Bulutların Yıkadığı Şehir

01 Nis 2009

Mürvet Sarıyıldız

Tutunamamıştım bana gösterilen
Ve öğretilen bütün kimliklere
Ruhumun avazı çıplak
Düşerken çöle
Benimseyemediğim yıldızlı geceler
Vardı penceremde
Dalgalandığım bütün denizlerin
Gemileri batmıştı
Bütün yüküyle düşümde

Örselenmiş yamalı günler ödünçtü bana
Kelimelerimin çizdiği yalnızlık
Açmamış papatya da fal tutmak
İsterdi gönlünce.
Takılıp bir bulutun gölgesine
Uzanıp güneşin çıplak tenine
İzlemek vardı seni

Örsün altında ezilen düşüncelerimin
Dişlerinin arasından dudağına değen
Tümcelerin sonunda
Vurulduğunu görürdüm her defasında
Her defasında ağlayan kalbimi
Susturmak bana kalırdı.
Açlığımı dindirecek bir tokluk yoktu
Gözlerinin parıltısında
Uzandığında mevsimler saçlarına
Başkalarının öğrettiği hayaller olurdu
Aklında.
Düşünüp giderdin caddenin köşesinden
Ve caddeler bütün kırıntılarını toplardı
Umutlarımın.
Ayaklar altında kıvranmanın dehlizlerinde
Kaybolurdu gölgen.

Şehrin üstüne bir bulut gelip dururdu.
Ustayla çırak arasında
Kavgayla başlardı geleneğin aktarımı.
Mısralarla konuşmayı öğrendiğinde çocuk
Bulutlar çoktan şehri yıkamış olurdu.

Sana küsen şiirler dökülürdü şehrin kaldırımlarına
Güvercinler gagalarıyla toplardı
Savrulan rüzgârın peşinde
Cümlelerini alıp giderdi, akşamüstleri.
Ve akşamüstleri hep gözlerimde kızıllığıyla
Kalırdı.

Kaderin yalan söylediğini öğrendiğimde
Vakit çok geç dediler
Geçtim o günden sonra bütün yoksunlukların
Sokağından
Hepsinin de ışıkları sönmüş,
Duvar dibine çökmüş
Yalnızlıkların adımları vardı.
Yankılanan, yankılandıkça
Yaraları bir daha bir daha baştan
Kanatan.

Şehrin üstüne bir bulut gelip dururdu.
Ustayla çırak arasında
Kavgayla başlardı geleneğin aktarımı.
Mısralarla konuşmayı öğrendiğinde çocuk
Bulutlar çoktan şehri yıkamış olurdu.

Dergiler, sayı_13, Şiir | Yorumlar | Geri izleme Sayfanın en üst kısmına git

Yorum yapın

  •  
  •  
  •  

Yeni yorumlardan RSS ile haberdar olmak isteyenler için yorum beslemesi.

Edebiyat ve Fikir Yongalama