Bir sevgililer günü yazısı

01 Mar 2010

İsmail Polat

Sevgililer günü,

Sev kökünden gelen sevgililer gününe bir çoğumuz girerken sevdiklerimize çiçeklerin anlamları olan,beyaz gül:masumiyet,kırmızı gül:aşk ve seni seviyorum,pembe gül: gönlüm sende,sarı gül:sıcak sevgi,beyaz karanfil: temizlik,saflık,kırmızı karanfil:sevgi gibi renkleri düşünürken,hiç aklınıza geldi mi sevgiyle ilgili tüm çiçekler oluşan sarı glayor(kıskançlık)mor renk(Dul)renklerini almama tercihini? Birde bu renklerin anlamlarını bilmiyor da götürdüğümüz sevgilimiz bilirde,başka anlam çıkarsa baltayı taşa vuracağımızı düşündük mu? Diğer hediyeleri almak için daha önceden hazırlarız kendimizi.Hele birde bizi sevmeyen,biz ise onu sevgili olarak görüp, kötü hislerimizle peşine koştuğumuz birine sevgiyi daha iyi bir biçimde ulaştırmak,bizi sevmese de  beğenisini kazanmak için sevdiği çiçeği,elbiseyse rengini,eşya ise kalitelisini,parmağına göre alacağımız yüzük ise kurnazca parmak ölçüsünü öğrenmeye çalışırız.Alırken de acaba beğenip beğenmeme paranoyamız orta veya son merhalede.Sev kökünden gelen sevgili kelimesi; vur,kır,ateşe ver de,tıpkı dünyamızda günde öldürülen binlerin,açlıktan ölen binlerin kelimesine benzer bir kelimede olabilirdi. Senede bir defa sevgiyle ilgili bu kadar zaman harcayıp,büyük masraflar yapmak,sevgiyi bilmeyenlere ulaştırmak,sevgilimize birazda dargınsak bu fırsattan yararlanıp kabul ederse gönlünü almak ne kadar güzel değil mi? Her neyse biz sev kökünden olan sevgililer gününü kalktık öyle öğrendik,öyle taktım edeceğiz,öyle yazacağız,öyle gördük,öyle anlatacağız.Ne güzel değil mi sevmek? Sev ile sevgi,barış ile özgürlük kelimelerini duyduğumuzda ve uyguladığımızda içimiz mutlu,azalarımız her gerginlikten uzak bir ortamda his ederiz kendimizi.Ya bir de bizleri biri acıttı mı hiç? Eğer acıttıysa çekmiş olduğumuz o acı çok zorumuza gitmiştir. Allah bilir vücudumuzdaki tüyler diken diken olmuş, şah damarımız hızlı hızlı atmış,sevecen gözlerimiz gaddarlaşmış,dukalarımızın arkasındaki kesici mahluk dişler birbirine sürtünmüş,yüzümüzün ortasında duran,sanki büyük bir dağı temsil eden koca kaya gibi bazı büyüyen, bazı zamanlı veya zamansız kendini her yere sokan burnumuzda aldığımız derin ve sinirli nefeslerin alış verişleri,kullanmasını bilmediğimiz zaman kaypak dilimiz neler konuşmuştur neler.

Ne düşünürüz biri böyle bir şeyi bize söyledi veya yaptıysa? Onu aynı şekilde acıtmayı mı,yoksa ondan uzaklaşmayı mı,yoksa bir şeyler izah etmeyi mi ,dövmeyi veya sövmeyi mi seçerdik?

Böyle bir durumda varsayalım ki o an sev kökünden gelen sevgililer kelimesi aklımıza gelmedi,ikinci şık olan çirkin yolları seçtiysek,kendimizi nasıl his ederiz? Eğer düşünmüşsek iki seçeneğin arasında bocalar durmuşuz.Ama,sev kökünde gelen sevgililer kelimesini sürekli usumuzda taşımış isek,bize hakaret eden kişiye gülümseyerek, git kardeşim bu gün hava iyi git bu güzel havayı değerledir,cevap için yarın gel demeyi deneseydik ne olurdu sanki? Güzel sözlerimizle,mimik yanaklarımızla,tatlı bakışlarımızla cevap verseydik,o sert kişinin yüzündeki sert hatlar gevşeyecek,çatık kaşları ılımlı ve merhametli bakışlara yönelecek,yukarda tarifi edilen burnu aşağı doğru inip,olmaz yerlere sokulmaktan kurtulacak, dudakların arkasında ki vahşi dişlerin gıcırdaması geçecek,içinde bulunduğu stresten nefes alıp veremeyen nefes boruları derin nefes alıp verecek,sertleşip homurdanan dudaklar konuşacak, her tarafa dönen kaypak dil kaypaklıktan vaz geçip dökülecek güzel sözcüklere eşlik edecek ve bizde sevgiyi bilemeyen birine sevgiyi iletmiş olacaktık.

Evet her yıl sevgililer günü ilan ettiğimiz  14.02.(on dört şubat)günü gibi kötülüklere,savaşlara,açlığa,

ırkçılığa,ayırımcılığa,dinler arası yapılan ayırımcılığa

ve en önemli olan cinsler arası yapılan ayırımcılığa karşı bir gün ilan edip gönül gönüle vererek sevgilerimizi birleştirip,dünyayı tüm kötülüklerden arındıracak en güçlü en hızlı biçimde akan bir nehir oluşturmaya ne dersiniz?

Ben dün sevgilime hiç birinizin tahmin etmediği iki hediye aldım.

Çiçekçiye uğrayıp çok sevdiğim eşime bir dal kırmızı gül,bir dal beyaz gül,bir dal pembe gül,bir dal kırmızı karanfil yaptırıp,ortasına da sıcak sevgiyi andıran sarı gül koydum.

İkinci sürprizim ise ilk günü parmağıma taktığım nişan yüzüğümdü.Bu yüzüğü  nişanlanıp parmağıma taktığım birkaç günden sonra kimseler görmesin diye o kadar kıskanmıştım ki, yüzüğü yedi kat mumyalı beze sarıp boynuma takmıştım.Altmış beş yaşına gireceğim bu günlerde aynı sevgiyi hiç unutmadığımı anladım ve mumyalı beze sarılı yüzüğü çıkarıp eşimin parmağına tekrar takarken, tüm mutlulukların sevgiyi bilen ve hak edenlerin olmasını dileklerimize ekledik.

Bana göre en önemlisi de; sevgililer gününde harcamam gereken paranın bir bölümünü harcadım.Geri kalanın bir kısmını fakir ülkelere,bir kısmını kalp,böbrek,kanser ,doğayı korumaya gönül veren örgütler ile barış örgütlerine verdim

Sizinde sevgililer gününüz sevgi dolu olsun.

Dergiler, Fikir Yongalama, sayı_17 | Yorumlar | Geri izleme Sayfanın en üst kısmına git

Yorum yapın

  •  
  •  
  •  

Yeni yorumlardan RSS ile haberdar olmak isteyenler için yorum beslemesi.

Edebiyat ve Fikir Yongalama