Bölünmüş İmgeler Otobanı

01 Şub 2008

Fatih Öz

David Lynch filmlerini Sigmund Freud’tu, Odipal’di, kişilik bölünmesi idi demeden açıklayan hiçbir yazı okumadım, böyle birilerini tanımadım. Bu durumun kötü bir şey teşkil ettiğini veya doğru olmadığını söylemiyorum ama bu düsturla geçen gece tekrar Lost Highway’i “Sadece senaryoda devamlılık yok, hepsi bu, yoksa gayet de çözebilirim.” diyip izledim. Fakat zihnimde o kadar “şık” görüntüler kalmış ki sabaha kadar süren rüyamda doğramadığım, parçalamadığım insan kalmadı.
Neyse ki David Lynch’in kendi adıma uzaktan, yakından hiçbir alakam olmadığı “transandantal meditasyon” ile ilgilendiğini biliyorum. En azından bu sebeple de zaman, mekan, hayatın bütünlüğü veya parçaları gibi doğrulara bağlanmadan ‘izlenecek şeyler’ yapabileceğini; daha sonra da ‘kurbanların’ bir belirsizlikte tartıştığı; tat bırakan, atmosferin, gerilimin hissedileceği resimler sunabileceğini kestirmek o kadar da zor değil.
Zaten genellikle izleyen açısından çıkmaz yaratan imgeler, zor bir bilmeceye dönüşen kurgu, ‘elimizde bir ipucu yok’ hissiyatı filmler ardından doğru dürüst bir açıklama yapılmamasıyla etkilerini kuvvetlendiriyor.
Hatta başrol oyuncuları bile ‘Ben de anlamadan oynadım’ mealli açıklamalarda bulunabiliyorlar.
Sonuçta elimizde kalan ise ‘en manalı’ yoruma ikna oluyormuş gibi görünmek ve ortada açık bir sebep yokken duyulan o uğultulu, gerilimli müziği filmlerden sonra da duyumsamaktır.

Dergiler, sayı 6, Sinema | Yorumlar | Geri izleme Sayfanın en üst kısmına git

1 Yorum yapılmış, “Bölünmüş İmgeler Otobanı”

  1. 01

    Kayıp otoban,benim gözümde paralel evrenler arasındaki geçidi simgeliyor.Kavramlar bu iki farklı boyutta birbirinin yerini alıp özdeki kimliğin farklılaşması ( varoluşculuğu hatırlayın) ile ilgili. Varoluşculuğa göre ” varoluş özden önce gelir, her birey çevresindeki değişime ve gelişime göre değişmeye mahkumdur. Bu anlamda birinci evrendeki karısını öldüren karakter bunu yapmaya yönlendirilmiştir, ( karısının ihaneti özündeki kimliği katile çevirirken )Paralel boyuttaki kendisi ise çevresindeki herkes hatta kendisi dahil fiziksel özellikleri tamamen değişmiş, karısındaki bariz değişiklik ise sanırım Lynch tarafından bilerek yapılmış.Çünkü birincil boyuttaki karısı modeline çok benzeyen bir görüntü ve kişilik yapısı var.Kuantum fiziği ve paralel evrenler konularına aşırı ilgili biri olarak benim yorumum bu.( Lynch izleyicisi onun filmlerini ya diğer yorumlara, ya kendi zihnindeki çağrışımlara göre yorumlar ). Adam katil ve sanırım kendi paralel evrenlerinde bu onun kaderi, film uzasaydı ve başka bir boyutta devam etseydi orada da sonu katil olmak olacaktı. Peki ya karısının paralel evrenleri? Onu göremedik, bu permütasyon uzar da uzar. Kişilik bölünmesine gelince, sizce Lynch bu kadar çabuk çözümlenecek bir konuyu işlermi? Mullholland Çıkmazını izleyin ve bunu bir kere daha sorun kendinize, izlemediniz mi? desenize kafanız iyice karışacak…

    melissa, 17 May 2008 18:08 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git

Yorum yapın

  •  
  •  
  •  

Yeni yorumlardan RSS ile haberdar olmak isteyenler için yorum beslemesi.

Edebiyat ve Fikir Yongalama