendirmiştir.
1981 TRT yapımı, Ayten Gökçeri Hürmüz rolüyle Ayten Gökçer yapan çalışma, 1980 darbesinden hemen sonra, geceleri sokağa çıkamayan, gülmeyi unutmuş Türk halkının uykusuz gecelerine, bol kahkahalı bir katik olmuştur diyebiliriz aynı zamanda.

7 kocalı Hürmüz büyük usta Sadık Sendil (1913-1986) tarafından 1962 yılında Vodvil türünde kaleme alınmış bir müzikli-tiyatro oyunu ve sahnelendiği dönemde kadın eşit hakları üzerine yapılmış belki de ilk deneme. Ezöp; filmatoğrafisinde çok az film olmasına rağmen kendi masalsı tarzını oluşturmuş hatta 7 Kocalı Hürmüzle doruğa taşımış olmasına rağmen bu bağlamda yeni bir şey söyle-ye-miyor.

6 da yetmez 7 tane ver ver ver ver…….
Bugüne kadar hep özgün senaryolarla karşımıza çıkmış olan Ezop büyük bir risk alıp daha önce iki kere filmi yapılmış ve pek çok kere de sahnelenmiş bir oyunu (cesaret işi) kendi sinema dilinde bizim için tekrar yorumluyor. Bir masalla açılıp – kapanan Ezop ‘un 7 Kocalı Hürmüz filmi her ne kadar oyuna sağdık kalmayıp yeniden yaratılmış-yazılmış bir metnin/ kurgunun üzerinde duruyorsa da, en az önceki çalışmalar kadar eğlenceli ve başarılı inanın.

Filme metinde olmayan Kuşçu Cebrail –ki tümüyle (star sistemi) Haluk Bilginer düşünülerek yazıldığı belli – şu götürmez bir gerçek, İhtiyarlar topluluğu ve Günther Paşa gibi yeni tipler eklenmis. Günter Paşanın; Ezel Akay in her filminde yaptığı gibi- ne gerek varsa – filminde görünen yönetmenler kervanına katılmak için uydurulmuş olmasını mazur görsekte, bütüne hiçbir zarar vermeyen hatta işlevsel olan tek yeni oyun kişisi Kuşçu Cebrail, onun dışındakiler olmasa da olabilirmis. Varlıkları geleneksel Türk tiyatrosunun meddah karakterinden çok; müppet show da locada oturup yorum yapan yaşlı kuklalara daha yakın duruyor.

Her yönetmen belli bir oyuncuya karşı tutkuludur nedense.O oyuncuyu tüm filmlerinde yoğururda yoğurur. İşte Haluk Bilginer, Ezop için bu tür Fetiş bir oyuncu dersek abartmiş olmayız herhalde. Sanırım Ezop; Bilgineri ne “kadı” rolüne ne de hürmüzün geniş koca yelpazesindeki tiplerden birinin yerine koymaya kıyamamış ve onun için yepyeni bir oyun kişisi yaz-dır-mış.Eh! fena da olmamış.Her rolün ustası bu rolün de hakkını layıkıyla vermiş.
Her ne kadar bir çok eleştirmen Nurgül Yeşilçay in Hürmüz tipine uymadığı konusunda hem fikir olsa da ben aynı görüşte değilim. Bence, Nurgül Yeşilçay –oyunculuğunda-biraz “masculine” bir yapıya sahip olmasına rağmen bu güne kadar altından kalktığı tüm zorlu roller gibi (örneğin:Ademin Trenleri- Barış Pirhasan -2006), çokta güzel ve başarılı bir şekilde bu rolünde altından kalkmış. Karşımıza inandırıcılığı yüksek, kanlı canlı,hatta olabildiğince seksi, her kocasına farklı bir kadın tipiyle görünen, dans da ederim, şarkıda söylerim diyen bir Hürmüz çıkartıyor.
Cengiz Küçük Ayvazdan, Erkan Can a kadar tüm oyuncular ustalıklarını çokta zorlanmadan ortaya koymuşlar. Bunun yanında ne yazık ki Gülse Birsel için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Mizah yazarlığı, oyunculuğunun kat be kat önünde. Bana kalırsa su, “hem yazarım hem oynarım kime ne” iddeasında ısrar etmesin ve mümkünse sadece yazsın.Herkes en iyi yapabildiğini yapsın yani. Ha! çok mu ısrarlı, ille de oynayacağım diye ter ter tepiniyor mu, o zaman lütfen bize bir iyilik yapsın Avrupa yakasındaki Asliyi Oynasın, olur mu? Çünkü zaten oynamaya çalıştığı her rolde bildik Asliyi oynuyor, maalesef ötesine de geçemiyor.
“El Hubb” Kayıtsız Şartsız Aşk:

Özellikle dekor ve kostüm çalışması tek kelimeyle muhteşem. Filmin içinde hayat bulduğu ve göz zevkinizi okşayan dekor ve kostümler sayesinde film; her ne kadar birbirinden bağımsız iki sanat dalı olsa da, sinema ve tiyatro yu iç içe geçirip filme dozunda bir tiyatrallık katıyor. Film için Taş kasap semti dekor olarak yeniden yapılmış. Rengarenk, üzerinde ince ince düşünülüp hazırlanmış kostümler dönemi geride bırakıp buram buram şamanitik etkiler taşıyor.
Ender Akay ve Sunay Özgür ‘un müzikleri insanın dinledikçe dinleyesi gelecek cinsten.
Hele hamamda şaman dans topluluğu eşliğinde oynanıp söylenen bir El Hubb – kayıtsız şartsız aşk şarkısı varki; kıpır kıpır insanı için için oturduğu yerde oynatıyor. Her ne kadar “derler ki bu gün yatsıdan sonra gökten yağmur gibi herif yağacak” sözleriyle hemen kulaklarda yer eden bu şarkı, bir parça The Weather Girls ‘un – It’s Raining Men şarkısının Osmanlı versiyonunu (Arabesk ş eklimi demeliydim?) çağrıştırıyorsa da olsun, çok başarılı.
Ben filmi oldukça beğendim.Filmin yegane handikapı – yönetmenin diğer filmi Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü de olduğu gibi ara sıra keyfinizi kaçıran şu dublaj mevzuşu. Bunun dışında eli ayağı düzgün, bol bol eğlendirip güldüren bir müzikal – komedi. Sinemamız da yapılmış- denenmiş iyi filmlerden biri.

Kalitesi yüksek yapımlara hasret çekmişlere, tazeyken dul kalmışlara, iyi seyirler.

sayı_17, Sinema | Yorumlar | Geri izleme Sayfanın en üst kısmına git

2 yorum yapılmış, “İKİ FİLM BİRDEN:AVATAR ve 7 Kocalı Hürmüz”

  1. 01

    Sevgili Can,

    Avatar’ın hakkını Avatar!a verdiğin için öncelikle teşekkürler.
    Bunu Oscar jürisi bile yapamadı. Gidip en iyi film ve en iyi yönetmen
    ödülünü Hurt Locker gibi son derece “Faşist” ve kuş beyinl,
    bir kadın yönetmenle,
    feci derecede Amerikan milliyetçisi bir filme verdiler.
    Salak Amerikalıların anladığı da işte bu demek ki.
    Avatar birçok projenin önünü açacak bir film.
    Sinemaya böylesine yön verecek bir başka proje herhalde
    kırk yılda bir gelir.

    Bu arada “Hürmüz”de de seninle aynı fikirdeyim.
    Ve fakat Türkiye’de çok tekdir gördüğünü söyleyemeceğim.
    Bence bu filme daha fazla sahip çıkmak gerekiyor.
    Dekor ,kostüm ve oyunculuklar 1. sınıf.

    Eline sağlık… Eleştrilerini lütfen aksatma.

    Özkan

    ozkan binol, 24 Mar 2010 11:08 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  2. 02

    Sayın site yöneticisi arkadaşlar internetde sörf yaparken sitenize rastladık bizce herşey harika olmuş eğitici öğretici ve sayfa düzeni olarak mükemmel olmuş elinize sağlık bizlerede burada yazmak için yer vermenizden dolayı sizlere teşekkür eder mavi yolculuk adını vermiş olduğumuz ismimizi yayınladığınız için başarılarınızın devamını dileriz yat seçiminde alt yapımız denizcilikten gelme kadromuz ile yatlarda çalışarak edindiğimiz tecrübelerimizle oluşturduğumuz personel ile başlayan, şimdiyse, Fethiye, Göcek, Marmaris, Bodrum liman ilçelerimizde, kiralık yat, işletmeciliği yaparak devam etmekteyiz. inanıyoruz ki bizim farkımız ticari yatlardaki iş tecrübemiz doğrultusunda, sizleri doğru bilgilendirmek, kaliteden ödün vermeyen kadromuz ile mavi tur, için kiralayacakları yatı doğru bir şekilde anlatıp, kaliteli bir tatil yapmalarını sağlamaktır. kiralık motoryat, gulet, ve yelkenli, fiber tekneleri belirgin bir şekilde anlatıp, görselliği kaliteli fotoğraf ile sizlere sunmaktayız.

    Mavi Yolculuk, 15 Haz 2010 07:48 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git

Yorum yapın

  •  
  •  
  •  

Yeni yorumlardan RSS ile haberdar olmak isteyenler için yorum beslemesi.

Edebiyat ve Fikir Yongalama