Biraz tanıdınız mı bari beni?

01 Eki 2007

Cansu Aksu (Janus)

O gün yine çevremi saran o neşeli ama bir o kadar da sıkıcı kalabalıkla birkaç saat geçirecektim ki ;O tevafuk etmişti karşımda. Siyah gözleri vardı şaşkınca bakan , elini uzattı Don Juan tavırlı sahtece gülüşüyle.

Ve sonra ruhumu onun gözbebeklerine asmaya karar verdim. Senelerdir bakıyordum ona pek kibirli ve seçici gibi gözükse de öylesine yaşardı her şeyi ve yaşam arzusu vardı , kuşkuydu adı sanki ve beni çözebilirdi. Küstah ve kaba olması daha çok işime gelir diye düşündüm. Yanına yaklaşırken heyecan duymam bu yüzdendi : kendimden bıkkındım, kendimi kıramayacağımı da bilirdim. O,sevmedim deme lüksüne ve çok sevdim deme şımarıklığına sahipti. Her şeyin zıttını öylesine sahiplenmişti ki bütün duygularıma kök salmayı başarmıştı.

Dedim ki öptüğün yerler yeniden hayat buldu ama hâlâ ölü bir zihnim var. Yeniden düşünmeyi O’nla varolmayı zihinlerimize dokunmayı istedim. Bilirsiniz bu ürkütücü bir şey. Hele ki fark ettirerek bilinçlice olması. Biraz düşünse de bunu sanırım reddedildim.Dokunma kısmından değil tabii ki de . Öylesine olmamasından..

O böyle işte biraz anlamaya başlamışsınızdır.Derinlerimde bir yerlerde yaşıyor, belki de benimdir artık. Bu yüzden biraz kendimden bahsedeyim.Janus deseler de bana bu bir uydurma laf ve ben ona uymaya çalışıyorum. Pembeydim.Candım. Kimine göre su oldum hem de en berrağından, yerle göğü birleştiren tondan daha berrak. Cebinde güneşle dolaşan biri takmıştı bu adı. Neyse şimdi ondan bahsetmemem lazım.İçimdeki bu değil artık. Ona yazdığım bir şiirde anlattım bu durumu. Anladığını söylemişti.Kendimi anlar gibi oldum: onu daha az seviyorum şimdi.

Beni de tanımaya başlamışsınızdır.
Kendimi tekrar dostlarımın kucağına attım. Hafif. Onu düşünürken bile hafiftim. Herkesle aynı olamaz düşüncesini korumaya çalışırken o kadar eskittim ki adımızı buna ben bile üzüldüm.

Takip edercesine buluşuyorduk onunla.Bir şarkıda,onun yazdıklarında,benim yazdığım şeylerde.Hiç kimsenin ilgilenmediği kadar ilgilendi ve hiç kimsenin yapamayacağı kadar eskitip attı beni.

Tanrıyı sordum ona. Anlattı ve boş ver dedi sana mı kaldı Tanrı?
Neden dedim böylesin? Sevmen, titremen, sorman , hayatın bu kadar yoğun ve boşvermiş? Anlattın bana her şeyi ve şimdi önemsiz gibi davranıyorsun. Her şeyde böylesin, yaşamını inkar ediyorsun. Kaçtığı şeyler vardı. Bilmiyorum belki de öyle mutluydu şimdi artık görüşmüyoruz. Dedim ya beni bir vestiyer gibi kullandı. Ivır zıvır vestiyeri. Hayallerini, düşüncelerini üzerime astı, uzun süre baktım onlara.. Benim olmayan hiçbir şeye. Bir olduk ve hiçtik belki de…
Zaten hepimiz bir gün birbirimize dönüşecektik…

Biraz tanıdınız mı bari beni?

Dergiler, Öykü, sayı 4 | Yorumlar | Geri izleme Sayfanın en üst kısmına git

2 yorum yapılmış, “Biraz tanıdınız mı bari beni?”

  1. 01

    Okyanusunu özleyen denizkızı, sormalısın kendine önce, gördüğün her mavi, okyanusundan derin mi? Seninki maviyi anlatma telaşı, siyaha boyanmış ruhlara, senin rengin pembemiydi? , küçük bir kızçocuğu, masum bir özlemin rengi.Peki şimdi söyle bana, kendi derinliğin okyanusuna bu kadar boyanmışken, sığ denizlerde rastladığın o kişi seni ne kadar haketti? Eskiyen sen değilsin, zaten hiç sahip olmadığın anılar, öyle olmasını umdukların, “eskiten” o değil, vazgeçişlerin senin ve “cebinde güneşle dolaşan biri” yada diğerleri seni senden daha iyi anladı mı gördüğünü zannettiği kişiye bakarken, bu adı veren kişiye vefa belki de “janus” a kendinden bir yansıma vermek. Eğer seni biraz anladıysam cevap şu olmalı: Kendini başkalarının gözleriyle görüp, oradan nasıl göründüğüne bakmak: Tıpkı bir okyanusun içinde olup denizi hissetmek ile, karadan okyanusu izlemek arasındaki fark gibi ( değil mi ? )

    melissa, 17 May 2008 08:07 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  2. 02

    seni tanımayan yok bu şehirde.
    salaş meyhanedeki yorgonun sesindesin belki yada kır kahvesinde süleymanı abinin attığı zarda.
    dedim ya seni tanımayan yok sessiliğin içndeki kalablıktasın don juanın belki kaleminde belki sen onun kalemi. . .
    ee dedim ya seni tanımayan yok bu şehirde.

    attığın adımı düşünen bir düş vardır elbet. . .

    ufunet, 31 Tem 2008 21:58 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git

Yorum yapın

  •  
  •  
  •  

Yeni yorumlardan RSS ile haberdar olmak isteyenler için yorum beslemesi.

Edebiyat ve Fikir Yongalama