Amsterdam Fikir Yongalama Kulübü 2. yaşına gün sayıyor.

02 Eki 2008

Haberler 

Amsterdam Fikir Yongalama Kulübü
2. yaşına gün sayıyor.

http://www.fikiryongalamagrubu.blogspot.com

Amsterdam Fikir Yongalama Kulübü 4 Kasım 2006’da Amsterdam’da Sadık Yemni tarafından kuruldu. Amaç dünyanın nasıl bir yer olduğunu anlamaktı. Kulübümüz sistematik olarak modern dünya düşünürlerinin kitapları incelenmektedir. A.F.Y.K’nin dijital ortamda Oda Edebiyat ve Fikir Yongalama adlı bir dergisi de bulunmaktadır.

Bundan böyle dergimizde Amsterdam Fikir Yongalama Kulübünün çalışma notlarını ve 11. sayımızdan itibaren Ekim 2008 tarihinde başlayacak olan SineOda etkinliklerinin afişlemelerini bulacaksınız.

Fikir Yongalama Bildirileri

4 Ekim Cumartesi   Kâinat Nedir?

Sevgili Fikir Yongacıları,

Önce bütün arkadaşların bayramını kutluyorum. Seri sevinçlere vesile olsun.

4 Ekim Cumartesi günü saat 14.30’da CERN deneyleri ile bütün dünya çapında yeniden önem kazanan bir konuyu, Kâinat nedir?’i işleyeceğiz.

http://fikiryongalamagrubu.blogspot.com/

Geçen toplantımızda bilindiği gibi Yeni Dünya Düzeni konusuna giriş yapmıştık. Bütün dünyada vahşi kapitalizmin sürdürücülerine karşı tepki büyümekte ve yayılmakta. Önümüzdeki toplantılarda meydana gelen ekonomik krizlerin ve bu tepkilerin nasıl bir geçiş yaratacağını ve neye gebe olduğunu hep birlikte irdeleyeceğiz. Bilinç açıcı entelektüel çabalar insansever bir küreselleşmenin tesisine bizim koyacağımız minik bir tuğlacık olacak.

SineOda bildiğiniz gibi ekim ayının ortasından itibaren başlayacak. Sizlere en kısa zamanda üç aylık programı bildireceğiz.

Görüşmek üzere,
Selamlar ve sevgiler.
Sadık Yemni

KÂİNAT NEDİR konusu ile ilgili konuşma başlıkları

•    Kâinat nasıl oluştu?
•    Big Bang’e bilimsel bakış.
•    Mistik yorumlarla yanaşma. http://kutuphane.uludag.edu.tr/Univder/PDF/ilh/2000-9(9)/htmpdf/M-41.pdf
•    Zaman nedir?
•    Düz bir çizgi olarak zaman.
•    Çember ya da helezon yaklaşımı.
•    Zamanda yolculuk mümkün müdür?
•    Paralel evrenler? Bilimkurgu ya da gerçek?
•    Eski evren modeli.
•    Herkesin bir yıldızı var mı?

Sonlu ama sınırsız kâinat modeli http://www.pbs.org/wnet/hawking/universes/html/bound.html

Fizikte ve biyolojide en yeni gelişmelerin ışığında varoluş.

CERN’in daha on fırın ekmek yemesi gerekli mi?

NOT: Zaman’a özel bir ilgi göstereceğiz. Aşağıda küçük bir zihin alıştırması bulunmakta.

ZAMAN KAVRAMI

Zaman, iki hareket arasındaki süredir. Hareket ve maddenin nesnel hali zamanla belirir. Zamanın olmadığı yerde , nesnellikte yoktur! Bu nedenle zaman cismin kesinlikle belirleyici faktörüdür. Hareketin hızı zamanın da hızıdır. Görelilik ve kuantum varsayımlarına göre zaman ile uzay birbirleriyle doğrudan ilişkili ve bağlantılıdır. Zaten zaman ile uzay birlikte anlamlıdır. Biri olmadan diğerinin olması mümkün değildir. Bunu şöyle özetleyelim : elektrik yükünün çevresindeki elektrik alanı , o elektrik yükünün bir bağlantısıdır. Tıpkı bunun gibi geometri ile kinamatik ‘den oluşan eğri yada düz uzay-zaman metrik alanı damaddenin bir bağlantısıdır. Elektrik yükü olmadıkca, elektrik alanı nasıl olmaz ise ; maddesiz bir ” metrik alan”, eş anlamıyla ” uzay-zaman ” da varolamaz. uzayla zaman, düşünsel tasarımlar değil , maddesel nesnenin içinde bulunan nesnel zaman-uzay madde somutluğundan oluşmuş bir bütündür. Böylece uzayın boyutları kadar zaman boyutunun kendiside uzay boyutlarının bir devamı niteliğinde bir nesnel uzam boyutu olarak varolmaktadır. Madde özünde ışıma kuatlarından oluşma bir yapıdır. Bu ışıma kuantları kendilerini özde zamansal bir varoluş olarak, bir frekans olarak bir zaman yapısı olarak ortaya koyarlar.

Zaten Birleşik Alanlar Teoreminin özündeki ana fikir ‘de ışık kuantları düzeyinde elektrik alanı – manyetik alanı ve gravitasyon alanlarını tek bir alan yapısı altında formüllemekten başka bir şey değildir. Bu ise elektro-gravitasyon alanı denebilecek yeni bir alan anlayışını öngörecektir. Eğer elektrik- manyetik ve gravitik alanlar içerisinden zaman kayması -boyut değişimi hadiselerini açıklayabilirsek bir Birleşik Alan Kuramı anlayışına sahibiz demektir.

Zaman mekanı (uzayda bir noktayı) temsil eden enerji dalgasının dördüncü boyut çizğisi boyunca yer alan önceki ve sonraki salınım değerlerinin bir toplamıdır.Geçmiş – gelecek ve şimdi olmak üzere üç zaman dalgası vardır.

Bir dördüncü boyutta üst-üste binen ya da yanyana gelen iki ayrı zaman dilimindeki- iki ayrı olayı -üç boyutlu zihnimizle hayal edebilmek oldukça güçtür. Zaman’ı fiziksel bir uzunluk olarak görebilmeyi başardığımızda onu eğip-bükerek geçmişin ve geleceğin fiziksel noktalarıyla bitiştirebileceğimiz gerçeği ortaya çıkar.

Zaman, çok plastiksi bükülüp-katlanılabilen bir akıştır, bir boyuttur ya da bir uzamdır derken ‘zaman fenomeninin’ enerji alanlarına bağlı bir titreşimsel ritmin yansıması olduğunu bilmeliyiz.Uzaya bağlı bu farklı zaman frekanslarının birbirine devreden zaman titreşimlerinin- uzayda yaratılacak güçlü elektromanyetik uyaranlar karşısında birbirleriyle senkron hale gelebileceğini ve bu frekansların üstüste binip çatışabileceğini ifade etmek istiyorum. Dev elektromanyetik düzeneklerce ‘uzay-zamanın enerji vakumu’ içerisinde yaratılan çatışma alanlarının ortasına düşen insanlar ve cisimler, gemiler ve uçaklarda uzay-zamanın makroskopik ölçeklerde kendi üstüne bükülüp- eğrilen çizgilerince zamanda ya da mekânda kaymalara uğrayabilirler.

Aslında zaman boyutlarının dördüncü boyutta asılı duran elektromanyetik bir frekanslar bütünü olduğunu kavradığımızda, katı sandığımız, gerçek dediğimiz tüm yaşamımızı paylaştığımız herşey tüm binalar, bu gezegen, yıldızlar, hatta uzay boşluğunun kendisi bile ve hatta tüm bunları yansıtan-içine alan ‘Geçmiş-Şimdi-Gelecek’ dediğimiz zaman kalıplarının bile dev bir elektromanyetik seraptan başka bir şey olmadığını idrak ederiz.Bu
bilgi bize kendi zaman boyutumuzu nasıl etkileyerek değiştirebileceğimize dair derin bir öngörü sunar! Sonuçta basit bir anlamda zamanmakinesi modeli yüksek güç ve frekanslarda elektromanyetik alanlar üreten bir araç olarak karşımıza çıkar. Bu araç kendi alansalenerjisiyle ”bir alan frekansı yapısında olan zaman’a” doğrudan etki ederek bir tür frekans bandı yapısında olan zaman dalgaları(boyutu) içerisinde ileri ve geri yer değiştirebilir.
Zaman’ın, maddeyi oluşturan enerjinin titreşimsel bir ritmi oluşu, zaman’ın maddeden ayrılmaz olması anlamına gelir. Zaman burada, maddesel oluşumun yapısına karışan bir öğe durumundadır. Öyleyse enerji denetimi ile zaman’ın akışı da(ritmi) denetlenebilir. Ayrıca konuya şöyle bir yaklaşımda da bulunabiliriz; Evren, doğa, insan ve zamanı ayrı ayrı düşünmek yerine, hepsini içiçe düşünmek ve bir bütünün parçaları gibi algılamak gerekir. Öncesiz ve sonrasız zamanı, evrenin yaratılışına paralel olarak düşündüğümüzde ortaya evrensel zaman çıkmaktadır.Bu zaman kavramı, herşeyi içine alan bir karekterdedir. Zaman deyince, insan aklının sınırlarını zorlayan zaman kavramı budur.

Aslında tüm evren tek bir evrensel zaman dalgası kalıbı içerisnde kendini gösterir.Fakat zaman o kadar plastiksi bir yapıdadır kievrendeki madde ve enerji dağılımına bağlı olarak farklı yerlerde farklı hızlarda akarak zaman/uzay çerçevesini delmeyecek şekilde esneklikler gösterebilmektedir.Yani temel zaman dalgası harmonik sapmalar ve esnemeler yapmaktadır.Ama hiç bir madde ve enerji olağan koşullar zorlamadıkça temel zaman alanının dışına çıkmaz. Her varlığın yapı ve konumları itibariyle, izafi zamanları vardır.Zaman, evren boyunca ne kadar esneyip kasılsada ”zaman’ı” heryerde geçerli olmak üzere genel bir an olarak nitelemek yerinde olur.Buradan hareketle, doğası açısından zamanın tekliği ve sabitliği söylenebilir.Zaman boyutlar içinde farklılıklar gösterir. Bizim için çok önemli olan zaman olgusu, farklı bir boyutta belki hiç önemli olmayacaktır.

An,evrenin heryerinde şimdi değildir.Her yerin, her sistemin kendine özgü bir zamanı vardır.Bu nedenle, bir olayla ilgili, her sistemin yaşamakta olduğu zamanı, bu sistemin diğer sistemlere olan relatif, yani izafi durumunu belirlemezsek,o olayın şimdi ve bu anda olduğunu söylememiz imkânsız olur. Bizim için şimdi ve sonra kavramları, başka bir boyutta, farklı bir şimdi ve sonra kavramı haline dönüşür. O halde bizim için “an” şimdi olmakla birlikte,başka bir boyutta şimdi değildir.Acaba evren insanın bildiği üç boyuttan mı oluşmuştur?Başka boyutlar var mıdır?Ancak zaman, mekan içinde bir dördüncü boyuttur.Evet başka zaman/uzay süreklilikleride vardır.Zaten boyut farkına neden olan şey farklı zaman akış hızları yada farklı zaman fazları denen şeydir.

Aslında ne ilginçtir ki, kendi zaman ve mekanlarına sahip farklı boyutlar burda bizim zamanımızda kesişiyorlar. Yani iç-içe farklı boyutsal realiteler vardır.Ve her boyut bir temel titreşim düzeyini(temel zaman alanını) ifade eder.Buna göre bu boyutlardan birine ait bir maddenin titreşim frekansının bir şekilde diğer boyutlardan etkilenerek bir anda diğerine atlaması anlaşılmaz birşey değil! Cisimler bir anda başka bir boyuta geçiyor ve sonra yeniden kendi boyutunun frekansına dönüyor.Zaman frekansları bizim şu anımızdan geçmiş ve geleceğe doğru açılan bir zaman çizgisini oluşturmakla birlikte, Şu AN’ın zaman frekası dalgasını genişletecek olursak bizim geçmiş ve geleceğimizde yer almayan farklı bir uzay/zaman sürekliliği içerisine doğru kendimizi kaydırmış oluruz.Bu zamanda yolculuk değildir.Sadece farklı bir paralel
evrene geçiştir.

Oranın kendine göre farklı bir zaman akış hızı vardır. O boyut bizim zaman/uzay sürekliliğimizden ayrı bir maddesel realitedir.

————————————-

20 Eylül Cumartesi    Yeni Dünya Düzeni

Sevgili Fikir Yongacıları,

Samanyolu gökadasının biraz kenarında bir yerlerde ikamet eden güneş sistemimizin üçüncü gezegenindeki hızlı değişim baş döndürmekte. 20 Eylül Cumartesi günü Yeni Dünya Düzeni konulu toplantı için 14.30’da her zamanki yerimizde buluşacağız.

Bu konu çok geniş, çetrefilli ve big bang’li olduğu için birinci toplantı dememiz daha doğru olacak. Zaman zaman aynı temayı farklı açılardan ve en yeni gelişmelerin ışığında işlemeye devam edeceğiz.

Bu arada CineOda çalışmaları devam ediyor. 500 filmlik bir arşiv var elimizin altında. Ekim ayında başlamayı planlıyoruz.

Blog bilgileri için: http://www.fikiryongalamagrubu.blogspot.com/

Cumartesi günü görüşmek üzere.

Selamlar ve sevgiler

Sadık Yemni

Not: Bizden mail almak istemeyenler lütfen bildirsinler.

GELECEK KÜRESEL SAHNE
KENICHI OHMAE

www.ozetkitap.com

ÖNSÖZ
Bay Strateji olarak anılan Kenichi Ohmae dünyanın en önde gelen yönetim gurularından biridir. 2005 yılında basılan bu kitap, yazarın diğer ünlü kitaplarından Sınırsız Dünya (The Borderless World-1990) ve Görünmeyen Kıta (The Invisible Continent-2000) adlı kitaplarının devamı mahiyetindedir.
Yazara göre küreselleşme artık bir teori değil, gücünü gittikçe artıran bir gerçektir. Yakınmanın veya yok olmasını istemenin bir faydası yoktur. İnsanlar bu gerçekle yaşamayı, yeni dünyanın nasıl biçimlendiğini anlamak zorundadır.
Üç kısımdan oluşan kitabın Sahne başlıklı I. kısmında yazar, küresel ekonominin temel özelliklerini incelemekte; küreselleşme öncesi ekonomik gerçeklerin, bu gerçeklere uygun bir ekonomi bilimi yarattığını, günümüz koşullarında bu klasik öğretinin geçerli olamayacağını iddia etmektedir. Sahne Yönleri başlıklı II. kısımda Ohmae, küresel sahnede ortaya çıkan ana eğilimleri ortaya koymaktadır. Ulus devletin gelişiminden hareketle, yerini niçin bölgesel devlete bırakacağını açıklamakta; küresel iletişim ve ticaret için uygun bir zemin yaratan İngilizce gibi bazı küresel platformlara işaret etmekte; iş süreçlerinin dışarıda yapılması ve küresel lojistik (business process outsourcing and global logistics) gibi oluşumları benimsemeye hazır olan kuruluşların küresel sahnede rol alabileceğini belirtmektedir. Oyun Metni başlıklı III. Kısımda Ohmae, bu değişikliklerin hükümetleri, şirketleri ve kişileri nasıl etkileyeceğini incelemekte; gelecekte başarı sağlamak bakımından iyi konumda olan bölgeleri belirtmekte ve küresel sahneye nasıl çıkabileceğimize ilişkin düşüncelerini ortaya koymaktadır.

Huntington’ın Uygarlıklar Çatışması kadar önemli, Friedman’ın Lexus ve Zeytin Ağacı kadar büyüleyici olan bu kitap sadece geçmişte ne olduğunu açıklamamakta, gelecekte ne olacağı konusunda da hazırlıklı olmanıza olanak sağlamaktadır.

Karl Polanyi

İlk kez 1944`te `vahşi kapitalizm`in kalesi Amerika`da yayımlanan Büyük Dönüşüm şu cümleyle başlar: `Ondokuzuncu yüzyıl uygarlığı çöktü.` Karl Polanyi`nin çöktüğünü ilan ettiği ondokuzuncu yüzyıl uygarlığının can damarı ve temel biçimlendiricisi, kendi kurallarına göre işleyen piyasaydı; emek, toprak ve parayı metalar haline getiren ve insan toplumlarını uluslararası düzeyde eşi görülmemiş bir kurumsal tekdüzeleşme içinde kendine kayıtsız şartsız bağımlı kılan piyasa sistemi… Polanyi`ye göre çöküş kaçınılmazdı, çünkü kendi kurallarına göre işleyen piyasa sistemi insan toplumuyla bağdaşması imkânsız bir şeydi. Büyük Dönüşüm, bu bağdaşmazlığın ve kaçınılmaz çöküşün hikâyesi. Yani hem ekonomik liberalizmin hem de ona karşı kaçınılmaz alternatifler olarak ortaya çıkan faşizm ve sosyalizmin hikayesi… Büyük Dönüşüm`ün 80`lerde, yani Polanyi`nin `insan doğasına aykırı` dediği piyasa toplumunun, insanlık tarihinin son aşaması olarak bütün dünyaya dayatıldığı, ekonomik liberalizmi eleştirmeye kalkanların geri kafalı cahiller ile korumacılık önlemlerinin sağladığı rantları elden kaçırmamaya çalışan çıkar gruplarıyla onlara hizmet eden popülist politikacılar olarak görüldüğü, sosyalizmden ise neredeyse bütünüyle ümit kesildiği bir dönemde sosyalizme yönelmiştir.

Polanyi günümüzde ekonomiye kültürel bir yaklaşım olan ve ekonominin toplum ve kültürün içine yerleşmişliğini (embeddedness) açıklayan özselcilik (substantivism)’ın yaratıcısı olarak tanınmaktadır. Bu görüş geleneksel iktisata aykırıdır fakat antropoloji ve siyaset bilimi nde popülerdir. Büyük Dönüşüm kitabı aynı zaman da tarisel sosyoloji için bir model oluşturmuştur.

Kapitalizm Üzerine 9 Soru -Georg Fülberth & Michael R. Krätke
11 Mayıs 2006 –
Berlin’de 3 – 4 Mart 2006 tarihleri arasında düzenlenen “Uluslararası Rosa Lüksemburg Konferansı” seviyesi yüksek entelektüel tebliğlerin yanı sıra, ilginç tartışmalara da sahne oldu. Rosa Lüksemburg Vakfı tarafından düzenlenen ve “Rosa Lüksemburg ve Çağımız Solunun Tartışmaları” başlığını taşıyan konferansın en çok ilgi çeken bölümlerinden bir tanesi şüphesiz günümüzün Marksist bilim insanlarından Georg Fülberth ile Michael R. Krätke’nin katıldığı sohbet oldu. Fülberth ve Krätke sohbetlerinde kapitalizm üzerine dokuz soruya yanıt verdiler. Aşağıda bu yanıtlarla, Rosa Lüksemburg’un konulara yönelik söylediklerinin Türkçe çevirisini yayımlıyoruz.

Düşünmeye teşvik etmesi ve zevkle okunması dileğiyle.

Murat Çakır
Rosa Lüksemburg Vakfı Basın Sözcüsü

SORULAR
1.) Kapitalizm aslında nedir?
2.) Kapitalizm ne zaman ve nerede başlamıştır?
3.) Kâr ve kâr artırımı: nereden ve nereye kadar?
4.) Rosa Lüksemburg: Kapitalizm ile ilgili en büyük düşüncesi neydi? Ve geriye ne kaldı?
5.) “Küresel” kapitalizm ne demektir? Jeopolitika ve jeoekonomi: “Akümülasyon alanı” [Raum] tanımı, yeni kapitalizmin yeni anahtar tanımı mı?
6.) “Yeni” emperyalizm var mı?
7.) Neoliberal kapitalizm nedir?
8.) Kim milyarder olur? Ve kim köstebek?
9.) Ve tarihin sonu: Ne zaman büyük “kargaşa” [Kladderadatsch] meydana gelecek ve kapitalizm sona erecek?

Dergiler, Fikir Yongalama, haberler, sayı_10 | Yorumlar | Geri izleme Sayfanın en üst kısmına git

Yorum yapın

  •  
  •  
  •  

Yeni yorumlardan RSS ile haberdar olmak isteyenler için yorum beslemesi.

Edebiyat ve Fikir Yongalama