Blog

UFKUNDA CEYLANLARI KOVALANMIŞ KIRLARIN TEDİRGİNLİĞİ(*) - İbrahim Eroğlu

Kategori: Dergiler, sayı 9, Şiir   00:32   107 kez okundu

a)
Hırçın sularıma eşlik eden martılar da gidince,
‘Yağmalanan bir limana demirledim’ yüreğimi.
Sığınacağım bir esmerliğim bile yok artık;
Yeni sözcükler aramalıyım iletsin diye yeminimi.

b)
Çocuk bahçeleri de terk edince düşlerimi;
Çok özledim, gündüzleri güneşi betimleyin.
Ozanların tabutlarına serdim ateşlerden derlediğim gülleri.
Bari bu görüntüleri milada saklayın.

c)
Hüzünlerime de pike yapınca kara kuşlar,
Kuş olup kanat bıraktım bir siftah bile edemeden bahara.
Bir kara yılan gibi ‘s’ ler çizerek ırayan dumanlarda;
Geri getirin hançer biçiminde beliren Ay’ı;
Yoksun kaldım yurdumun akşamlarından!

ç)
‘Ülkesiz bir bayrak gibi’ çırpınınca umutlarım,
Yarıya indirilen anlamı oldum barışın.
Dalını kıran bir ağaç, ağacını kıran bir orman oldum.
Soludum havasını ceylanları kovalanmış kırların.

d)
Ad/alet rumuzlu Lahey’e özetleyince çığlığımı;
Rehin bıraktım gözlerimi, bakılan bütün aynalara.
Türkiye kadar bir hüzünle
Döndüm baharını ihmal eden bir yeşile, yeşilini ihmal eden bir bahara.

e)
Hızır Paşalar, Hazır Maşalar kılığında kırınca sazlarımı;
Eylülden de beter bir ayda, geleceğime salladılar ters çevrilmiş bir ‘p’ biçimiyle urganı.
Unutma yurdum; ufkunda ceylanları kovalanmış kırların tedirginliğinde kundaklandığımı;
Unutma, Yağlı Sakallara Gömülü Suratlar Cumhuriyeti’nin çektirdiği bu aile fotoğrafını!

Facebook'a ekle Facebook'a ekle

Yorum yapılmamış »

Henüz yorum yapılmamış.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. Geri İzleme URL'si.

Yorum yapın