Telgraf II

01 Nis 2009

Tuğba Cincil

ben sana düzenli olarak telefon ediyorum
sonra seni cinayetler işlerken görüyorum
ben görüyorum ustam görüyor dünya görüyor
kendi gerçekliği içinde yaşayan arzu jesti üzerine bulaştığı bedeni rüya olarak algılarmış
senin adam öldürmenle benim bedii estetik zevk dürtüm yerlerini değiştiriyorlar
ben sen oluyorum
öldürmek istediğim ben
istediğim sen
iyi ki varsın diyorum
yoksun ama varsın
yoksa kendi kendime yayın yapan bir radyodan farkım olmazdı
senin yakın planını tasavvur ediyorum
pikseli büyüyen fotoğraf gibi yakından genele büyüyosun
bu sefer çok yakından bakınca senden çok uzağa düşüyorum
koşarken kendiliği geçmek hiçliğin
koşarken kendiliğin gerisinde kalmak herşeyin
kendilikle aynı hızda koşmak gerçekliğin ve koşarken aniden durmak kendiliğin
güvercin kendiliği koşamazken, yapabildikleri havada yüzmek olduğu için anlayamazlar
bu astral seyahetimi
bak ne diyor ustam;
acı kolektif bir duyumdur hüsrana takıldığı anda yalnızlığa dönüşür.. hazzın karşıtında acı değil sadece yalnızlık vardır.. yalnızlığın erojen bölgesi bakıştır.. ne kadar okşarsanız okşayın boşaltamazsınız onu; rengi tan kırmızısı, kokusu, galaksi mavisidir..

Dergiler, sayı_13, Şiir | Yorumlar | Geri izleme Sayfanın en üst kısmına git

Yorum yapın

  •  
  •  
  •  

Yeni yorumlardan RSS ile haberdar olmak isteyenler için yorum beslemesi.

Edebiyat ve Fikir Yongalama