Blog

Kendini aklamak yolunda zoraki bir dedektif Metin Çakır… - Tilki Leman

Kategori: Dergiler, Kitap, sayı 2   19:44   221 kez okundu

Yazar dostum Sadık Yemni benden her sayı için bir polisiye roman eleştirisi rica ettiğinde bunu nasıl yapacağım üzerinde bayağı düşündüm, çünkü iyi bir polisiye okuru olmak ile onları eleştirmek farklı şeylerdi. Düşünürken, aklıma polisiye romanlarına, bütünsel bir edebiyat eleştirisi getirmek yerine kahramanlarının üzerinden yaklaşmanın bana daha uygun olacağı fikri geldi. Bu fikirden yola çıkarak da aşağıda okuyacağınız ilk polisiye eleştirimi kaleme aldım.

İlk konuğum Metin Çakır…

Metin Çakır, Armağan Tunaboylu tarafından kaleme alınmış Yıldız Cinayetleri ve Resim Cinayetleri adlı romanların başkahramanı ve bence Türk polisiye edebiyatının en ilginç detektiflerden biri.

Kendi mahallesinde küçük çaplı bir muhabbet tellalı (ki kendisi bu süslü laf yerine p…..nk denmesini tercih eder) olan Metin Çakır, alışkın olduğumuz dedektiflere pek benzemiyor. Ne ‘cool’, ne de yakışıklı. Cesur olmadığı gibi aşırı duygusal ve fazlasıyla sulu göz. Üstelik bazen korkudan altına kaçırdığı oluyor. Zaten emekli olmak istemesinin nedeni hayatını değiştirme arzusundan ziyade rakibi Kürdo tarafından şişlenme korkusu.

Metin Çakır, ilk roman Yıldız Cinayetleri’nde tam da emekli olmaya karar vermiş, kızlarını rakibi Kürdo’ya devredip bir ev almışken kendini bir anda seri cinayetlerin içinde bulur. Eski kızları birer birer öldürülmektedir ve suç onun üzerine kalmıştır. Hem polis, hem de Kürdo peşindedir. Hangi birinden kaçacağını bilemeyen Metin Çakır’ın kendini aklamak için katilin peşine düşmekten başka çaresi kalmaz ve bol bol dayak yiyerek, sayısız kez ölüm tehlikesi atlatarak sonunda gerçek katilin yakalanmasını sağlar.

İkinci roman Resim Cinayetleri’nde bu kez Metin Çakır emeklilikten vazgeçmiş tekrar mesleğini icra etmeye başlamıştır. Ancak bu kez de şansı yaver gitmez yine bir takım cinayetler işlenir ve suç onun üzerine kalır.

“Anlaşılan galerici kadının cinayetini bana yıkacaklardı, ressamınkini de. Bu arada Asım Ağbi, zaman bulup da çözemediği birkaç cinayeti de bana kakalardı. Önümüzdeki yüz yıl boyunca parkın ön cephesi benden mahrum kalacaktı.”( Resim Cinayetleri, sayfa 44)

Zoraki dedektifimizin yaşadığı mahalle de kendisi gibi birbirinden ilginç tiplerle doludur:  “… bütün mahalle hırsız, nursuz, dolandırıcı, fahişe, pezevenk, lubinya, nonoş, kulampara, kapkaççı, tinerci, balici, mukleci, kalk gidelimci, manitacı, kelebekçi, gaftici, otel faresi ve yankesicilerden oluşurdu.”

Kendine özgü esprili bir anlatımı ve farklı bir gözlem yeteneği vardır Metin Çakır’ın. Zaten atıldığı maceraların bu kadar keyifle okunmasının sırrı kesinlikle onun anlatımında saklı:

Kapıdan girdiğimde Niko, her zamanki yerindeydi, barın ardında. Ağzında her zamanki gibi  bir sigara tüttürüyordu. Bu sigara masallardaki bitmeyen paralar gibiydi. Her zaman aynı uzunlukta. Niko bu sigarayı ne zaman bitirir, ne zaman atar, ne zaman yenisini yakıp bu uzunluğa getirir kimse yakalayamamıştı.” (Yıldız Cinayetleri, sayfa 37)

Ressamla röportaj yapanın konuşmalarından bir bok anlamıyordum ama arkadaşım televizyondaydı ulan. Meşhur olmuştu. Duygulanmaya başladım. Gözlerim yaşarmaya başladı. Ressam “akrilik” deyince bir damla süzüldü gözlerimden. Palet diyor, guaj diyor, gözlerim çeşme olup akıyordu. Kahvenin en önünde sırtım herkese dönüktü. Ağladığımı fark ederlerse, yarın parkın arka tarafında travesti satan Celil’in malı olurdum, beni satardı. Acımasız bir dünya parçasıydı burası, aynı her yer gibi.” (Resim Cinayetleri, sayfa 30-31)

Yaşadığı dünyanın bir dolu kuralı vardır ve Metin Çakır bunları önemser. Sıkı falçata kullanıcısı yasa dışı kahramanımız Metin Çakır’ın sevgi/saygı/korku karışımı duygular beslediği komiser Asım Ağbi ise polisiye edebiyatının bence kültleşmeye en aday komiseri. Hatta daha ileri giderek böylesine bir karizma bugüne kadar hiçbir polisiye roman kahramanında görülmemiştir diyebilirim:

Asım Ağbi “hadi oradan” der gibi bakıyordu. Asım Ağbi her zaman aynı biçimde bakardı. Tek kas oynamazdı yüzünde ama siz ondan çok farklı anlamlar çıkarırdınız. Anlam çıkarmaya devam ettim.” (Yıldız Cinayetleri, sayfa15)

Vazgeçip Asım Ağbi’nin direkt numarasını tuşladım. Mahallede herkes bu numarayı ezbere bilirdi. Bazen kafa yapmak için piç kuruları çevirir, daha ahizeyi yerine asmadan Asım Ağbi’yi karşılarında görürlerdi. Kaç kişi altına sıçmıştı korkudan. İlk çalışta açtı canım ağbim. Açtı ama bir alo bile demedi. Aldırmadım, hep böyle yapardı.” ( Yıldız Cinayetleri, sayfa 47 )

Asım Ağbi bir efsanedir hem de sadece Metin Çakır için değil tüm mahalleli için:

Ben de “burada ne işim var ki? Ben suçsuzum” der gibi bakmaya çalıştım ama olmadı. Asım Ağbi’nin gözlerine iki saniyeden fazla bakmak imkansızdır, mahallede beş saniye baktıktan sonra çarpılanların olduğu yemin billah edilerek anlatılırdı.” ( Yıldız Cinayetleri, sayfa13)

Yine bir başka Asım Ağbi efsanesi de şöyledir:

Asım Ağbi, mahalle halkını kendilerinden iyi tanırdı, hangi hırsız nereyi soyacak bilirdi. Hatta bir Asım Ağbi efsanesine göre, papiklenmiş bir hırsızcık bir eve dalar. İçerde Asım Ağbi onu beklemektedir. “ Beş dakika geç kaldın” der kelepçeyi geçirirken. Hırsızcık bir daha papiklenmeye tövbe eder.” ( Resim Cinayetleri, sayfa15)

********

Metin Çakır’ın aykırılığı, fakat aynı ölçüde insana özgü eksikliklerle donatılmış sıradanlığı ile Türk polisiye edebiyatının en sıkı karakterlerinden biri olduğunu düşünüyorum.

Ancak takıldığım birkaç noktayı belirtmeden de geçemeyeceğim. Kahramanımız birçok açıdan çok cahildir. O kadar ki bir CD’yi güneşe tutarak içini görmeye çalışır. Ya da “blöf” kelimesi ne anlama gelir bilmez. Bununla birlikte bir yerde “nanosaniye” lafını kullanır ya da idrarından DNA testi yapılabileceğinden korkar.

Fakat yine de bütün bunlar benim Metin Çakır’ın polisiye edebiyatımızın en özgün kahramanlarından biri olduğunu düşünmeme engel değil. Bence eğer okumadıysanız Yıldız Cinayetleri ve Resim Cinayetleri romanlarını mutlaka okuyun. Gerçek hayatta asla karşılaşmak istemeyeceğiniz Metin Çakır’ı dedektif olarak siz de seveceksiniz.

Bir sonraki sayıya kadar sevgiyle kalın…

Facebook'a ekle Facebook'a ekle

Yorum yapılmamış »

Henüz yorum yapılmamış.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri.

Yorum yapın