Allah’a Kafa Tutmak

01 Nis 2009

Han Danca

 

Fantastik bir dünyada değiliz. Hayatın sıradan seyri esnasında gerçekleşen paranormal olaylar yok değil. Birkaç sene önce mucizeleri zihnimde sorgularken başıma gelen olaylar zincirini solumanızı istiyorum.

 

Göz açıp kapayıncaya kadar gerçekleşme deyimini bilirsiniz. Bunun eskiden beri gizemli olaylar için kullanıldığını birçoğumuz duymuşuzdur. Güzel bir yaz günü ve Beşiktaş her zamanki gibi kalabalık. Sahil yolu üzerindeki durak tıklım tıklım. Üzerimde hayatın olağanlığının verdiği bezginlik, ayaktayım ve yarım saatte bir geçen otobüsümü bekliyorum. Akşamdan beri düşündüğüm bir şey var. Mucizeler anlatılırken göz açıp kapayıncaya kadar oldu derler eskiler. O kısacık anda sizce de biraz abartı yok mu? Yaşadığımız tekdüze hayatta bunun mümkün olduğunu sanmak delilik değilse ne?…

 

Zaman geçmek bilmiyor, neredeyse bir saat oldu ve otobüsüm hala gelmedi. Bir okul arkadaşımla karşılaşıp ayaküstü sohbet ediyoruz. Uzun zamandır otobüs bekliyorum ve işin tuhafı durağa ard arda dizilmesi gereken farklı hatlara ait otobüslerden bile bir iki tane geçti. İki saati doldurduğumdan eminim fakat anlamadığım duraktaki insanların şikayetsiz sakin tavırları. Herkes gözünü otobüsün geleceği tarafa dikmiş tek kelime konuşmadan beklemekte. Her zaman geldiğimde çok sesli orkestra desibelinde susmak bilmeyen bir dolu insanın beklediği bu durakta nedenini bilmediğim bir sessizlik aryası hakim. Artık trafik de durgunlaştı, oysa bu yol her daim kalabalıktır. Otobüsten ümidi kestim karşımdaki parka bakıyorum ,ama yan gözüm hâlâ otobüs yolunda. Topu topu üç şeritlik yolun orta şeridine simsiyah bir jeep yanaştı. Dönüp bu münasebetsizin yüzüne bakıyorum. Bir de utanmadan bana bakıp sırıtıyor, emin olmak için yeniden bakıyorum. Evet o haylaz gülümsemenin hedefi benim. Duraktaki insanlara bakıyorum kimse jeepe bakmıyor. Tuhaf, insanımız lüks araçlara meraklıdır. Hiçbir şey olmasa orta şeritte durup yolu tıkama ihtimaline çoktan birkaç kafadan homurtu çıkmalıydı. Herkes anlaşmışçasına aracı yok sayıp istiflerini bozmadan tam gaz sola bakıyorlar.  Meymenetsiz adamın hâlâ bana baktığını görüyorum ve sinirle karşıya bakıyorum. Yan gözümde jeepte, çünkü ne inen var ne binen, varsa yoksa şöför mahallinde sırıtan bir pişmiş kelle sözde yakışıklı jöleli taranmış saçlı bir adam. Ilık bir esinti oluyor ve gayri ihtiyari göz açıp kapıyorum. Anaaaaaa! Araç yok!? Lan koskoca jeep nereye gitti?! Sağa sola aceleyle bakınıyorum, önümden geçip gitse dümdüz yol görmezmiyim? Tam kafayı sıyırma durumu. İnsanlara bakıyorum nasıl bıraktıysam öyleler. Kafalar otobüs güzergâhına dönük, ruhlar bezgin ve sönük. Birine sorsam mı sormasam mı demeye kalmadan otobüsler geliyor. Mecburen biniyorum ama her şey her zamanki haline dönüveriyor. Sıradan bir Beşiktaş günü oluveriyor. Neden sonra şöföre otobüs niye bu kadar gecikti diye sormak aklıma geliyor. Adam ne gecikmesi abla erken bile geldik, saat daha dört. Ne? Ben en az iki saat bekledim orada yahu saat altı değil mi? Yahu iki saat bu boru değil ya, insan zaman mefhumunu bu kadar mı yitirir diye düşünerek şaşkaloz bir biçimde otobüsteki yerimi alıyorum…

 

Eve varıyorum ama delireceğim. Düşün,düşün gerçekten işim bok. Ben durağa zaten dörtte geldim; sırf okul arkadaşıma rastlamadan önce bir saat geçmişti, zamanda bir şeyler mi oldu? Yok canım olmaz öyle şeyler de o araç nasıl kayboldu göz açıp kapayıncaya kadar..Anam her şey falso. Elle tutulur ne yanı var ne de açıklaması. Bizimkilere anlatıyorum, göz yanılması diyip geçiyorlar. Atma Recep din kardeşiyiz misali ortada kalakalıyorum. Resmen neye elimi atsam elimde kalıyor zihnimde. Ah diyorum duraktakilere sorsaydım ah eşek kafa!…

 

Sabah oldu ve bizim mezarlığın oradaki sakin durakta otobüs bekliyorum bir yandan deli gibi jeep görme korkusu ve merakıyla etrafa bakınıyorum. Ama Allahtan az önce geçen jeep durmuyor, içi de görünmüyor. Yoksa kafayı yerdim. Önümden bastonlu ihtiyar bir amca geçiyor, yol veriyorum, ama kaldırıma çıkmadan devam ediyor. Gözüm takılıyor; o gidiyor ben bakıyorum, ben bakıyorum, o gidiyor. Derken pat diye yok olmasın mı? Hay salak ne baktın ardından, ne kaşındın oh olsun sana. Yolun ortasına kadar geçiyorum dede yok. Yahu nasıl olur, akıl var mantık var. Yok arkadaş bu sefer işimi garantiye alacam, içimden Allah’a kafa tutuyorum haşa sen mi akıllısın ben mi misali. Dedenin istikametinden bir adam geliyor. Şimdi ona soracağım dede geçti mi geçmedi mi böylece Allah’ın foyası ortaya çıkacak haşa. Adam yaklaşıyor bakar mısınız demeye kalmadan eliyle koluyla işaretler yapıyor, hem sağır hem dilsiz. Olduğum yere çivileniyorum, ürperiyorum resmen. Sen misin bit kadar aklınla Allah’a kafa tutan oh olsun. Ardından da iki yaşlı kadın geliyor ama Allah onlarla kimseyi göz göze getirmesin sanki bu dünyadan değiller. Öyle bir bakıp geçip gidiyorlar ki höt deseler altıma yapıp üstüne oturacağım. Kadınlar soğuklar bildiğin soğuk, geçerken resmen yanından soğuk hava kütlesi geçiyor. Morgdan kaldırıp insan getirsen ancak bu kadar olur. Gerisini siz düşünün. O korkuyla siteye gerisin geri üçbuçuk ata ata nasıl koştuğumu varın siz düşünün.

 

Takip eden günlerde ufak tefek ortalıktan yok olma durumları gözümün önünde gene göz açıp kapayıncaya kadar geçen süre içinde cereyan ettiyse de çevremdekilerin sana öyle gelmiştir telkinleriyle görüp de görmezden gelmeyi başardım. Şimdi geçmişe dönüp baktığımda kendimi zorla bana öyle gelmiştirlere yarım yamalak inandırdığımdan olsa gerek, olayların üzerinde fazla durmuyorum. Bildiğim tek şey paralel evrenlerin, mucizelerin bir şekilde var olduğu…    

 

 

Dergiler, Öykü, sayı_13 | Yorumlar | Geri izleme Sayfanın en üst kısmına git

1 Yorum yapılmış, “Allah’a Kafa Tutmak”

  1. 01

    Bildiğim tek şey paralel evrenlerin, mucizelerin bir şekilde var olduğu… Sendeki mucize mi, yoksa henüz kelimeye dökülmemiş bir yetenek mi anlayamadım. Gerçekten çok güzel kaç defadır okuyorum sanki ben yazmışım gibi. Aklıma Montaigne’nin denemeleri geldi. Takip etmek güzel şey be kardeşim seni.

    faysal apak, 08 Nis 2009 05:46 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git

Yorum yapın

  •  
  •  
  •  

Yeni yorumlardan RSS ile haberdar olmak isteyenler için yorum beslemesi.

Edebiyat ve Fikir Yongalama