“Ey gemileriyle birlikte yiten denizler
Ve bağlı limanlarıdır! Ki unutulmasın
Gerçeklikte gemiler terk etmektedir fareleri.” *
Ece Ayhan
* Şimdi …kış ve geçmişe dair önsezi.
O gün gece bir sularıydı. Ağlamanın her türlüsünü sevmeme rağmen bu sefer ağlamayı seçmek istemiyordum. Mert biri bana yardım etti , her zaman beni dinler kendi serzenişleriyle birleşince bu ülkeyi terk etmemiz gerektiğinin kanıtlarını dile getirirdi. Zaten seneye Kanada’ya gidecekmiş. Gitsin umurumda değil.
Ben : Gitsin umurumda değil. Benden gitsin artık benle oynamasından, keşke şimdi yanında olsam demesinden bıktım.
Mert biri : Sert bir kahkahayla: Umurunda değil mi? İlkler unutulmaz kızım. Bak bana ,hala onunla evlenmenin hayalini kuruyorum. Evet umursamıyorum da aynı zamanda. Öyle sanıyorum. Hmm .. ııı biz biz aşığız sanırım.
-Sus zaten keskin soğuk yeterince ısıttı içimi senin sözlerinin içimi yakmasına gerek yok.
- Düşünsene … Tabii sen daha Notebook’ u izlemedin. Ben işte oradaki Noah’ım .
……….
İzledim. Birini daha izledim.Onlarla olan ilişkilerine baktım. Aradım , düşündüm, kaygılandım, irdeledim, öleyazdım ; evet hep bu lafı kullanmak istedim.
Bir kere daha ona diye sözcükleri boşluğa salıverdim.
“Biri daha ölür ve anneme sıkıca sarılırım. Bunun acısı da birçokları gibi mi?
Eşanlamlılık yalanını uydurdukları günden beri çocuklar daha çok ağlar ve sen benim meleğim bir ütopyayı geri çevirmendeki hazzınla yukarılara bakarsın ; kanatlarını görmek için:
Retorik bir kaçıştır seni etkin kılan ,öyle olmadan trajik bir kahramansın.Bütün o büyülü dansını güzelin koynunda yaşarsın. Acını senfoniye dönüştürürsün , bütün bu dilemmalı oyunun içinde . Laciverdi yeşille kapatman dahi böyle; resmiliğini doğallığınla kapatmaya çalışan ; arkana alır ve yanından geçersin hayatın ve yalanın özlemini çekersin yukarılarda. Senin gerçekliğin yokluğuna inandım; yüceliğin sınırlarında geceyle sevişmeye çıktım.Etkisi sınırsız sırrı aradım dindirmek için…
Bunu yaratman dahi göz kırpman sıfırdır. Yokluk ve birdir. Varlık ve sıfırdır kendini kodlayışının sırrı ;başlangıcın. Sıfır ve birin bölünebilir mi birbirine! Çoğalmalarına engel olamazsın ama. Senin cevabın da bu olmalı. Sıfırı kendine bile bölebilmen :senin yaşamın bu denli yaratıcı ve kusursuz olmalı. Bütünden kaçışın batırsa da kendini kusursuz bir şairsin benim için ve hiçsin batık ve zengin bir gemi gibi.”
melissa
Bu öykünün erkek kahramanı, titanik in buzdağına çarpması gibi, kendi ikilemlerine çarpıp, içindeki yolcuları ( sevdiklerini yada sevenlerini ) hayal kırıklığına uğratan biri olmalı.Kendisine bu kadar özgüvenle çıktığı en şaşaalı yolculukta bile batmaya mahkum bir gemi ( ne yazıkki bu özgüveni bile kendisinden değil başkalarından alan biri olmalı )
Yorum — 17 Mayıs 2008 @ 08:23
Janus
kesinlikle öyleydi ;)
Yorum — 17 Mayıs 2008 @ 09:13