Beynelmilel bir temenni:’Cuntalar Olmasın’

01 Eki 2007

İsmail Yiğit

Baharı karşılama, çocuklar ve kuşlar…

[Not: Bu yazıda filme dair, izlemeyenlerin okuduklarında filmden alacakları keyfi hayli azaltacak türden açık bilgi verilmesinden dolayı, filmi izlemeye niyetli kişilerin bu yazıyı filmi izledikten sonra okuması önerilir. ]

film afişiBeynelmilel, 12 Eylül askeri döneminin Güneydoğu’da bir taşra kasabasındaki sosyal yaşam üzerindeki etkilerini ve yansımalarını konu alan bir film. Yönetmenliğini, kendisi de 12 Eylül mağdurlarından olan Sırrı Süreyya Önder’in yaptığı, başrolünde son dönemin en nitelikli genç oyuncularından Özgü Namal’ın yer aldığı Beynelmilel, insana dair en doğal ve ‘beynelmilel’ unsurlar olan hüznün, aşkın ve mizahın olağandışı bir politik atmosferde nasıl yaşandığının trajikomik öyküsünü oldukça başarılı bir şekilde anlatmış.

Sırrı Süreyya Önder, niçin böyle bir filmi çekmeye karar verdiği sorusuna bir röportajında şöyle yanıt veriyor: “O günleri sadece hatırlamak bile tüm ilham perilerini seferber etmeye yeter. 12 Eylül, bu toprakların tarihinde, kurtuluş savaşından sonra en önemli kavşaklardan birisidir. Bugün yaşanan her türden sıkıntının o günlerden devralınan bir başlangıcı olduğunu düşünüyorum. “O tozlar, bu çamurları getirdi” isimli bir roman çalışmamın bir kısmını böyle bir senaryoya dönüştürdüm.”

Haydar (Umut Kurt), Siyasal’da okuyan ve o dönemin iki zorunlu(!) alternatif yolundan sol yönde gidenini seçmiş idealist devrimci bir gençtir. Gülendam (Özgü Namal) ise, kaymakam olma hayali ile sınavlara hazırlanan, Haydar’a âşık ve kendisine verilen “O seni görmüyorsa sen de onun baktığı yerde dur” öğüdünü tutmak amacıyla, devrim oluncaya dek aşk gibi küçük burjuva alışkanlıklarını (!) elinin tersiyle iten Haydar’a kendisini fark ettirebilmek için Haydar’ın verdiği Lenin kitaplarını okuyan, Enternasyonel dinleyen saf ve temiz, öksüz taşra kızıdır. Gülendam’ın babası Abuzer de (Cezmi Baskın), kasabada ‘Gevendeler’ olarak bilinen, yöresel müzik yapan bir topluluğun başıdır. Filme adını veren beynelmilel lafzı da, kasabaya gelecek olan Milli Konsey üyelerini karşılama töreninde çalmaları için bölgenin komutanı tarafından ‘görevlendirilen’ gevendelerin, Gülendam’ı Enternasyonel dinlerken yakalayan ama tabii ki anlamadığı ve bilmediği için kızının bunun ‘baharı karşılama, çocuklar ve kuşlara dair’ bir marş olduğu açıklamasına inanan ve bu marşı çok beğenen Abuzer’in yönlendirmesiyle, Konsey’i karşılama töreninde Enternasyonel çalmalarından gelmektedir.

İşte tam da bu nokta, filmin anlattığı öykünün en acıttığı nokta. Düzenin, resmi-gayri resmi tüm unsurlarıyla cephe aldığı bir tarafın sembolü olan bir marş hakkında dahi bilgisi olmayan bir bölük kumandanı, üstelik bu bölük kumandanının bu hayli sakıncalı (!) marşı provalar esnasında dinlediğinde çok beğenmesi… İnsanın aklına büyüklerinden duyduğu, ‘Sos’ ile başlıyor diye toplatılan ‘Sosyoloji’ kitapları ve ‘anti-komünizm’ başlıklı kitaplar için de benzer bir şekilde, “biz komünizmin her türlüsüne karşıyız, ‘anti’si dâhil!” diyebilen zihniyet geliyor.

Film boyunca beklenilen düğüm noktası, gevendelerin Milli Konsey önüne çıkması ile kanınızdaki adrenalin doruğa ulaşıyor. Az sonra gerçekleşecek acı olayların bilinmesi ama bir şey yapamayacak olmanın isyanı kaplıyor beyni. Ve beklenen an, enternasyonelin çalınmaya başlanması ile ‘Bu bir komplo Sayın Paşam’ diyen seslerle beraber askerlerin silahlarıyla gevendelerin etrafını sarması, tutuklaması –daha sonra göz altında bu işin sorumlusu olduğu gerekçesiyle Gülendam’ın babası vurularak öldürülecektir.- , patlayan silahlar… Tek bir sahneyi hiç unutamıyorsunuz; “Konsey geldiğinde tepkisiz kalınmamalı, bir eylem yapılmalı” diyen Haydar’ın hoşuna gitmesi için Gülendam’ın oyalarla, işlemelerle, tıpkı bir gelin çeyizi gibi hazırladığı bembeyaz örtünün –dedesinin kefen bezi- üzerinde ‘Cuntalar olmasın’ yazısıyla beraber, Gülendam’ın karşılama törenini izlediği balkondan süzülerek o karmaşada askerler tarafından vurulan ve yere yığılan Haydar’ın üstünü örtmesi. Ne kadar saf, temiz ve de beynelmilel bir temenni, “cuntalar olmasın”…

12 eylulFilmin final sahnesinde, aradan yıllar geçtiğini görüyoruz. Gülendam, kızını okul için giydirirken, televizyonda Sovyet eski Kızıl Ordu orkestrasının Türkiye’de siyasiler ve askerler önünde çaldığı ‘Enternasyonel’i duyar ve gözleri dolarak izler. Siz de isyan edersiniz Gülendam’la beraber. Madem böyle olacaktı, neydi bütün tantanalar…

Kelamın sonunu getirmek gerekirse, bu filmi sadece bir dönem filmi olarak görmemek gerektiğine inanıyorum. Cunta, bir zihniyettir, bu noktada Günay Rodoplu’yu hatırlamamak mümkün mü: “Faşizm bir düşünce biçimidir… Hayatı algılama biçimidir. Apoletli generallerle de gelir, blucinli ressamlarla da, gümüş takılı kolej mezunu kızlarla da.” İnsanın özgür iradesini ve zihnini cebren idare etmeye talip güçler her zaman olmuştur ve bu güçler her zaman bir şeyi sebep olarak kullanmışlardır. Adam gibi adam olmak, böylesi talepleri ima eden hal ve tavırların suratına, eldeki mevcut tüm araç ve mekanizmalarla şamarı indirmektir. Ne acıdır ki, sivil veya askeri cenah fark etmez, cuntacı zihniyetler fiillerine referans olarak Kurtuluş Savaşı’nı dahi Milli Meclis ile idare edecek ölçüde millet iradesini özümsemiş ve her zaman “Hürriyet ve İstiklal benim karakterimdir” demiş bir lideri göstermek cüretinde bulunmuşlardır. Hâlâ da bulunuyorlar… Yapmamız gereken, hepimizin, Gülendam’ın saflığı ve temizliği ile haykırması: “Cuntalar olmasın!”

Dergiler, sayı 4, Sinema | Yorumlar | Geri izleme Sayfanın en üst kısmına git

1 Yorum yapılmış, “Beynelmilel bir temenni:’Cuntalar Olmasın’”

  1. 01

    Cunta, bir zihniyettir, bu noktada Günay Rodoplu’yu hatırlamamak mümkün mü: “Faşizm bir düşünce biçimidir… Hayatı algılama biçimidir. Apoletli generallerle de gelir, blucinli ressamlarla da, gümüş takılı kolej mezunu kızlarla da.”

    izlemiş kadar oldum yazılanlarla.cunta zihniyetini,(x-ray cihazının var olduğuna inanılan ki bu cihazın düşünceleri okuduğu söylenir! )çelişkili bir dönemi kısaca özetlemiş film..ne acaiptir medeniyete taş atan insanların aynı ülkede bulunması.ülkelerini akim bir sona sürüklemesi..

    nehir haşimoğlu, 25 Haz 2009 15:12 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git

Yorum yapın

  •  
  •  
  •  

Yeni yorumlardan RSS ile haberdar olmak isteyenler için yorum beslemesi.

Edebiyat ve Fikir Yongalama