Kibirlice omzuma dokundu sonat
gözümü yumdum, odanın içi ağlayacaktı saadettin ılıcasında
pencereden günbatımının soluk aldığını duydum
kedersiz biri gibi rahat ve huzurluydu
sonra yıldızı kıskandıran dolunay göründü
eteğini yukarı kaldırmıştı göle girerken, dantelli şallından kutup ışığı
ateşböceği ve evler hafiften gerildi, gece vaktinin yorgunluğuna doğru
serin rüzgârın karışık işi yoktu, elinde tırtıl kozası
peri kızların sesini toplar intihar eden uğurböcekleri
tellerin mızrabında gölayağına inen mırıltıların coşkusu
Sahnede sanatçı çalgısıyla, ikisinin ortasında şair
biri güneş diğeri dünya, kimin kim olduğunu seçemedim
dönüyordu yüreğimde insan olmanın bahtiyarlığı
gözkapaklarımda edalı kızlar ayak parmakların üstünde yürüdü
sevdiğinin koyunundan geliyor terlikleri
usulca sordum kimin şehvetinde yürüdüklerini
aman efendim dediler, kimsenin şarkısı yarım kalmasın
yoksa tekrar sürerler çığırından çıkmış zamanın balkını burguya