MANOLYA
Bana ben seni seçtim demesinden önce başlamıştı her şey. Nasıl olur da ikimiz bir olup bulutları aşabilmiştik. Seçmek tonlarca ağırlık sırtlanmak değil midir? Seçmek insanın elini silindirin altına koyması değil midir? Ama aşmıştık işte bir kere. Bizi buna rağmen hafifleştiren şeyi bir unutsam? Unutmak ince bir buzun üzerinde fil gezdirmek aysız gecelerde.
Manolya’nın dediği gibi: “Şimdi geceleri nasıl uyuyacağız?”
O her zaman bana değil manolyaya inanmıştı. Ben söylüyorum sanmıştı. Benim manolyayı dinlediğimle aynı olamaz dedim. Anlamak istemedi. Gözlerini kapatıp bir yalan da ben söylemişim dünyada çok mu dedi? Hayır bu yalan uzun sürmeyecek gibi. Karşısında olduğum şey bu sefer ben değildim. Başkası! benim oyunumda bir başkasına yer yok bebeğim demek istedim.Ama başka başka konuştum işte! Ona rolünü söyledim. Tek tek her satırı, kelimeyi, kelimenin aralarındaki boşluklara sinmiş manayı not etti. Bana tüm ayrınıtılarıyla üç kez yineledi. Bu yüzden aklımda hiçbir şey kalmadı. Belki de hepsi olmaması gereken gerçeksiz bütün bir inanç.
“İnsan psikolojisinden iyi anlıyorsun” dedi.
Seçilmek istemedim. Çünkü seçilmemin yokuş aşağı kaymak gibi kolayca ve kendiliğinden olması içime sıkıntı veriyor. Bunu bir gün yitirirsem ardından ağıt yakarım, ama şimdi bıkkınım. Bıkkın olma lüksüm var böylesine. Artık beni bulamazsın. Ve o arka sokaklarda sensiz dolaşmak çok acı verici sen varken. Bilmiyorum yok etmem mi gerekir?
Diyemedim. Ama sezmişti. Diyebileceklerimin tümünü. .
Uzunca baktı. Kelimelerin bitimi yakın dercesine.
Acımı gizleyerek bir günah gibi güldüm.
Geriye doğru istediği hayatı benim için artık bir cezaydı.Artık hafifliğin cezasına bırakmıştım kendimi, yalnızken o sahte uçuşlardan sıyrıklarla kurtulduğum gibi kurtulamayacaktım Ağır yaralı ama elmasa dönmüştüm yüzümü…Güneşin doğduğu yerden geliyordu. Atiye yüreyeceğim o halde dedim ve elimi uzattım.
Arka sokaklarda birlikte yürümenin hayalini bir süre daha kuracağımı bilsem de !
Hem geçmişte, hem de gelecekte aynı anda varım dedin bir keresinde. An yok oldu. Bu ansız beraberliğimizin paslı sızısı. Hayal kurmak bu denli gıcırtılı ve hüsranlı olmamalı.
Arka sokaklar bittiğinde belki yine görürüm yüzünü.
melissa
Ne gariptir, sadece insomnia insana hayal kurmanın vakti geldi der ve rüyalarımızı alır,aşk insomnia yı verir gözlerimize, rüyalar kalbimizde kalır. Belki bu yüzden kurduğumuz hayaller, göremediğimiz rüyalardır aklımızda kalan, her” bitiş” de daha az tükenirken anılar, yeni uykusuzluklara kadar yeni yalnızlıklar biriktiririz.
Yorum — 17 Mayıs 2008 @ 08:17