Kimseler Tarafından Özlenmiyor Olmak

01 Şub 2009

Sinan Tabanlı

Hayatın hengamelerden ve güçlüklerden mürekkep olduğunu kanıksadığımız olur bazen. 

Sanki o inatçı ve mukavim ruh teslim olur tüm hatlarıyla hayata. Sevdikleri tarafından terkedilmek de bu kapıya çıkıyor. Şöyle daha derin bir acıyı barındıran bir surat ifadesiyle yutkunduğu olur tüm ezikliklerini ruhun. Birer birer yaşanan ayrılıklar, teker teker yiten dostlar. Siz ne kadar büyük payeler biçmişseniz de onlara, onlar kendilerinin sizin için ne derece önem arz ettiğinin farkında olmadan yahut umursamadan bırakabilirler sizi. 

 

Sevdiğimiz, tanıdığımız herkesi kaybetmek. Bir göçün sebebi ya da kırgınlıkların. Sizi birarada tutan bir sebebin ortadan kaybolması. Mezun olmanız, başka şehre taşınmanız, takıldığınız mekanı bırakmanız. Tırnaklarla örülen dostluk nakışının yarıda kalma sebebi. Bir daha hiç eskisi gibi olmayacak şekilde bırakılmak, terkedilmek yalnızlığa. 

 

Hiç ama hiç bir canlı tarafından özlenilmediğini bilmek ne zor. Üstelik içiniz insan sevgisi ile dolup taşıyor da olabilir. Sebepsiz yere, eski günleri yâd ettiğiniz için gözleriniz dolabilir. 

Ruhunuzla, hafızanızdaki zaman makinasına binip sevdiklerle beraber geçirilen günlere dönersiniz. Çocukluk veya gençlik hallerinizle orada öylece duruyorsunuzdur. Hafızanızdaki o filmi gerçekleştiği mekanda izlersiniz. Fakat filmin diğer aktörleri gelmemiştir o tozlu makarayı seyretmeye, belki hiç gelmiyorlardır. Sis ve sessizliğe bürülü o nostaljik günler daha bir anlamlı gelir. O yıllarda şu an böyle olacağınızı tahmin etmiyorsunuzdur hiç. Şimdiki acı dolu yalnızlık günlerinden bihaber, müstakbel adayısınızdır hayatın zalim firkat dalgalarının.

 

İnsan bu nevî duygularla hemhal olduğunda o metruk anıların yaralarını sarıp onlara sımsıkı sarılmalıdır. Çünkü siz tahayyül sınırlarını zorlayıp hergün de ziyaret etseniz o sepyadan zaman sekanslarını, ihtimal ki sizi senelerdir anmamışlardır eski dostlar, sevgililer. O kitabı hergün de açıp okusanız, ihtimal ki onlar hiç almamışlardır ellerine tozlandığı raftan. 

 

Hiç kimsenin olmaması, ve hiçbir insan tarafından hatırlanıp özlenmiyor olmak. Şefkate, sevgiye muhtaçsın, onlarsız olurun yok. A be zavallı insancık, kimlerin yanına sokulup da sıcacık sevgi dalgalarıyla vurasın muhabbet kıyılarına. 

İşte sen, sevgi ve dostluk okyanuslarının en şanlı ve en yalnız gemisisin. Kimseler bilmese de, en yüce gönüllü askerisin “vefâ” denen şehrin. Şükretmelisin ki hayat denen zaman-mekan elbisesi bütün zalimlikleriyle bir rüzgar gibi esip geçiyor, ve oldukça çabuk serpiştiriyor üzerimize her duygunun tozunu. Uzaklaşıp gidiyor sonra. İyi ki bu kadar kısa hayat, biz yalnızlıkların insanları için.

Dergiler, Fikir Yongalama, sayı_12 | Yorumlar | Geri izleme Sayfanın en üst kısmına git

Yorum yapın

  •  
  •  
  •  

Yeni yorumlardan RSS ile haberdar olmak isteyenler için yorum beslemesi.

Edebiyat ve Fikir Yongalama