DUYGUNUN YEŞİLLİĞİ

01 Ağu 2008

Ali Şerik

DUYGUNUN YEŞİLLİĞİ

Kuşların ve çiçeklerin adlarını unutur kiremitler
kesik bacağı taşıyan bir vücut gibi büyüyor kent
hasta kalbim, dolaşmak istiyor eylülün ortasında
bozkırda savrulan kuru bir kenger
Betona, kirece, asfalta hapis edilir duygunun yeşilliği
kurtulmak sanki mümkün değil bu gelişen cilt yarasından
Emekleyen dünyaya, düşüp kalkan sevgiye
kına yakar kalorifer peteği, sakızını yapıştırır sandalyenin altına
Zehirler her akşam vakti göze damlayan zamanaşımını çanaklar
Kapının zili takılır misafiri gelmeyen ayak izine
Cep telefonuyla ziyaret edilir hastanın ziyaretçi bekleyen acısı
Adları ayıklanmıyor patikaların, vazgeçilir koşmaktan
uzaklaşır sohbet, kuru bir gül misali asılır güneşin altına
Her sabah unutulmak üzere olan yaşanmamış gün
canına kıyar çocuğun eteğinde
Galeride sallanır kuşların gri kanatlarının altında telsizler
kuş gribinin ateş ve ter nöbetleri
Yasemin kırmızı rengini yitirir
öfkenin karamsarlığında dökülür ilham sinek pisliğine
Çoğalır kuşanmışlık, tespih ipini koparır kardeşliğin
unutmak için pasajda gelgitler
Kilidi çevrilmiş kapı, usulca kapanır soyunan yangının yüzüne
Hayvanat bahçesindeki hayvanları sal
kentin içinde balta girmemiş insan ormanı, yapraksız yağdı kar
ezikliklerinden kaçsınlar diye oyunlara, maça kızından önce
Günlerdir yürüyorum hiçbir yere varmamak için
uçuruma yuvarlanan bir yolcu aracın sürücüsüyüm sanki
terler içinde bakılır damardan damlayan gökkuşağına
Bozkır yangının ilk kıvılcımı düşmüş
arkadaşlığın külleşen duygusundaki pamuklara
Sere serpe hiçbir sırdaş yok, olmaz da zaten yırtıldı karneler
yayı kırık bir tabakadan içilir günün durakları
artık kendisine çiçektozunu topluyor açılmayan evrak
Yakılacak hesap var ihbarın havuzunda, duvak duvak tutuşturmak
elbisenin içinde unutulan bedenin zaman dilimi
Sitem dağdan yuvarlanan koca kaya, aşındırıyor kemikleri
Ayak parmakları kesik bir köle olduğumu
düşünmeye çalış, çatala ve bıçağa dokunmayan
emeğinden, böbreğinden, cinsellik için vücudundan başka
pazarlayacak hiçbir şeyi olmayan
Emeğin rengi unutulmuş, kokusu da, tadı da
içindeki işçiliğin tasası da, öfkesi de, leş kokuyordu toplu sözleşme
Göle yüzme bilmeyen biri gibi atıyorum kendimi
yatağın üstüne, bitkin, kinsiz, izlerden uzak
Boğulma diye bir irkilme, yorganın altında nefes almak için çırpınma
avucumun içinde pelte gibi gökyüzü
Vücudunu sıtmaya bırakan, katılaşan, yoğunlaşan susma cinayeti
geri döner kesmek için düğün arabasının yolunu kesen bel bağını
Gün hasret kuşların kente yapacağı saldırıya
Bir daha bulanmadı atlıkarıncada yitirilen mutluluk

Dergiler, sayı 9, Şiir | Yorumlar | Geri izleme Sayfanın en üst kısmına git

Yorum yapın

  •  
  •  
  •  

Yeni yorumlardan RSS ile haberdar olmak isteyenler için yorum beslemesi.

Edebiyat ve Fikir Yongalama