Blog

Onsekizine Ekmek Banarken - Osman DUman

Kategori: Dergiler, sayı 8, Öykü   00:38   68 kez okundu

Babasını küçük yaşta kaybeden Yavuz daha çocukken tanışmış yoksullukla. Hafıza teyzeyse genç yaşta alışmış fitreye zekâta. Bu yardımlarla Yavuz’u büyüttüğünü söyler annem. Ne zaman Yavuz’dan açılsa konu ‘babasından kalan şu ev de olmasa’ diye tamamlar sözlerini. Annem o kadar çok tekrar etmiş olacak ki ‘hep bir evim olsun, sonra çocuğum olsun’ diye söylenirim sağda solda.

Kapı komşumuz Hafıza teyze oğlunu, on yedi yıl önce soğuk bir kış günü şu sözlerle uğurlamış kapıdan.
—Oğlum dışarıda gene kar yağıyor, ayakların ıslanacak be Yavuz’um
—Anacım merak etme sen bütün gün sobanın yanında çalışıyorum zaten, hemencecik kuruyorlar.
—Yenisini alsak, hiç üşümese ayakların
—Ana hem yırtığı bile yok. Bakkal Remzi efendiye de söz verdik bu ay, borcumuzu kapatacağız diye.
—Oğlum kışta kıyamette…
—Ana zaten havaların ısınmasına ne kaldı, çiçekler açacak neredeyse kayısı da
—Akıllı Yavuz’um benim. Varır varmaz ayaklarını kurut emi sobada.
—Tamam anacığım, merak etme sen.
—Peki güle güle oğlum
—Güle güle ana

Annemin anlattıklarına göre hafıza teyzeyle oğlunun son konuşmasıymış bu. İşten çıktıktan sonra bir daha gören olmamış Yavuz’u. Ne ölüsüne rastlanmış ne dirisine geçen onca yılda. Ümidini yitirmeyen bir tek Hafıza teyze kalmış bizim mahalleden, üstelik Yavuz’suz on sekizine ekmek banarken

Hafıza teyzenin gece eve gelmeyen oğlunu merak etmesi üzerine gittiği iş yerinde, arkadaşlarına sorduğu ilk soru şu olmuş;

—Yavuz’um dün sobada ayaklarını ısıttı mı?

Arkadaşlarının dudaklarından süzülen cevap ne zaman aklıma gelse hep gözlerim yaşarır.

—Teyzecim burada soba yok ki…

Facebook'a ekle Facebook'a ekle

Yorum yapılmamış »

Henüz yorum yapılmamış.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. Geri İzleme URL'si.

Yorum yapın