Mersin’de ‘Avrupa’nın Prensi’ olan Adanalı bir şarkıcı yaşıyor:Sabit Gürses

1 Şub 2009 | yazar: İlhan Karaçay | Kategori: Dergiler, sayı_12, Çeyiz Odası

Şarkı ve filmleri ile Avrupa’da ve özellikle Hollanda’da idol olan Sabit Gürses, Mersin’de işlettiği balık lokantasında her akşam program yapıyor.

* Ünlüler O’nun için ‘Türkiye’nin en iyi yeteneği’ demişti

* Zeki Müren:  Türkiye’nin en iyi sesi.

* Hulki Saner: Elime geçseydi sahne ve beyaz perde kralı olurdu.

* Turgut Akyüz: Kibariye’yi yarattığım gibi, Sabit’i de yaratacağım.

MERSİN,- 1970’li yılların başında ve de çocuk yaşta iken ‘Uykuda mısın sevgili yarim uyan’ şarkısını Türk müzikseverlere çok sevdiren, daha sonra gittiği Hollanda’da müzik çalışmalarını sürdüren ve tüm Avrupa’da ‘Prens’ olarak şöhret olan Sabit Güres, şimdilerde Mersin’de yaşıyor.

 

Adanalı Gürses ailesinin tüm erkek bireylerinin müzisyen oluşu tabii ki bir tesadüf değil. Baba ve altı erkek evlat, hem birkaç müzik enstrümanı çalıyor ve hem de şarkı söylüyordu. Büyük ağabey Necati Gürses Hollanda’nın Rotterdam kentine yerleşmiş ve orada şöhret olmuştu. Küçük kardeş Sabit ağabeyinin yanına gitmişti. 
Ve gidiş o gidiş…

Sabit, ağabeyi Necati’nin şöhretini egale etmeye başlamıştı.

Sabit Gürses Almanya’daki Türküola şirketi ile anlaşmıştı.

Türküola Kaset ve video firmasının sahibi olan Yılmaz Asöcal’ın, eşi Yüksel Özkasap’tan sonra en çok yararlandığı şarkıcı olan Sabit Gürses’in kariyerinde büyük başarılar var.

O’nu ilk keşfeden, zamanın Sosyal Güvenlik Bakanı Hilmi İşgüzar olmuştu

1978-1979 yıllarındaki  2. Ecevit Hükümeti’nde yer alan İşgüzar, 

o zamanın spor yazarı Ali Şen ile birlikte götürdüğüm bir restaurantta dinlediği Sabit Gürses’e hayran olmuş ve ‘Bu çocuk Türkiye’nin tanıtım elçisi olur. Bu çocuğu bana getirin’ demişti. 
O yıl, Türkiye’dekises ve sahne sanatçılarına ilk kez emeklilik maaşı bağlanacaktı. Bunun için de Maxim Gazinosu’nda bir gala gecesi düzenlenmişti. Türkiye’nin en ünlü sanatçıları, film ve plak yapımcılarının hazır bulunduğu bu galaya Sabit Gürses de Bakan İşgüzar’ın özel davetiyle gelmişti.

sabit gürses ve zeki mürenO gala gecesi, fantezi filmlerdaki sahnelere benzer şeyler yaşandı. Sabit Gürses ‘Konuk sanatçı’ olarak sahneye çıktığı zaman masalardan büyük gürültü fışkırıyordu. Masadakilerin kulaklarına gelen büyüleyici ses, onların bir anda susmasına ve sahneye dönüp merak ve beğeni ile dinlemelerine neden oldu.

O gece, Türkiye’de ne kadar gazinocu, ne kadar filmci ve ne kadar plakçı varsa, Hilmi İşgüzar’ın masasındaki Sabit Gürses’e teklif yağdırdı.

 

Sabit Gürses, Hollanda’da İKON Televizyon Kurumu’nun hazırladığı 5 bölümlük bir serinin müzik yapımını üstlendi ve birinde de başrol oynadı.

 

‘Ceremeyi çeken çocuklar’  isimli seride, yabancı kökenli çocukların sorunları dile getiriliyordu. Sabit Gürses bu serinin yayınından sonra tüm Avrupa’da sevilen ve aranan bir sanatçı oldu.

 

Kibariye’yi keşfedip ouu sahneye çıkaran ve Beyaz Kelebekler grubunun başı olan merhum Turgut Akyüz, sık sık geldiği Hollanda’da dinlemeye doyamadığı Sabit Gürses’e, ‘İstanbul’a gelirsen seni de Kibariye gibi Türkiye’ye kazandırırım’ demişti. Ama Akyüz’ün ömrü buna yetmedi. Zira, o zamanlar Stardust adlı gazinoyu da çalıştıran Akyüz öldürülmüştü.

 

Hollanda’yı ziyaret eden tüm şöhretlerin mutlaka görüp dinledikleri şöhretler de Sabit Gürses için ‘Çok büyük yetenek, buralarda kalması ve Türkiye’ye gitmemesi büyük yanlış’  dedikleri Sabit Gürses, Zeki Müren ve film yapımcısı Hulki Saner’in tavsiyelerini de dinlemedi. 

Merhum Zeki Müren, şişman ve sağlıksız olduğu günlerde tedavi için Amerika’ya gidiyordu. Bir gece Amsterdam’da kalıp, ertesi gün ABD’ye uçacaktı. Zeki Müren’i havalimanından aldım ve oteline götürdüm. Akşam yemeği için bir lokantaya gidilecekti. Zeki Müren’e ‘Bir Türk lokantasına gicdeceğiz. Orada sana bir çocuğu dinleteceğim’ dediğim zaman Zeki Müren ‘Ne olursun beni bir batakhaneye götürme’ ricasında bulunmuştu. Zeki Müren pişman olmamıştı. Zira, Sabit Gürses’i dinlediği zaman, ‘Yazık oluyor. Bu çocuk neden burada kalıyor? Türkiye’de böyle bir ses yok. Getirin bu çocuğu bana. O’nun elinder tutar ve zirveye oturturum.’ demişti.

Ünlü film ve müzik yapımcısı Hulki Saner’i de Gürses ile tanıştırmıştım. Gürses’i birkaç kez dinleyen Hulki Saner de, ‘Elime geçseydi Türkiye’de ses ve beyaz perde kralı olurdu. Bu çocuğu bana getirin O’nu buradaki ünvanı ile Türkiye’de prens yaparım.’ demişti.

 

Sabit Gürses’in dostları arasında ünlü sanatçı Orhan Gencebay da vardı. Gencebay da Gürses’e Türkiye’ye gelmesi için sık sık teklifler yapmıştı.

 

Ama her gurbetçi gibi, o zaman yaşadığı ortamı değiştirmek istemeyen Sabit Gürses, ‘Avrupa prensliği’ ile yetiniyor ve tavsiyelere kulak kapatıyordu.

Öyle ya, Avrupa’da Türk müziğinin her dalındaki şarkı ve türküleri büyüleyici bir ses ile okuyan Sabit Gürses, aynı zamanda da genç kızları çıldırtacak kadar da güzeldi. Çok iyi kazanıyordu Gürses. O zaman uyuşturucu ticaretinin merkezi olan Hollanda’daki tüm mafya babaları Sabit Gürses’i dinlemeye geliyordu. Babalar, Sabit Gürses için bir şampanya patlatıyordu ama kasalar dolusu şampanyayı da parasını ödeyerek ikram ediyorlardı. Sahneye para da yağıyordu. O zamanki gulden birimimden binlik banknotlar sahneye yağıyordu. 

Eeee, böylesine sevilen ve böylesine kazanan Sabit Gürses neden İstanbul’a gitsin ki ???

İşte o Sabit Gürses şimdilerde Mersin’de yaşıyor.

Hem de, Rotterdamlar’a kadar peşinden gittiği ağabeyi Necati Gürses ile birlikte. Necati kendini emekli olmaya sevketmiş. Ama Sabit yerinde duramıyor.

Mersin kent merkezindeki kıyı şeridinde Kumkapı isimli bir balık lokantasını işletmekte olan Sabit Gürses hem patron hem de mekan şarkıcısı olarak yaşamını sürdürüyor.
Gürses’in arkasında şimdi bir kadın desteği de var. Mersin’de Melek Terim ile evlenen Gürses, yaşamının en mutlu günlerini Mersin’de geçirmekte olduğunu söylüyor. Melek Terim-Gürses, Mersin ve Adana’da musiki cemiyetlerinde sanat müziği okumuş biri olarak Kumkapı’da Sabit’e eşlik etmekten de geri kalmıyor. 

 

Biz de gittik Sabit Gürses’in Mersin’deki mekanına. Öyle bir gece geçirdik ki, o geceye katılanların nasıl mutlu ve neşeli olduklarını gördükçe biz de nutlu ve neşeli olduk.

 

Pek çok şarkıcı çıktı Adana’dan. Adana bir zamanlar Türkiye’ye şarkıcı sevkeden bir kentti. Bırakalım eskileri. Yenilere bakalım. Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses, Faruk Tınaz ve Vahdet Vural. Hepsi Sabit Gürses’in çocukluk arkadaşı.

Ama Zeki Müren’e göre, hiçbiri Sabit’in eline su dökemezdi.

Bu yazı sizlere efsane gibi geldi değil mi?

Mersin’deki Kumkapı’ya bir kez uğrarsanız, efsanenin gerçekliğini öğrenmiş olacaksınız.

Merhum Zeki Müren’in dediği gibi: Türkiye’deki en güzel sesi dinleyeceksiniz.

 

  • Share/Bookmark

2 Comments to “Mersin’de ‘Avrupa’nın Prensi’ olan Adanalı bir şarkıcı yaşıyor:Sabit Gürses”

  1. Mustafa Toga diyor ki:

    İlk defa 1981 yılında Sabit Gürses’i Amsterdam’daki Türkiyem Restaurantta dinlemiş sesine ve performansına hayran kalmıştım. İlhan beyin Sabit ile ilgili yazısını ODASANAT’ta okuduktan sonra Mart 2009′da yolum MERSİN’e düştü, dogruca KUMKAPI restauranta gittim. Sabit Gürses eski Sabit’ti ama benim gibi onunda saçlarına aklar düşmüş. İki saat non stop sohbet ettik. Eski günleri… Dostları… Hollanda’yı yad ettik.
    Güzel sesli güleç yüzlü Sabit’ten Hollanda’daki tüm dostlara selam getirdim. İnşallah ben de bir yazımda Sabit Gürses’i uzun uzun anlatırım.

  2. handan kalsın diyor ki:

    Ne güzeldir vefa dolu satırlar tebrikler :)

Leave a Comment