Sırsızlığa Kaçış

01 Eki 2007

Sadık Yemni

The Big Brother (lütfen) Watch us

Gizlimizin saklımızın kalmadığı, elektronik postalarımızdan, banka hesaplarımıza, el yazısıyla döktürdüğümüz mektuplarımızdan düşüncelerimize kadar, oramız buramız da dahil tek bir gizli ve saklı bir şeyimizin kalmadığı bir devre intikal etmekteyiz.

George Orwell bilindiği gibi ikinci dünya savaşının ardından, 1949’da yayımladığı 1984 adlı anti ütopik tarzdaki ölümsüz eserinde Batı dünyasının totaliter rejimlerin cenneti olabileceği konusunda bizleri uyarır. Totaliter rejimler tebalarını sürekli gözetim altında tutarlar. Şu anda tıpıtıpına Orwell’in 1984’de tanımladığı bir ortamda yaşamıyoruz, ama insanlık tarihinde fert, vatandaş, birey hiçbir zaman bu kadar ayrıntılı kayıt altında tutulmuş ve gözetlenmiş değildir.

Bu yeni bir durumdur. Yakın gelecekte durumun daha da ağırlaşacağı açıktır.

Önce bir şey soracağım. İnternet kelimesini ilk kez ne zaman duydunuz? Benim ilk duyuşum 1971’dir. Birleşik devletlerdeki bir pilot şehirde ilk uygulamalar yapılmaktaydı. Kimin seksenli yıllarda evinde internete girebilecek güçte bilgisayarı vardı? Benim internete ilk girişim 1996’dır. Amsterdam’da.

Konuyu derinleştirmeden önce epey ilgi çekmiş iki filmden söz etmek istiyorum. İkisi de Amerika Birleşik Devletler yapımı haliyle.

conversation.jpgThe conversation – Konuşma –

Yapımcı: Ford Francis Coppola

Yıl: 1974

Baş aktör Gene Hackman

Harry Caul güvenlik uzmanı olarak ülke çapında tanınmaktadır. Bir gün büyük bir firmanın başı onu iki memurunun konuşmalarını dinlemesi için kiralar. Harry birkaç yıl önce bu tür bir iş almış ve sonra dinlediği sahısların cinayete kurban gittiklerini öğrenmiştir. Aynı şeyin yinelenmesinden korkar.

Bu sefer onu dinlemeye başlarlar. Bütün evin altını üstüne getirir saklı olan aparatı bulamaz. Ne yapar? Oturur trompet çalmaya başlar.

enemy-of-the-state.jpg 24 yıl sonra Tony Scott tarafından yapılmış olan Enemy of state, Devlet düşmanı adlı film bu filmin yeni koşullara göre uyarlanmış bir versiyonu gibidir. Will Smith, Gene Hackman başrolleri paylaşırlar. Genç avukat rolündeki Will Smith eline kazayla politik bir cinayetle ilgili deliller geçirir. Ondan sonra amansız bir takip başlar. Zamanla daha da gelişmiş bir teknolojinin yardımıyla her yerde izlenir.

Ta ki eski bir gizli servis dinleme uzmanı olan Gene Hackman yardımına gelene kadar. Harry Caul’un dönüşüdür adeta.

Bu iki film bize yepyeni bir döneme girdiğimizi en iyi anlatan, eğlenceli, iyi kurgulu, heyecanlı yapıtlardır.

Biraz tasavvufa kulak verelim. Bilindiği gibi Levh-i Mahvuz’da evrende olan bitenlerin tamamı kayıtlıdır. Buna tanrının hard diski diyebiliriz pekala. İslam’da Levh-i Mahvuz, Jung’ta Kolektif Bilinçaltı, Tibet Lamanizmin’de Akaşa olarak adlandırılan, dünyanın esiri, süptil anılarını saklayan büyük bir ana kayıt sistemi düşünelim. İşte bunlara, Akaşik kayıt ya da saklı kayıtta denir. Bu, her şeyin görülür, işitilir, duyulur, bilinir olmasının da bir açıklamasıdır.

uyku.jpgBiz bedenden ayrılsak bile yani beden kayıt sistemimizi bıraksak bile ana kayıtlar, astralimizde yani şuur dışımızda zaten kayıtlıdır. Ve hiçbir şeyi kayıtlardan silmemize ya da yok etmemize imkan yoktur. Bu nedenle de tüm eylemlerimizden hatta düşüncelerimizden de sorumluyuz. Pozitif ya da negatif düşüncelerimiz, astral dünyada form tutacak kadar ısrarlı iseler, tepemizde dolaşan bir bulut gibi bizi izleyecekler ve bazı olayları reelkılacaklardır.
İşte Jung, rüyalar kolektif bilinçaltından sembolleri günümüze taşıyor derken, hepimizde mutlaka bir yansıma bulan ‘Dünya Hafızası’nın sembolik anlatımlarını, kehanet rüyalarını ve sembolik rüyalarını işaret etmiş oluyordu. Bu çağın bir gereği olarak, bilimsel anlayışlarda da ruhsallığa bir geçiş var. Artık materyalistik ve mekanistik bir bilim anlayışı pek rağbet görmüyor.

Bilim ne diyor?Bilim adamları son araştırmalarında spiritüel ve bütüncül sonuçlar elde etmeye başladılar. Kuantum fiziği ve rölativite teorilerinin ilk katkılarıyla gerçekleşen büyük değişim diğer bilim dallarına da hızla ve holistik bir şekilde yayılıyor. Hatta belleğin beynin dışında olabileceği görüşü bile mevcut.

İnsanlar belki de boşa yaşamamış olmak, ardında kayıt bırakma, bir çeşit ölümsüz özlemiyle hayal güçlerini hep bu alana yormuş durmuşlardır.

Bu yakınlarda son yılların çok moda olan bir haberiyle ilgili bir söyleşiyi okudum. ABD’nin ele geçirebildiği tüm elektronik postaları depoladığı belirtilmekte. Avrupa bundan korunmak için etkin tedbirler almış durumda. Tabii her devlet de kendi elektronik posta depolarını oluşturmakta.

Sadece elektronik posta mı? İnternetle işlem yapılan banka hesapları, kredi kartları da aynı durumda. Hackerlar elektronik ortamı harıl harıl tarayarak sövüşleyebilecekleri çaylakları aramaktalar. Bizleri, sizleri yani.

Ne yapalım? Elyazısı kullanarak klasik postalama yöntemine geri mi dönelim?

Bilgisayarlarımızı bu tür tasallutlara karşı koruma imkânımız yok mu? Gelin burada bir uzmanla yapılmış uzun söyleşinin bir kısmına kulak verelim.

ABD’nin bir numaralı bilgisayar güvenlik şirketi Hacker Safe’in Türkiye Temsilcisi İnan Taptık çok önemli uyarıda bulundu:

Siz, dünyanın en önemli bilgisayar güvenlik firmalarından birinin temsilcisisiniz; e-mail’lerinizin okunmaması için siz nasıl tedbir alıyor* sunuz?
Ben okunduğunu biliyorum, onun için hiçbir şey yapmıyorum. Yazdığınız e-mail’in sadece siz ve gönderdiğiniz kişi tarafından okunması diye bir şey yok. Bütün e-mailler istenirse okunabilir. MSN’deki yazışmalar dahil…

* Sıradan bir vatandaşın e-mail’ini kim okur ki?
Okumaz, ama bir kopyasını saklar.

* Kim?
ABD.

* “Her işin altından ABD çıkar” diye mi, yoksa gerçekten ABD mi?
Gerçekten ABD. Çünkü dünyanın internet yapısına sahip olan ülkesi ABD. İnternetin doğduğu topraklar orası. Bu işi 1970’lerde çözdüler. Bütün standardı belirleyen de ABD.

* Avrupa?
Avrupa bu durumun farkına varıp, kendi internet omurgasına sahip çıktı. Devlet kurumlarının port’larını, IP’lerini kesinlikle dinlettirmiyor. Bunu vatandaşlarının, şirketlerinin kullandığı internet ortamına yaymaya çalışıyor.

* Onlar ABD’den kaçabildi yani?
Bir yere kadar. Çünkü bir Avrupalı Yahoo’ya ya da Gmail adresine e-mail attığı zaman yine yakalanıyor. Ne de olsa bu adreslerin hepsinin ana server’ı, hostingi ABD’de. Asıl posta kutusu orası.

* Peki ABD bu kadar bilgiyi ne yapıyor?
Aradıkları bazı belli kelimeler var. O yüzden sürekli tarama yapıyorlar. Mesela bir elektronik postanın içinde “El Kaide” kelimesi geçiyorsa o posta taramaya takılıyor. Taramadan kaçmak isteyenler kripto yöntemini kullanıyor, ama o da çözüm değil. Çünkü tarama sırasında ardışık kelime düzeneklerine sıklıkla rastlanırsa, sistem bunun bir kripto olduğunu anlayıp, onu da kenara ayırıyor. Tabii dünyada çözülemeyecek hiçbir kripto da olmadığı için kaçmak mümkün olmuyor.

* Böyle bir tarama imkanı varsa peki niye dünyanın e-mail’ini saklıyor?
Bu zararlı, bu zararsız diye ayırmaya vakti yok. Onun yerine saklayıp, bir gün lâzım olursa diye elinde tutuyor. Mesela sizin de şu anda e-mail kutunuzda sakladığınız e-mailler vardır. Oradan da bakabilirler.

* Yani aslında hepimizin e-mail kutusu onlar için istedikleri zaman açıp okuyabilecekleri bir defter gibi?
Kesinlikle, isterlerse sakladıkları yerden çıkartıp içine bakabiliyorlar.

* Demek ki kendimize ahım şahım internet şifreleri bulmamıza gerek yok; çünkü zaten o kapıdan girmiyorlar?
O kapıdan hacker’lar giriyor ki, onlar için de şifreyi kırmak küçük mesele. Kendi yazdıkları script’ler var ellerinde. Kaldı ki zaten hacker’lar da kontrol ettikleri bant genişliğinin bir kısmıyla e-mail trafiğini tarayabiliyorlar. İşlerine yarar bir şey bulurlarsa o zaman kapıdan içeriye girip, bilgiyi alıp, çıkıyorlar.

* Telekom’un tamamının özelleştirilmesi sizce de hata mı oldu?
Valla şu anda internet alt yapısını özel bir şirkete bırakmış durumdasınız. Devletin otorite olması gereken yerde, özel sektördeki bir firma otorite konumunda. Tüm dünyada Telekom benzeri firmalar özelleştiriliyor, ama onların sadece tahsis ve dağıtımları özelleştiriliyor. Asıl giriş ve çıkışların yapıldığı, bilgilerin toplandığı yerler tamamen devletin elinde kalıyor. Bizde ise sistemin tamamı özelleştirilmiş durumda. Devletin üst kademesindeki kurumların kendilerine ait, Telekom’dan bağımsız bir hatları var. Ama dışarıdan birilerini aradıkları zaman sonuçta yine standart hatta bağlanıyorlar. Kaldı ki artık herkes cep telefonu kullanıyor. Ona bakarsanız onlar da özel şirketlerin elinde.

* En güvenliği olmayan bilgisayar?
Wireless, yani kablosuz internetten mümkün olduğu kadar kaçınmanız gerekiyor. Hakikaten güvenlik istiyorsanız bunu kullanmayacaksınız. Çünkü artık o bilgileriniz havada. Hacker’ların en çok izlediği bilgiler bu tür bilgilerdir.

* En güvenli bilgisayar?
Dünyanın ikinci büyük temel işletim sistemi LINUX’ı yazan Linus Torvalds der ki, “En güvenli bilgisayar fişi çekilmiş bilgisayardır.”

Sadece bunlar değil. Düşüncelerimiz de tehlikede. İnsan beyni yaptığı işe, meşguliyetinin cinsine göre dalgalar yayınlamakta. Ders çalışma, yaratıcı yoğunluk, kösnül hayaller, öfke, intikam duyguları vb. bunların hepsi değişik frekansta dalgalar yayınlarlar. Bunu ölçebilen aparatlar yapımda çoktandır. Bazı prototipler şimdiden kullanıma girmiş durumda. Gelecekte böyle giderse gizli saklı düşüncemiz de kalmayacak.

Gözetleyici kameralar dış zarfımızı, X ışınlı dedektörler içimizi, otellerdeki gizli kameralar cıscıbıl halimizi, bazı mahrem eylemlerimizi ve saklı kalmasını istediğimiz hobilerimizi ifşa etmekte. Bütün bunların önemli bir kısmı da belki dünyevi! akaşik kayıtlara geçmektedir.

İster kabul edelim, ister etmeyelim mahremden hızla uzaklaşıldığı, şahıs bilgilerinin aleyhte kullananılabileceği bir dünya var artık önümüzde.

Peki buna karşı bir çözüm bulunabilecek mi?
Bundan hiç kuşkunuz olmasın. Aklımızın fişi çekik olmadığı sürece yeni ve güvenli mahrem alanlar mutlaka kurulacaktır.

Dergiler, Fikir Yongalama, sayı 4 | Yorumlar | Geri izleme Sayfanın en üst kısmına git

1 Yorum yapılmış, “Sırsızlığa Kaçış”

  1. 01

    Her güzel teknolojinin bir kusuru vardır diyelim.
    Tabi herşey bu teknolojiyi kullanan insanların elinde. Heralde bir icat yapmış insan burda o bilgiyi paylaşmamalı, sonra internetten bankacılık işlemleri oda sakat diyelim, insanın belli sınırları aşmadan kişisel bilgileri eğer bir suça karışmamışsa ABD’nin çok da umrundadır sanırım? Mesela şuan askerim ben ama çoğu asker facebook yada benzeri şeyleri kullanmıyor, askeri kıyafetli resim kullanmak yasak. Bunla ilgili israil’de mesela askerlerini uyardı. En sinsi ve uyanık israillilerde böyle yaparsa.. Neyse fazla ileri gitmemek kaydıyla internet çılgınlığına devam.. :)

    İmran ALTINTAŞ, 20 Nis 2008 19:39 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git

Yorum yapın

  •  
  •  
  •  

Yeni yorumlardan RSS ile haberdar olmak isteyenler için yorum beslemesi.

Edebiyat ve Fikir Yongalama