Hükmü Yok Şiirin

15 Haz 2009

Mürvet Sarıyıldız

Sana şimdi uzun yılların ardından
Sisle örülmüş anılar diyarından
Gri bulutlu bir gökyüzünde
Dünyayı aydınlatmayan
Kör güneşin vurduğu
Bir pencereden
Anıların ve özlemlerin beklediği
Çığlıklarını benin bile duymadığı
Soğuk bir akşamdan
Ceset olmuş aşkların
Mitos yorumculuğunu yapan
Bir edebiyatçı sesleniyor.

Amma da uzun oldu cümlelerim
Hadi sil baştan
Yeniden deneyeyim.

Issız odamda, tek başına
Anıların içinde
Düşünceli gözlerle
Özleminin yandırdığı yürekle
Sesini duyamamanın
Bir o kadar da hatıraların
Yaşanmayacağı günlerin arkasından
Tozlarını silerek indirdim seni
Eski raflardan.

Anladın mı dediğin gün vardı ya
Ben çoktan anlamıştım
Küllerini Ganj nehrine döken
İneklerin bile kutsal sayıldığı
Bir ülkede
Aşkların hiç hükmünde
İtibar gördüğü bir sen…

Gömüp başını kuma
Devekuşluğuna özenen
Yaşanmışlığı hiçe sayıp
Yaşanmamışlık kısmında
Hayat sürdüren.
Filistin işkencesinde günler düştü
Bana.
Oysa kutsallığına inandığım
Bir aşk yeşeriyordu yüreğimde.
İhtilal bakışlarınla
Devrimler gören düşlerim.
Dişlerini sıkıyordu
Bağımsız ruhunda
Özgür aşk güvelenirken.
Timur’un topal bacağı gibi
Fetret devrini yaşatırken
Bir Osmanlı yadigarına.
Bizans bayrakları vardı
Senin surlarında dalgalanan.
Bilir misin
Senin aşktan anlamayan yüreğin
Bana Molla Kasım’ı hatırlatır.
Oturup dere kenarına
Yunus’un şiirlerini yırtıp suya atan.

Oysa sen petrol yatakları kadar zengin
Bakir bir kır çiçeği kadar narin
Anadolu kadar saf bir aşkın
İdamlık kararında imzası olan
Bir vatan hainiydin.
Bilemedim.

Dergiler, sayı_14, Şiir | Yorumlar | Geri izleme Sayfanın en üst kısmına git

Yorum yapın

  •  
  •  
  •  

Yeni yorumlardan RSS ile haberdar olmak isteyenler için yorum beslemesi.

Edebiyat ve Fikir Yongalama