Blog

Osmalı Devleti’nde İlk Yerli Itriyat Fabrikasının Kurucusu:AHMET FARUKİ - Nejat Yentürk

Kategori: Dergiler, sayı 2, Çeyiz Odası   19:33   333 kez okundu

Ahmet Faruki Müessesesinin Doğduğu Ortam
19. yüzyıl, sanayi devriminin biçimlendirdiği yeni toplumsal düzende insanların gündelik hayatlarına ve bedenlerine daha önce görülmediği oranda ilgi göstermesine tanıklık etmişti. Bu ilgi toplumsal hayata kadının gün geçtikçe artan oranda katılmasının yanı sıra, sağlık alanında yaşanan önemli buluşlardan da etkilenmekte idi. Artık geri dönülmez bir biçimde temizlenmenin ve kişisel hijyene dikkat etmenin, sağlıklı olmanın ve hastalıklardan uzak kalabilmenin ilk koşulu olduğu anlaşılmıştı.

Bu modern toplumda sağlığın ve temizliğin, güzel ve bakımlı görünmenin dar bir aristokrat ya da burjuva kesiminin sahip olduğu bir lüks değil, en doğal insanlık hakkı olduğu, artık genel kabul görmüştü.

Bu yüzyılda, kimya ve eczacılık alanında yaşanan gelişmelerin, kazançlı bir alan olan kozmetik sektöründe başarılar elde etmesi kaçınılmazdı. Vaat ettikleri işlevleri yerine getirmeye başlayan kozmetik ürünler üstelik, geniş halk kesimlerinin satın alabileceği ölçüde ucuzlamaya başlamıştı. Çünkü çok pahalı olan hayvansal ya da bitkisel kökenli ham maddelerin yerini tutabilecek birçok madde artık sentetik olarak elde edilebiliyordu ve bu buluşlar, kozmetik malzemelerin çok daha ekonomik hale gelmesini sağlamıştı.

En zor yıllarını yaşasa da Osmanlı Devleti’nin özellikle büyük kentlerinde yaşayan yurttaşları da bu gelişmelerden uzak kalamamıştı. 19. yüzyılın ikinci yarısında yayınlanan birçok gazete ve dergide bu konular ele alınıyor, kişisel bakım konuları özellikle kadın dergilerinin neredeyse varlık sebepleri haline geliyordu. Bu yüzyılın son çeyreğinde ıtriyat ithalatı önemli oranda başlamıştı: Avrupa malı kremler, parfümler, diş iksirleri, saç bakım ürünleri, sabunlarla tanışmıştı büyük şehirlerde yaşayanlar…

Açılan büyük mağazalarda sergilenmekte olan kıyafet ve aksesuarların yanında çeşit çeşit parfümeri ürünlerinin tanıtılmasıyla birlikte, ilk günlerinden başlayarak gitgide daha geniş bir kitleyi etkisi altına alan sinemanın aktristleri ve aktörleri etkisiyle yaygınlaşmaya başlayan yeni süslenme alışkanlıkları, Osmanlı toprağındaki gayrımüslimler kadar Türk kadınını ve erkeğini de sarmalayacaktı.

İlk Yerli Parfümeri İmalathanesi
İşte bu gelişmeleri değerlendiren Mısır asıllı müslüman bir İstanbul’lu olan Ahmet Faruki, o güne dek vitrinleri ve rafları dolduran tamamı ithal malı kozmetik ürünlerini ülke içerisinde imal etmenin kârlı bir girişim olduğunu görmüş ve 1894 yılında Sultanhamam’da açtığı büyük mağazası ve Feriköy’deki imalathanesi ile ardından gelecek birçok yerli üreticiye önderlik etmiştir.

Ahmet Faruki, kendi alanında bir ilktir. Yaptıkları, sanayi alanında sayılmayacağından önemli görülmeyebilir ancak özellikle o yıllarda bir ithal malları cennetine dönüşmüş olan Osmanlı toprakları için büyük bir anlam taşımaktadır.

Ahmet Faruki’nin girişimciliğine, işine duyduğu saygı ve yaratıcılığını da eklerseniz, yakalayacağı başarının büyüklüğüne şaşmamak gerekir. Sadece parfüm ve kolonya değil, kremden düzgüne, briyantinden şampuana, allıktan sürmeye, rujdan ojeye, traş sabunundan diş macununa çok değişik ıtriyat malzemesi üretmiş, sözcüğün tam anlamıyla bir parfümeri fabrikası var etmiştir. Ürettiği ürünler ise Avrupa menşeili olanların ayarında olmak bir yana, onlarla yarışacak üstünlüktedirler. Katıldığı uluslararası sergilerden ( 1903 Atina, 1904 Bordeaux, 1905 Liege, 1906 Paris, 1906 Londra ) kazandığı birçok altın madalyanın yanı sıra, Nişan-ı Osmanî ve Sanayi Madalyası, İran Hükümeti tarafından da Altın Şîr-i Hûrşîd Madalyası ile onurlandırılmıştır.

Kaliteli ürünlerini, şık ambalajlar içerisinde, zarif etiketlerle sunan Faruki, Avrupa’daki parfümeri firmalarının karşısına bir rakip olarak çıkabilmiştir. Hatta ismini, bir marka olarak lanse edebilmiştir. Firmasının en popüler olduğu yıllarda Sultanhamamı’ndaki dükkanından alışveriş etmek bir ayrıcalık haline gelmiş, nişan, düğün ve benzeri özel günler için hediyenin Faruki’nin dükkanından alınması halk nazarında önemsenir olmuştu. Yabancı mallar tarafından neredeyse işgal edilmiş İstanbul’da bu çok önemli bir gelişmedir.
Müessese çok geçmeden İran, Hindistan, Batavya ve Japonya’dan gelen siparişleri karşılamaya başlar. İç pazarda kendine bir yer edinebilmenin ötesinde ihracat yapabilen bir müessese haline gelmiştir.

Ahmet Faruki, müessesesinin daha ilk yıllarından başlayarak çeşitli dergi ve gazetelere yerli üreticiyi teşvik edici, cesaretlendirici yazılar yazmış, tüketici kesime ise, alışverişlerinde yerli müstahzarları tercih etmelerinin ülke iktisadiyadı için önemini vurgulamıştır. Hanımlara Mahsus Gazete’nin 1312 tarihli bir nüshasında ‘Beyaz Kamelya Pudrası’ adında bir müstahzarı imale başlayan bir askeri hekimin ürününü övdükten sonra, hanımlara bu pudrayı satın almaya çağrıda bulunur: “Memleketimizde sarf olunan pudralar için her sene Avrupa’ya ne kadar liralar gönderdiğimizi hesap edecek olsak akıllara hayret verir.

“Medenileşmekte olan bir cemiyetin her türlü ihtiyaçlarını kendi memleketi dahilinden tedarik etmesi ve hazırlamaya çalışması öncelikli ödevlerinden olup, diğer milletlerin bu yolda ne derece gayret sarf ettikleri ve çalıştıklarını her gün görüp işitiyoruz. Bir pudra için bu kadar söz söylüyor diye beni gevezelikle itham etmemelerini görüş sahiplerinden istirham eylerim. Bu gün en ehemmiyetsiz görünen bir şey, yarın pek büyük şeylerin icat ve keşfine sebep olabilir.

“Bir Ömer efendinin pudra yapıp satarak pek çok para kazandığını gören Ali efendi başka bir şey imaline, onu gören Hasan efendi de daha mühim şeyler icadına çalışarak memleketin sanayi ve ticaretini ilerletir ve genişletir, -ulu padişahın desteklemesi sayesinde- osmanlıların her türlü sanayi ve ticarete kabiliyetleri olduğu, rekabette ortaya çıkar. Sanayi ve ticareti, himaye ve teşvikle ilerlemesini sağlamaya erkeklerden ziyade hanımlarımızın hevesli oldukları tecrübe ile sabit olup, bilhassa kendileri için yapılmış olan işbu kamelya pudrasına fevkalade rağbet göstereceklerine ümidimiz tamdır” dedikten sonra, Beyaz Kamelya Pudrası’na her bakımdan ‘kefil’ olduğunu duyurur.
Kendisi dışındaki bir Osmanlı üreticisinin ürününe kefil olması, Osmanlı sanayi ve ticaretinin ilerlemesini önemsemesinin yanısıra bazı sağlığa zararlı ıtriyata karşı dikkatli olduğunu da gösteriyor: “Avrupa’dan gelen saç boyalarının - bir zaman moda olan sarı boyaların- bazı hanımların gözlerine ve bazılarının kulaklarına zararlı olduğunu bizzat gözlediğim için bu boyaları satmayı ve onlardan elde edeceğim kazancı kat’i surette terk ederek, bu boyaların zararlarını ve bunları kullanmaktan kaçınmalarını tanıdığım hanımlara arz ve ihtardan geri kalmadım.”
Amerikalı bir kadının ürettiği bir güzellik kreminin ithalatını eleştirirken, Osmanlı kadınlarına seslenmeden edemez: “Şark kadınlarının, Avrupa ve Amerikalı hemcinslerinden daha ziyade güzelliğin sırlarına vakıf oldukları cihanın reddedemediği bir şeydir. Fakat bizim kadınlar bilgi ve görgülerinden gelir sağlama hevesinde bulunmadıkları için bilgi ve keşifleri sınırlı bir çevrede kalmıştır.”

Faruki’nin kozmetik türlerin isimlerini yerli halkın anlayacağı biçimde değiştirmesi ise ticari anlamda dahiyane bir tutumdur. Müslüman halk, dilinin dönmediği eau de cologne’a odikolon derken, o önce, Faruki Kolonya Suyu ismiyle halkın karşısına çıkmış, daha sonra bu ismi Faruki Kolonyası ’na dönüştürmüştür.Daha başka bir çok müstahzara da Türkçe adlar takarak, bunların isim babası olmuştur: Zambak suyu (eau de lys), dudaklık (ruj), allık (compakt’lar), kirpik boyası ya da fırçalı sürme (rimel)…Parfümlere ise lavanta adını takmıştır. Avrupa’nın ünlü kokularına karşı Unutma Beni, Cici, Meltem, Şebnem isimli kokular tertip etmiştir.
Ürünlerine isim verirken hep belirli bir tavır sergilemiştir: “Bu kreme bir isim bulmak özellikle beni epey düşündürdü. Gerçi, ticari ve sanayi ürünlerde -icabına göre- şark ve garbdan aktarma yapmak alışkanlığım ise de milli adab ve lisan kuralları hususunda biraz mutaassıp olduğumdan inceliğe uygun olmayan bir takım parlak isimleri kullanmaktan sakındığım gibi, mesela fen adamı arkadaşlarımızdan Edhem Pertev Bey gibi, ‘Krem Faruki’ isimli bir tuhaf terkibi de müstahzarıma kabul etmeye gönlüm razı olmadığından, ‘Gül Kaymağı’ adını vererek, çıkarttığım müstahzarata ilave ve bu seneye mahsus olmak üzere güzelliklere düşkün memlekete yeni açılmış bir çiçek daha ithaf ettim.”
Çalışmalarında yüzü tamamen batıya dönük değildir Faruki’nin… Müstahzarlarını hazırlarken eski şark terkipleriyle yeni icat edilen kozmetik maddeleri birarada kullanmayı yeğlediğini vurgular.Bu yüzden yaşlı, ama güzeliklerini korumuş hanımlarla konuşur, onların sırlarını defterine kaydeder ve yeri geldiğinde bunlardan yararlanır.

Müessesesi, aynı zamanda tuhafiye ve manifatura ihtiyaçlarının karşılanabildiği bir mağaza idi. Sultanhamam’daki bu mağazada sergilenmekte olan madalya ve diplomalar, işgal yıllarında yaşanan bir yangın sırasında ne yazık ki yok olmuştur.

Ahmet Faruki’nin girişimciliği, yalnız parfümeri alanıyla sınırlı kalmamıştır. Osmanlı’nın ilk otobüs şirketini o kurmuştur. Birinci Dünya Savaşı yıllarında müsadere edilinceye kadar otobüslerini İstanbul’da işletmeyi sürdürmüştür.

Ayrıca ‘Müşkat’ ismindeki gazetesini jurnal edilinceye dek çıkartmıştır.

Abdülhamid’in son yılları ile İkinci Meşrutiyet devrinin bu namlı iş adamının işleri Meşrutiyet’ten sonra bir ara aksamış, bu yüzden işlerini küçültmeye mecbur kalmış, yine Sultanhamam’da ‘Cici’ adında küçük bir dükkana çekilmiştir. Cici markalı pudralar, rujlar, losyon ve kolonyalar bu dükkanın ürünleridirler.

Oğlu Nihal Faruki, Ahmet Faruki’nin 1942 yılındaki vefatından sonra da müessesenin faaliyetlerini devam ettirmiştir. Almanya’nın dünya çapındaki ‘Beiersdorf’ firması ile işbirliği yaparak bu firmanın ünlü Nivea markalı müstahzarlarını ülkemizde üretmeye başlamıştır.

Ahmet Faruki’nin sağlığında altın yıllarını yaşamış olan müessese, 1950’li yılların sonuna kadar faaliyetlerini sürdürmüşse de ne yazık ki günümüze ulaşamamıştır.

Facebook'a ekle Facebook'a ekle

Yorum yapılmamış »

Henüz yorum yapılmamış.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri.

Yorum yapın