Birazdan Yağmur Yağacak

01 Kas 2009

Beynur Yılmaz

Siyah bir motosiklet ve siyah bir gece… Eylül yıldızlarının aydınlattığı yolun sonundayım. Motosikletimden indim. Terasta sarışın bekleyişi vardı. Yanko yine ızgarasının başında şarabını yudumluyordu. Beni gördüğünde ayağa kalktı ve “ kapı açık, hemen gel etler soğumasın” deyip gülümsedi. Gülümseyerek girdim eve. Merdivenlerden tırmanarak terasa çıktım. Koca yaz bitmişti çoktan ve konuşulacak o kadar çok şey vardı ki…
Yazın en başında, henüz Amanda ile birlikte kurduğum hayalleri kurşuna dizmeden önceki günlerde, aramızda geçen tartışmaların ayyuka çıktığı dönemdi. Ben, yeni bir plaja atanmış bir cankurtaran, Amanda ise yakın zamanda gelecek olan bir tatilciydi. Bir gün beni aramış ve artık bana olan saygı ve sevgisinin bittiğini söylemişti. Geldiğinde mutlaka benimle bu konu hakkında konuşacağını söylediğinde hala açık kapı olduğunu hissettirmişti. Aradan geçen iki hafta sonunda küçük sahil kasabasına gelmiş fakat beni aramamıştı. Ortak bir dostumuzdan öğrenmiştim geldiğini. Biraz üzülmüştüm. Yok, hayır çok üzülmüştüm. Geldiğinde beni arayacaktı. Söz vermişti, ona güvenmiştim. Annesiz ve babasızdı ona duygusal yaklaşmıştım… Ertesi gün onu aradığımda bana beş dakika dahi ayıramayacağını söylediğinde başka bir aşka yelken açtığını anlamıştım…
“Yemeyecek misin? Etler soğuyor.” Dedi
düşüncelerimden sıyrılarak “ İçkim bitti Yanko. Sıkıldım Motosikletlerle sahile inelim mi?”
“Biralar senden ama…”
“Tamam borç yazdırırım bakkala”
“Yok! Gerek yok yazdırmana ben alırım biraları.”
***
Bir gece bir Cafe’den çıkıp kuzenim ile birlikte sahile indik. Etrafa bakınırken, sahilin karanlık bir köşesinde Amanda ile göz göze geldik. Benden daha uzun ve birazda sıska bir genç ile yiyişiyordu. Kaçıp evime sığındım. Sabaha kadar uyuyamadım. Uykusuz gittiğim plajda kimseyle tek bir kelime konuşmadım. Dayanamadım! Amanda’yı aradım. Belki görüşebileceğini söyledi. O günün akşamına telefonuma bir mesaj attı. İstenilen yere gittim. Yanında başka bir kız daha vardı. Konuşmadım, konuşamadım. Sinirlenip oradan ayrıldım. Ertesi gün, yeniden aynı sahile gittiğimde aklımı yitirmeyi yeğlerdim. Amanda bir erkek ile konuşuyordu ve yeni tanıştıkları her hallerinden belliydi. On dakika kadar geçti ve Amanda’nın konuştuğu çocuk yan tarafımda oturmakta olan beş gencin yanına geldi. Gururluydu. Büyük bir savaş kazanmış bir imparator kadar gururluydu. Arkadaşlarına Amanda’dan saat on birde buluşma sözü aldığını ve gece olunca Amanda’yı evire çevire düzeceğini söylüyordu. İnanamıyordum kulaklarıma. Arkadaşlarına Amanda ile olan konuşmayı her ayrıntısıyla anlatırken sesi heyecandan titriyordu genç adamın. Tam da kalkacağım sırada, guruptan iki gencin Amanda’ların şemsiyesinin yanına gittiklerini fark ettim. Biraz izledikten sonra tartıştıklarını anladım. Yerimden kalkarak Amanda’ya doğru hızlı adımlarla ilerledim. Amanda’nın yanındaki kıza bağıran elemanları sert bir şekilde itip kaktım. Benden korktular. Toz oldular. Onun korunmaya ihtiyacının olmadığını söylemesiyle başka tek kelime etmeden oradan ayrıldım. Sonradan durumu anlatan bir mesaj attım. Yolladığım mesajda delikanlının arkadaşlarıyla olan konuşmasını anlattım. Amanda bana inanmadı ve o gece o züppeyle birlikte oldu. Üç gün sonra onu sahilde yeniden gördüğümde etrafındaki erkeklerin onu bir et parçası olarak gördüğünü söylediğimde bana güldü. Bu onu son görüşümdü.
Demek ki kadınlara yaklaşımım yanlışmış diye düşünmeye başladım. Benimle ilgilenen kadınlara sadece yatmak için yaklaştım. İlk kurbanım Elena, son kurbanım güzel kalçalı Rozi oldu. Neden duygusal yaklaştığım kadınlar beni üzerken, düzmek için yanaştığım kadınlar üzülür anlamam. Amanda gibi yalancıktan hayaller kurdurmadım. Amanda gibi yalan söylemedim. Ve hiç kimseye hiçbir vaatte bulunmadım. Bana aşık oldular. Bunu istemiyordum. Artık sevişmekten bile yoruldum. Korkutuldum. Yeni insanlar tanımaktan ürktüm, ürkütüldüm.
Birazdan yağmur yağacak. Fırtına içimde, içimde şimşekler çakmakta. Telaşsız Poyraz, telaşlı dalgalar. Biz sarhoş olmak üzereyiz. Gece sarhoş, yıldızlar sarhoş, yoldan geçen insanlar sarhoş. Mevsim sarhoş… Kasabanın evlerinin ışıkları kararırken sokak lambaları sarhoş… Birisi var elini omzuma atıyor. Yanko tüm anlatılanları biliyormuşçasına hafif bir tebessüm ile(…) diyor.

Dergiler, Öykü, sayı_16 | Yorumlar | Geri izleme Sayfanın en üst kısmına git

4 yorum yapılmış, “Birazdan Yağmur Yağacak”

  1. 01

    Hoşgeldin dost :)

    Handan Kalsın, 19 Kas 2009 15:40 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  2. 02

    İkinci bölümünü merak ediyorum Beynur…Amanda ya ne oluyor…

    Çiğdem Nida Yavaş, 20 Kas 2009 18:38 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  3. 03

    Teşekkürler Handan dostum… Çiğdem ikinci bölümü yok…

    Beynur Yılmaz, 21 Kas 2009 19:34 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  4. 04

    İkinci bölümünü merak ediyorum Beynur…Amanda ya ne oluyor…

    Amy, 05 Haz 2010 06:31 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git

Yorum yapın

  •  
  •  
  •  

Yeni yorumlardan RSS ile haberdar olmak isteyenler için yorum beslemesi.

Edebiyat ve Fikir Yongalama